YAZARA MAİL GÖNDER Kadınların konuşulmamış hakları

YAZARLAR

Kadınların genellikle mağdur edildiğini kabul etmemiz lazım. Bütün dünyada manzara böyledir maalesef. Bu mağduriyet ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye değişir. Hırpalanan, şiddete maruz bırakılan, infaz edilen, horlanan, doğurduğu çocuktan dolayı kınanan, cinsel istismar vesilesi kılınan hep kadınlardır.
İslam hukukçuları, kadınların bir eş ve anne olarak birçok hakka ve imtiyaza sahip olduğunu belirtmişlerdir. Bu hakların her biri Kuran-ı Kerim'deki bir ayete veya sahih bir hadise dayalıdır. Bunları okuduğunuzda, okuduğunuz satırları birer eş olarak değil de, birer kız babası olarak değerlendirin. Bu durumda kadınları daha iyi anlama imkânına sahip olursunuz. Bu hakları, kız çocuğu olarak, eş olarak, anne olarak ve sırf kadın olarak diye kategorize edebiliriz.
Kız evlatların hakları:
Kadın, kadınlığından dolayı kınanamaz. Hor görülemez. Bu nedenle de hiçbir kadın, kız çocuğu doğurduğundan ötürü küçük görülemez. (Nahl, 58-59)
Doğan her kız çocuk en güzel isime layıktır (Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyuruyor: Siz kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız. O halde isimlerinizi güzel koyun).
Her kız çocuk iyi davranılma, iyi eğitim alma ve ilgi bekleme hakkına sahiptir. (Tahrim, 6)
Her kız çocuk, erkek çocukla aynı hakka sahiptir. Baba ve anne çocuk ayrımı yapamaz. (Hz. Peygamber (s.a.v.) buyuruyor: Çocuklarınızın arasında adaletle davranın. Adaletle davranın. Adaletle davranın. Bu cümleyi üç kez tekrarladı.)
Baba, kızına iyi bir talip çıktığında bunu kızıyla paylaşmalıdır.
Baba kızını, kızının istemediği kişiyle evlendiremez. Bu konuda baskı uygulayamaz. (Hz. Peygamber (s.a.v.) buyuruyor: Kızınıza dini ve ahlakı konusunda güvendiğiniz biri talip olduğunda onları evlendirin. Bunu yapmazsanız yeryüzünde fitneye sebep olursunuz.)
Eş olarak kadının hakları:
Kadın eşini seçme hakkına sahiptir. (Hz. Peygamber (s.a.v.) buyuruyor: Evlenmemiş kızı izni olmadan evlendirmeyin.)
Kadın güvendiği, itibar ettiği ve mutlu olacağını sandığı ahlaklı kişiye, 'benimle evlen' deme hakkına sahiptir. (İmam Nevevi ve Kastalani, bunun caiz olduğuyla ilgili hadisleri sunarlar. Bk: Kastalani, İrşad es-Sari, 8,44)
Kadın, kendisine talip olan kişi hakkında her türlü kimlik araştırması yapma hakkına sahiptir.
Kadın, ailesinin tavsiye ettiğini reddetme hakkına sahiptir.
Zorla evlendirilmiş olan kadın, kendini savunacak duruma geldiğinde evliliğini gözden geçirme hakkına sahiptir. (Hz. Hansa binti Hudan babası tarafından zorla evlendirilmişti. Hansa bunu Hz. Peygamber'e (s.a.v.) arz etti. Hz. Peygamber (s.a.v.) bu nikâhı feshetti.)
Kadın, taliplisini görüp sorgulama hakkına sahiptir.
Kadın, evleneceği kişiden -yüksek meblağ da olsa- mehir isteme hakkına sahiptir. (Nisa, 21; Bakara, 229)
Kadın, özgür olarak sermaye edinme ve bunu dilediği gibi -harama bulaşmamak koşuluyla- harcama hakkına sahiptir.
Kadın, nikâh akdi sırasında kendini sağlama alacak şartlar ileri sürebilir. Ayrıca buna sadakati de isteme hakkına sahiptir. (Maide, 1)
Kadın, evlilik için alınacak eşyalarda, düğününü ilanda, yapılacak düğünle ilgili her türlü talebini iletme yetkisine sahiptir. Düğünle ilgili kadının talepleri dinlenir. İtirazları ciddiye alınır. Ayrı evde kalmayı isteme hakkına sahiptir.
Kadın, evlendikten sonra kocasının maddi ve manevi her türlü temizliği hakkında titiz davranma hakkına sahiptir. Erkek temiz olmak zorundadır. Kadının zorunlu olduğu gibi.
Kadın, psikolojik ve dini açıdan sakıncalı gördüğü durumlarda kocasını kendisinden uzak tutma hakkına sahiptir. Regl halinde cinsel uzaklık gibi. (Bakara, 222)
Eşlerin birbirlerine fiziksel yakınlığında iki tarafın da anlayışlı davranması gerekir. Erkek kendisine yakınlaşmak isteyen karısını reddedemez. Erkek, hanımın bu talebine anlayışla yaklaşmalıdır. Bunu alay veya küçümseme vesilesi yapamaz.
Çocuk isteyip istememe konusu, karı-kocanın beraberce verecekleri bir karardır. Çocuk isteme konusu erkeğin tek başına vereceği bir karar değildir. (Not: Bir gazete yazısında cinsellikle ilgili teferruata girmek istemiyorum. Ama ilgililer 'azil' konusunu incelerlerse konuyu daha ayrıntılı görebilirler. Çünkü cinsel yakınlık sırasında, çocuk olmaması için alınacak tedbirlerde bile, erkek karısının rızasını almak zorundadır.)
Kadın kocasının ters yakınlaşma isteğini reddetme görevi ve hakkına sahiptir. Reddetmelidir. (Bakara, 223.) Bunun haramlığı Kuran ve sünnetle sabittir.
Kadın doğurmak hakkına sahiptir. Çocuk sahibi olmak ister. Erkek buna tek başına engel olamaz.
Kadın kürtajı reddetme hakkına sahiptir.
Kadın kocasından iyi davranış bekleme hakkına sahiptir.
Kadın kocasından saygı bekleme hakkına sahiptir.
Kadın kocasından ilgi ve ciddiyet bekleme hakkına sahiptir. Koca karısıyla olay edemez. Onu hafife alamaz. Erkek karısına ilgi göstermek zorundadır. Eve gelip gelmeme konusunda bile, karısının rızasını almak durumundadır.
NOT: Bu önemli konuya devam edeceğiz. İnşallah.


***
Kuran'da son inen ayet
Kuran-ı Kerim'de son inen ayetin hangisi olduğu konusu merak edilen bir konu olmuştur. Bu konuda iki ayet üzerinde durulmuştur:
1-) Sahabenin bir kısmı ve bazı alimlere göre Kuran-ı Kerim de son inen ayet şudur:
"Öyle bir günden sakının ki o gün Allah'a döndürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı tastamam verilecek, onlara hiç haksızlık edilmeyecektir." (Bakara,281)
Bu ayetin inişinden sonra Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sadece 9 gün yaşadığı ifade edilir. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) bu ayetten sonra üç saat, veya 81 gün yaşadığını belirten rivayetler de vardır. (Alüsi, ruhu'l-meani, III, 55)
2-) İkinci görüşe göre ise Maide suresinin 3. ayeti Kuran'da inen son ayettir.
O ayet şöyleydi: "Bu gün sizin dininizi kemale erdirdim. Ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Size din olarak İslam'a razı oldum."
Hz. Ömer (r.a.) der ki: "Allah'a yemin ederim ki ben, bu ayetin indiği yeri ve indiği saati biliyorum. Bu ayet Hz. Peygamber'e (s.a.v.) veda haccında, Arafat'ta, cuma günü ikindi namazından sonra indi.
Bazı alimler ise bu iki ayetin iniş sırasını şöyle yorumlarlar:
Kuran'da son inen ayet Bakara suresinin 281. ayetidir. Maide suresinin 3. ayeti ise hukukla, helal ile haramla ilgili herhangi bir ayetin bundan sonra inmeyeceğini anlatan ayettir. (Suyuti, itkan, 30)
Maide 3. ayeti ise, bundan sonra hükümlerle (ahkâmla) ilgili herhangi bir ayetinden incelemeyeceğini anlatıyordu. Kuran-ı Kerim'deki son ahkam -hüküm- ayetinin ise, faizle ilgili ayet olduğu ifade edilmiştir.
***
Hz. Peygamber'in (s.a.v.) son hutbesi
Sahabenin ileri gelenlerinden olan Ukbe bin Amir (r.a) şöyle anlatıyor.
Hz. Peygamber (s.a.v.) vefatından önce Uhud şehitlerini ziyarete gitti ve tekrar cenaze namazı kıldı. Sonra Medine'de minbere çıktı. Dirilerle ölülere veda eder gibi hutbe okudu. Şöyle buyurdu:
"Ben (Kevser) havuzun başına sizden önce varacağım. Ben, benim arkamdan sizin şirk koşmanızdan korkmuyorum. Fakat ben, sizlerin dünya için yarışa girmenizden ve birbirlerinizle çarpışıp sizden öncekilerin helak olduğu gibi helak olmanızdan korkuyorum.
Ukbe (r.a.) diyor ki: Bu benim Hz. Peygamber'i (s.a.v.) minber üzerinde son görüşüm oldu. O'nu bir daha minberin üzerinde görmedim.
(Buhari, hd: 1344, Müslim, Fezail, 31 hd: 2296; Ebu Davud, Cenaiz, 75, hd:3223; Nesai, Cenaiz, 61)
***
SORULAR
Bir avukat suçlu olduğunu bildiği kişiyi savunabilir mi?
- Avukat suçlu olduğunu kesin olarak bildiği kişiyi 'suçsuzdur' diye savunamaz.
Bu yalan şahitliğin içine girer ve zalimin yanında konumlanma anlamına gelir. Çünkü bu durumda avukat, meşru olmayan deliller bulmak zorunda kalır.
Ancak bir avukat, suçlu olan müvekkilin hak ettiğinden daha ağır bir cezaya çarptırılmaması veya işlemediği ekstra suçlarla da muhatap olmaması için savunma yapabilir. Burada savunma yapacağı alan bellidir.
Polisin sanığı konuşturmak için işkence yapması caiz mi?
- Polisin işkence yöntemini kullanması tasvip edilemez. İşkence hariç diğer psikolojik yöntemlerin -çok önemli olan hukuki bir meselenin ortaya çıkması, birine suikast tertibini bozma, birinin ırzına, canına kastedilme ihtimalinin devam ediyor olması hallerinde- kullanılması caiz olabilir.
Özellikle de tutukluya işlemediği bir suçu yıkmak için işkence, zulüm ve baskı kesin bir dille haram kılınmıştır. Ahirette mezalim diye özel bir mahkeme kurulup, bu konulara bakılacaktır. Ahirette de bununla ilgili hesap mutlaka sorulacaktır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Kıyamet gününde azapların en şiddetli olanları dünyada insanlara işkence yapanlardır."
Unutulmamalı ki, mahkemede karar verilir. Bunu da mahkeme, yargıç ve deliller belirler. Karakoldaki baskı değil. Ancak suçlunun ortaya çıkarılması için değişik, meşru şaşırtma yöntemleri kullanılabilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.