Türkiye'nin en iyi haber sitesi
NAZLI ILICAK

Bu görüşme AKP'yi yıpratmaz

MİT-PKK görüşmesinin kaydı internete düştü. Görüşmeye, Hakan Fidan, Müsteşar Yardımcısı sıfatıyla katılıyor. Bu yüzden, temasların Fidan'ın bu göreve atandığı 17 Nisan 2010'dan sonra cereyan ettiği söylenebilir. Türk kamuoyu, uzunca bir süredir, PKK ile görüşüldüğünün farkındaydı. Hatta Başbakan Tayyip Erdoğan bile "Devlet benim bilgim dahilinde bu temasları yürütüyor" şeklinde konuşmuştu. Terörle mücadele eden, İspanya ya da İngiltere gibi başka ülkelerde de, bu şekilde davranıldığını biliyoruz. Dolayısıyla, AK Parti hükümeti ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın böyle bir inisiyatifi almış olması kınanacak değil, takdir edilecek bir tutumdur. Bununla beraber, herkesin, hükümete aynı anlayış ve hoşgörüyle bakacağını sanmam. Özellikle, terörün tırmandığı, şehit cenazelerinin geldiği ve sınır ötesi kara harekâtından söz edildiği bir ortamda, bu ses kaydının internete düşmesi, belli ki, AK Parti'yi ve Erdoğan'ı yıpratmayı amaçlıyor. MİT de yara alıyor. Çünkü gizliliği sağlamak onun göreviydi. PKK ile müzakere riskli bir durum arz ettiğine göre, neden gerekli tedbir alınmadı? Konuşmanın yapıldığı o salon ve gelenler aranabilirdi.
Tabii, "zamanlama" ve "bu görüşmeleri kimin sızdırdığı" sorusu da önemli. Ses kaydı ilk olarak, PKK'ya yakın Dicle Haber Ajansı'nda "Görüşmelerin iç yüzü Erdoğan'ı yakacak" başlığıyla yer aldı. Daha sonra ajans, "Şifremiz kırıldı; bir sanal saldırıyla karşılaştık. Bunun sonucu olarak, ses kaydı sitemizde yayınlanmıştır" dedi ve haberi geri çekti. PKK'ya yakın Fırat Haber Ajansı da, benzer bir davranış sergileyerek ses kaydını yayından kaldırdı.
Güvenlik ağırlıklı önlemlerin alındığı, Kandil'e kara harekâtının düşünüldüğü bir dönemde, AK Parti iktidarı teşhir ediliyor. Bunda PKK'nın parmağı olabilir. Zaten BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, çatışmadan vazgeçilmesini, hatta PKK ile müzakerelerin açık zeminde devam etmesini talep etti. Ayrıca, PKK ile dirsek temasını hiçbir zaman kaybetmeyen İsrail'in parmağı olabileceği de akla geliyor. Görüşme kayıtlarının piyasaya sürülmesi, "Arap âleminin lideri olmayı bırak da, sen önce kendi içine çeki düzen ver" mesajı olarak değerlendirilebilir.
Mamafih, yazımın başında da söylediğim gibi, hükümet açısından önemli bir sorun yok. Gerçi Tayyip Erdoğan, ilk başlarda Kemal Kılıçdaroğlu'na, "Terör örgütüyle görüşüldüğü iddialarını ispat edemezsen şerefsizsin" demişti. Fakat daha sonra, bu bilgileri kamuoyuyla paylaştı. Habur açılımının bir uzlaşma neticesinde ortaya çıktığı da, herkes tarafından biliniyordu.
Telâşa gerek yok. Yalnız anlayamadığım bir nokta mevcut: Şimdi MİT Müsteşarı olan Hakan Fidan, kapalı kapılar ardında, niçin, sürekli "Sayın Öcalan" hitabını kullanıyor ve onu kıyasıya övüyor? Bu şekilde muhataplarının güvenini mi kazanmak istiyor? Yoksa Öcalan, gerçekten yıllar içinde o methiyeleri hak edecek bir değişim ve dönüşüm mü geçirmiş?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA