YAZARA MAİL GÖNDER Bahçeli ve Türkeş

YAZARLAR

7 Haziran öncesinde MHP'nin, Tuğrul Türkeş'e istifa çağrısı yapan Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın katıldığı bir televizyon programında şöyle demişti:
"HDP barajı geçmese de Ak Parti iktidardan her geçen gün uzaklaşıyor. HDP barajı geçerse zararı Ak Parti'ye olur ve hatta zararı CHP'ye olur.
Çünkü HDP, Ak Parti ve CHP'den oy alacak.
Buradan en kârlı çıkacak MHP olur."
Yine önemli bir MHP'li isim Meral Akşener de, "HDP'nin barajı aşmasının benim için bir mahzuru yok" demişti.
MHP'li eski belediye başkanı Resuloğlu da HDP'nin barajı aşmasını istediğini de belirten bir röportaj vermişti.
Demek ki HDP'nin barajı geçmesini arzuladığını ilan eden MHP'li vekiller Bahçeli'yi rahatsız etmiyormuş. Çünkü bu isimler hâlâ oldukları yerde duruyor, dursunlar da. Fakat ülkeyi seçime götürecek hükümete girdiği için Tuğrul Türkeş'in tutumu istifa gerektiriyormuş.
Türkeş'in kararını anlamak için önce Bahçeli'nin kararlarına bakmak gerekir. "Erken seçimden korkmuyoruz. Her an seçim olacakmış gibi Kırıkkale'den bugün startı veriyoruz" diyen, '15 Kasım olsun' diye tarih bile veren Bahçeli değil miydi? İki hafta sonra erken seçime 'zehirdir' diyen de aynı Bahçeli'ydi. Peki, Bahçeli erken seçim startı verirken mecburen bir seçim hükümeti kurulacağından habersiz miydi?
Hem koalisyon kurmaya, hem CHP ile koalisyonda başbakan olmaya, hem erken seçime hem seçim hükümetine hem de azınlık hükümetine karşı çıkan Bahçeli, 18 yıllık genel başkanlığına bir kez baraj altı kalma dahil tam dokuz seçim başarısızlığı sığdırmış olmasına rağmen başka başarılı isimleri tasfiye ve aşağılamada da tereddüt etmedi.
Geçtiğimiz aylarda adı kaset söylentilerine karıştığında hiç sahip çıkmadığı Meral Akşener'in adı Meclis Başkanlığı adaylığı için geçtiğinde de, "MHP'de hep Akşener Akşener demek edepsizlik" ve "Meral Akşener devre dışı kalır haberiniz olsun" demişti. Yine kamuoyunda isim yapmış Özcan Yeniçeri ve Sinan Ogan gibi eski vekilleri de bu dönem aday göstermeyip ihraç ettiği de sır değil. Bakanlık teklifi aldı diye 'sadakati ispat' için Genel Başkan Yardımcılığı'ndan da istifa eden kafa böyle bir ortamdan çıkıyor işte.
Türkeş'in kararını anlamanın bir diğer yolu da Milliyet'e verdiği röportajdaki şu ifadelerine bakmak:
"Ne yapacağız her şeye hayır diyerek, Türkiye'yi fesih mi edeceğiz, kapatıp gidecek miyiz? Hepimiz milliyetçi hareketin üyesi, MHP'liyiz... MHP açısından da Türkiye'nin beka sorunu varken, asansörden isim silmekle uğraşmak yakışıyor mu diye soruyorum.
Ben o seviyeye inemem... Bu anayasal bir mecburiyettir. Hiçbir şey yapmayıp, sadece muhalefette durup HDP'lilerin olduğu bir hükümetin, varlık yokluk mücadelesi verilen bir dönemde ülkeyi yönetmesine izin mi verecektik? Oysa şimdi MHP'nin sorumlu bir üyesi olarak MGK'da yer alacağım. O masada, devletin aldığı kararların içerisinde olacağım... Türkiye uçurumun kenarına gelmiş, anarşi, terör azmış. Bir tekme de ben mi vursaydım? Ben Türk milliyetçisiyim. Bunu seyredecek değilim. Rahmetli babam hayatta olsa, üstelik 80 vekille Meclis'te bulunsa, Başbakan Yardımcı olarak Başbakan'ın yanında oturur, ideallerini, politikalarını çatır çatır konuştururdu. Ben de onun oğluyum.
Alnım aktır."
Bu anlamda Türkeş'in çıkışı, Bahçeli'nin sorumluluk almaktan kaçan, otoriter politika anlayışına karşı bir duruş olarak da okunabilir.
Bahçeli, elini değil, serçe parmağını bile taşın altına koymadı, 'yanan ateşe bir odun da ben atayım' dedi. Türkeş, elini taşın altına koyarak bu pasif siyasetsizliği bozdu.
Olan budur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.