YAZARA MAİL GÖNDER Mısır'da katliam ve Türkiye'nin tavrı

YAZARLAR

Türkiye'nin Kahire Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı, Mısır'daki olayları yorumlarken, "Ülkemizi soruna taraf gibi gösteren çabalar oldu. Bu doğru değil. Türkiye tarafsızdır ve bütün Mısır halkını kucaklamaktadır. Bütün Mısırlılara kucak açan açıklamaları Türkiye mutlaka yapacaktır" dedi.
Belli ki Büyükelçi vaziyeti idare etmeye çalışıyor. Zira Başbakan Erdoğan'ın beyanları ile Türkiye açıkça askeri yönetime karşı ve Mursi'den yana tavır aldı.
5 Temmuz 2013 TÜBİTAK Kurultayı kapanış konuşması: "Mısırlı bürokratlar Türkiye'nin yakın tarihini mutlaka okumalı. Darbeciler er ya da geç hesap verecektir, vermiştir. Dünyanın neresinde olursa olsun, seçimle gelmiş iktidara karşı yapılan darbeler kötüdür. Darbelerin hedefi halktır, gelecektir ve demokrasidir."
14 Temmuz 2013 Birlik Vakfı iftarı: "Asker gitsin sınırları korusun, onun görevi o. Sandık niye var? Oralardan halkın iradesiyle bir yönetim çıkacak ve bu yönetim ülkeyi yönetecek. Başarılı da olabilir, başarısız da. Eğer başarısız olursa sandık tekrar gelecek öne... Benim şu anda Mısır'daki cumhurbaşkanım Mursi'dir. Çünkü onu halk seçmiştir. Biz böyle bakmazsak Mısır halkına saygısızlık yapmış oluruz... Bu askeri yönetim sandıktan çıksın onlara da saygı duyarım."
27 Temmuz 2013: "Mısır'da adalet katlediliyor. Siz bunu ne zaman göreceksiniz? Mısır'da akan masum sivillerin kanı, sessiz kalanların eline yüzüne bulaşmıştır. Sessiz kalan bu vahşetin ortağıdır. Haksızlık karşısında eğilip dilsiz şeytanlardan olmayacağız. Darbenin karşısında duran Mısır halkına selamlarımı gönderiyorum."

***
Tayyip Erdoğan, "Benim Cumhurbaşkanım Mursi'dir" derken, Abdullah Gül, darbeyi kınamakla birlikte daha ılımlı bir üslûbu benimsedi. Mısır'ın yeni Ankara Büyükelçisi Abdurrahman Selahaddin'i kabul ederken şöyle konuştu: "Mısır'ın tamamı bizim için çok önemlidir. Biz böyle bakarız. Seçimle gelmiş bir Cumhurbaşkanı ve seçilmiş yöneticilerin bu şekilde rencide edilmemesi, çözümün demokratik süreçler içinde uzlaşmayla sağlanması, demokratik yollar dışında yollar aranmaması gerekirdi, ama oldu. Türkiye de zamanında bu süreçlerden geçti. Şimdi acilen demokratik çözümle sivil iktidara dönülmesi, herkesin hak ve menfaatlerinin korunduğu demokratik bir zeminin süratle gerçekleştirilmesi gerekir."
Dış politikada nüanslar çok önemli. Batı'nın ikiyüzlü tavrını onaylamak mümkün değil. Ama, Mısır'ın içişlerine karışırcasına, darbecilere karşı kan davası güder bir havaya girmek, ülkemizi zora sokar. İlk günden itibaren Mısır'da da Suriye'ye yönelik dış politikamızın bir benzerinin sergilenmemesi gereğini vurguladım. "Olan olmuş, bir an önce Müslüman Kardeşler'in de dahil edildiği bir çözüm süreci başlasın" tavrını benimsemeliydik.
Adeviyye ve Nahda meydanlarında büyük bir katliam gerçekleşti. Olaylar daha da yaygınlaşabilir. Bütün dünyayla birlikte Türkiye de gelişmeleri kınamalı. Daha fazla kan akmasın diye Birleşmiş Milletler'in müdahalesi talep edilebilir. Ama unutmayalım ki, halkın önemli bir bölümü Mısır'da, maalesef darbe yönetimini destekliyor. Sadece Mursi'den yana tavır almak, bu yüzden, halkın bir kısmını yok saymak anlamına geliyor.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.