YAZARA MAİL GÖNDER Sadece başkanlık mı yoksa yeni anayasa mı?

YAZARLAR

'nin, başkanlık sistemini halkoyuna sunma çağrısı tartışılmaya devam ediyor.
Sabah'ın duyurduğu üzere, her şey takvime uygun gittiği takdirde, nisan ayında sandık halkın önüne konabilir.
Ancak oylanacak olan sadece başkanlık sistemi mi olacak, yoksa aynı zamanda yeni anayasa mı?
Konuyla ilgili konuştuğum kaynaklar iki seçeneğin de masada olduğunu, hem yeni anayasa hem de başkanlık sistemi özelinde gerekli çalışmaların tamamlanmak üzere olduğunu söylüyorlar.
Şahsen, bugüne dek sadece revizyona tabi tutulmuş olan darbe anayasasını kökten değiştirmenin, en başta girişimini püskürtmüş bu milletin hakkı olduğuna inanıyorum. Daha üç ay önce asker botuyla çiğnenmeye çalışılmış olan millî iradenin önüne, o botlar altında yazılmış 12 Eylül anayasasının değiştirilmiş maddelerini değil, seçilmişler eliyle yazılmış ilk sivil anayasamızı koymak daha isabetli ve hakkaniyetli olur.
Ancak buna sıcak bakacak mı? Ak Parti ve MHP arasında gerilim kaynağı olan maddeler ne olacak? İlk üç madde, vatandaşlık tanımı, vb. görüş farklılıkları ne olacak?
Mevcut anlaşmazlıklar aşılıp, ortak bir zemin bulunabilecek mi? Ak Parti'ye yakın kaynaklar, bu hususta da MHP ile istişare etmeye hazır olduklarını söylediler. MHP yeşil ışık yaktığı takdirde, milleti darbe anayasasından kurtaran iki parti olarak tarihe geçebilirler. Bu arada CHP de kendi varlığını inatçı bir olumsuzluk ve topyekûn bir ret tavrıyla anlamsızlaştırmaya devam edebilir.
Öte yandan 'sadece revizyon olmalı' fikrini savunanlar da var. Ancak yönetim sistemi ve kurumlarını tamamen dönüştürecek bu adım, yaklaşık 110 maddenin değiştirilmesini gerektiriyor. Yıllardır 82 Anayasası için 'yamalı bohça' denirdi ya, işte bu sefer nerdeyse 'yama tutmaz bir bohçamız' olması da söz konusu.
Irak ve Suriye'de verdiğimiz mücadele, biçim olarak farklı olsa da, FETÖ, PKK, DAEŞ, DHKP-C'ye karşı verilen mücadeleden farklı değil.
Tüm bunlar Türkiye için sadece birer 'güvenlik tehdidi' değil, aynı zamanda varlık tehdidi. Dolayısıyla her birini varlığımıza kast eden unsurlar olarak görmek en doğrusu.
Bu minvalde bir tür seferberlik döneminden geçiyoruz.
Devlet yapısını güçlendirmek ve siyasetin krize açık işleyişini ortadan kaldırmak, bekâ mücadelemizin bir parçası. Bir buçuk yıl önce sistem reformuna kayıtsız şartsız karşı çıkan MHP'nin halka gitme çağrısını da bu bağlamdan ayrı okumamak lazım. O yüzden seçilmişler, ideolojik farklılıkları olabildiğince kenara koyup, milleti merkeze alan yeni bir anayasayı bu millete sunmalılar...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.