YAZARA MAİL GÖNDER Banyas, Reyhanlı ve Acilciler

YAZARLAR

Reyhanlı katliamını Suriye El Muhaberatı'na yakın bir örgüt (Acilciler) gerçekleştirdi. Bu, hükümet yetkililerinin açıklaması. Dışişleri Bakanı Ahmet Davudoğlu, ilâve bilgiler veriyor. "Banyas katliamını kimler yaptıysa, o katliamın uzantısı olacak şekilde Türkiye ve Lübnan'da bu çatışmaların yayılmasına dönük provokatif bir eylem" diyor. Banyas'ın arkasında kimler varsa, Reyhanlı'da da onların ayak izlerinin teşhis edildiğini belirtiyor.
Mayıs'ın ilk haftası, Akdeniz kıyısındaki Banyas'ta, yüzlerce kişi Esad yanlısı Alevi milisler tarafından öldürüldü. Times gazetesi, bu iddiasını, THKP-C /Acilciler örgütünün lideri olarak tanınan Mihraç Ural'ın bir konuşmasına dayandırdı. Aslen Antakyalı olan, ama çok uzun süreden beri Suriye'de yaşayan Ural'ın, muhalif İslâmcı militanlarla savaşmak amacıyla "Mukaveme Suriye" adlı bir örgüt kurduğu ileri sürülüyor. Times gazetesi, Ural'ın şu sözlerine yer veriyor: "Banyas teröristlerin denize tek erişim yoludur. Banyas'ı kuşatmak ve sonra temizliğe başlamak son derece acildir. Mukaveme Suriye olarak bizler devreye girip, savaşı desteklemeliyiz."
Dışişleri Bakanı Ahmet Davudoğlu, Reyhanlı katliamından önce bir toplantı için bulunduğu Londra'da, Banyas olayının Türkiye'yi kaygılandırdığını, Esad'ın ülkenin tümünü kontrol altına almanın kolay olmadığını görünce, belli bir bölgeyi etnik temizliğe tâbi tutup, orada etkin olma stratejisine geçtiğini söylemişti. Şimdi de, Davudoğlu, Reyhanlı'yı da Banyas'ın devamı olarak görüyor.
Öte yandan, bunun tam aksini savunanlar var. Hatay'da, olayı protesto için toplanan grupta "Katil ABD, işbirlikçi AKP" sloganı atıldı. Onlara göre, Reyhanlı katliamı, ABD'nin ve NATO'nun Suriye'ye müdahale etmesini kolaylaştırmak için gerçekleştirildi; arka planda Suriyeli muhalifler, El Kaide bağlantılı El Nahda var.
Ben hükümetin açıklamalarına itibar ediyorum. Bununla beraber, Türkiye'nin lüzumundan fazla Suriye meselesine angaje olmasının ülkemizi şiddet eylemlerine açık bir duruma getirdiğini düşünüyorum. Esad, halkına zulmeden bir diktatör olabilir. Türkiye, Batı dünyasıyla birlikte hareket ederek ve kapılarını sığınmacılara açarak haklı bir duruş sergilemiştir. Ama, ilişki, "kan davasına" dönüştürülmemeliydi. Biraz daha soğukkanlı ve mesafeli yaklaşmak gerekirdi. Zira, Suriye bizim komşumuz; orada yaşayanlarla halkımız arasında yakın ilişkiler mevcut. Dolayısıyla, Esad'ın bize zarar verebileceği bir konumda bulunuyoruz. Nitekim, zarar da veriyor.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.