YAZARA MAİL GÖNDER Abdulkadir Geylani hazretlerinden oğluna öğütler

YAZARLAR

Duru, temiz, hesapsız, kirletilmemiş bir kalp. Kirletilmemiş, lekelenmemiş bir vicdan. İşte Yüce Rabbin istediği mümin kalbi bu kalptir.
Mahşere kalkanlar, cennet ümidi veya cehennem korkusuyla yürüyecekler. Yüreklerinde günahın korkusu vardır. Dünyada işledikleri her şey akıllarındadır. O gün dünyada yaşadıkları her şey dipdiri akıllarındadır. Hiç olmadıkları kadar iyi hatırlıyorlar. Her ayrıntı akıllarına geliyor. Dengeleri alt üst oluyor.
Ter içindeler. Korkuyorlar. Ya kitaplarını sol ellerinden alıp cehenneme yürüseler. Ya ibadetleri yüzlerine çalınsa. Binlerce korku ve endişeyle yürüyorlar.
Beri yandan yaptıkları secdeler, tuttukları oruçlar, yaptıkları iyilikler akıllarına geliyor. Rahatlıyorlar. Bir ümit rüzgârı esiyor. Belki de Allah onları affedecektir. Mahşerin çetin gününü anlatan ayetler işte bu hali yaşayan insanı anlatıyor.
"O gün ki ne mal fayda verir ne de oğullar. Allah'a selim (arınmış) bir kalp ile gelen başka" (Şuara,88-89).
Allah'a şirk koşmamış, başkasına kötülük düşünmeyen, sahtekârlığa meyl etmeyen, sevecen ve temiz bir kalp; makam, mevki, mal, mülk ve evladın bile veremeyeceği bir destekle kulu Allah'a yakınlaştırır. Selim bir vicdan Allah yolunda harcanmış milyarlarca sadakadan etkili olabilir. Çünkü sadaka veya ibadette riya ve gösteriş olabilir ama, selim bir kalpte riya olmaz. Çünkü kalbi duru olmayanın ibadeti kabul edilmez.
O zaman kalbinizi yoklayın. Başkasına düşmanlık var mı, kin ve nefret var mı, sahtekârlık var mı, nifak var mı, iki yüzlülük var mı? Bunların biri bile varsa, kalbiniz 'selim' bir kalp değil elbette. Yüze karşı gülümsüyor da arkada hesap kuruyorsanız 'selim' bir kalp yoktur demek. Yüze karşı başka, arkadan başka iseniz 'selim' bir kalp yoktur demektir. İnsanların iyi niyet ve samimiyetini istismar ediyorsanız selim bir kalp yoktur demek ki. Yüz defa hacca gitmişseniz, bütün insanlar sizin adınızla yemin edecek kadar size itimat etmişlerse, selim bir yürek taşımıyorsanız boşa kürek çekmişsiniz demek ki. Kalbinizin selim olup olmadığını ise sadece Yüce Allah ve siz, yani o kalbin sahibi olan siz bilirsiniz. Dışarıdakilerin sözü, sazı bir gram mana ifade etmez. Kalem o kadar keskin. Söz o kadar nettir. Artık herkes ne yaptığına, ne kazandığına baksın. Ve selim bir kalple gelmeyen cennet bulamayacaktır. İsterseniz ayetlerin devamına bakalım:
"Cennet Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak. Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara Allah'ı bırakıp tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı, denilecek. Artık onlar ve o azgınlar ile iblisin askerleri hepsi birden tepetaklak oraya atılırlar. Orada onlar, taptıklarıyla çekişerek şöyle derler: Allah'a ant olsun ki! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk. Bizi ancak (önderimiz olan) suçlular saptırdılar. İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok. Candan bir dostumuz da yok (Şuara: 90-101).
Kalbinizi yoklayın. Kalbiniz selim mi, karışık mı. Hasta mı, duru mu? Allah'a mı ait, başkasına mı ait? Kararı aklınız ve vicdanınız versin.

Abdulkadir Geylani hazretlerinden oğluna öğütler
Bilmiş ol ki, ey oğlum! (Allah bizi de, seni de ve bütün Müslümanları da başarılı kılsın.) Önce Allah'tan gerektiği gibi korkmanı, O'na itaat etmeni, O'nun emirlerine sarılmanı ve çizmiş olduğu sınırları korumanı (helal ve haramı bilip korumanı) vasiyet ederim. Oğlum! Bilmiş ol ki, Bizim bu yolumuz -yani tasavvuf yolu -şu esaslar üzerine kurulmuştur:
1- Allah'ın Kitabı,
2- Resulullah'ın (s.a.v.) Sünneti,
3- Gönül selameti,
4- El cömertliği,
5- Hayrı çoğaltıp yaygın hale getirmek,
6- Eziyet ve cefa etmemek, kimseyi incitmemek,
7- Müslüman kardeşlerimizin birtakım yanılma, kayma gibi kusurlarını hoş karşılamak, görmezlikten gelmek.
Oğlum! Bilmiş ol ki, (Allah bizi de, seni de başarılı kılsın!) Fakirliğin hakikati, senin bir benzerin olan kimseye muhtaç olmamandır. Zenginliğin hakikati de yine senin (yaratılışta) bir benzerin olan kimseden müstağni kalmandır. Ona el açmamandır.
Şüphesiz ki tasavvuf, bir haldir, boş söz ile uğraşan kimse için, böyle bir hal düşünülemez. Bununla beraber sen bir fakir gördüğün zaman ona ilimle hitap etme, yani hemen ilimle başlama, merhamet ve şefkatle başla. Çünkü ilk karşılaşmada ilim onu kaçırıp yabanileştirir. Fakat merhamet ve rahmet, onu ehlileştirip yaklaştırır.
Oğlum! Yine bilmiş ol ki: (Allah seni de bütün Müslümanları da başarılı kılsın) Tasavvuf sekiz özellik üzerine kuruludur:
1- Gönülden gelen cömertlik.
2- Allah'ın takdirine razı olmak.
3- Kaza ve belaya sabretmek, hayırlı işleri yaparken tahammüllü olmak.
4- Manevi işarete kapı açmak.
5- Kendini Allah'tan başkasıyla garip saymak, asıl gurbetin Allah'tan uzak kalındığı zamanlar başladığını bilmek.
6- Kaba yünden mamul elbise giymek. Yani giyim ve görünüşte mütevazı olmak.
7- Yeryüzünde Allah'ın farkında olup daima ibadet için gezip dolaşmak.
8- Fakirliği benimsemek. İsyan etmemek, haram yoldan kazanmaktansa fakir kalmayı tercih etmek.
Gönülden gelen cömertlik, İbrahim Peygamber'in (a.s.) özelliğindendir. İlahi takdire razı olmak İshak Peygamber'in özelliğindendir. Sabır, Eyyub Peygamber'in özelliğindendir. Manevi işarete kapı açmak, Zekeriyya Peygamber'in özelliğindendir. Gurbet, Yusuf Peygamber'in özelliğindendir. Kaba yünden mamul elbise giymek Yahya Peygamber'in özelliklerindendir. Sürekli ibadet için gezip dolaşmak İsa Peygamber'in özelliğindendir. Fakirliği benimsemek, Allah'ın Nebisi, Resulü, Sevgilimiz, Efendimiz, şefaatçimiz, Hz. Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.) özelliklerindendir. Allah onu çok şerefli kılsın, onun şeref ve itibarını arttırsın!
Oğlum, zenginlere izzet ve şerefini koruyarak; fakirlere de alçak gönüllülüğü ifade ederek görüşüp arkadaşlık et! Her işinde İhlas'tan yana ol! İhlas, halkın, işlediği amele bakıp bakmadığını unutmandır. Allah'ın da devamlı surette o iş ve ameli gördüğünü hatırdan çıkartmamandır.
Fakirlere şu üç kusuru gözeterek hizmette kusur etme:
1- Onlara karşı her zaman alçak gönüllü ol ve görün.
2- Güzel ahlakın örneklerini göstermeyi unutma.
3- Nefsini her türlü kir ve pastan temizleyip berraklaştır.
Nefsini öldür ki hayat bulasın!
- Halkın Allah'a en yakın olanı ahlak yönünden en güzel ve en geniş olanıdır.
- Amellerin en üstünü, sırra dikkat edip kulluk konusunda Allah'tan başkasına yönelmemektir.
- Fakirlerle birlikte olduğun zaman onlara sabrı ve bir de hakkı tavsiye et!
- Dünyadan sana iki şey yeter: Fakirle sohbet, büyüğe hürmet.
Oğlum! Senden aşağı olanlara saldırman zayıflığın alametidir. Kendinden üstün kimselere saldırman ise böbürlenmenin işaretidir.
İşte bu, benim sana olan vasiyetimdir. Aynı zamanda duyabilecek durumda olan müritlerime vasiyetimdir. Allah seni de bizi de yukarıda belirttiğim ve açıkladığım hususlarda başarılı kılsın; bizi, selef-i salihinin -bizden önce geçen alimlerin- yolunda yürüyen ve onların izini takip eden kullarından eylesin! Duamızı, Efendimiz, Peygamberimiz, şefaatçimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hürmetine kabul buyursun. Selat u selam, Peygamberimize, O'nun hanedan ve eshabına çokça olsun ve kıyamete kadar devam etsin!

***

Elbette evlatlarımıza büyük sadık Abdulkadir-i Geylani Hazretlerinin bu sözlerini hatırlatmalıyız. Dini eğitimin terbiyesini almış, vicdan ehli, dini yaşantısı olan, salih ve sadık evlatlar olduğu gibi; şımarık, ehlileşmemiş, saldırgan, kabadayı, etrafındaki yakınlarıyla insanları sindiren, şer ehli, kumar ehli, gece ehli evlatlar da var. Etrafınıza bakın. Yakındalar. Yanı başınızdalar. Her taraftalar. Allah onları da ıslah etsin. İslam'ın edebiyle edeplendirsin.
Biz babalara düşen de evlatlarımıza Abdulkadir-i Geylani nin sözlerini fısıldamaktır. Aksi halde evlatlarımızın günahı aynı zaman da bizim de günahımızdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.