YAZARA MAİL GÖNDER Levy'den Sisi'ye veryansın

YAZARLAR

Le Point dergisinde Bernard Levy'nin bir makalesine rastladım.
Levy'nin Mursi iktidarına karşı askerlerin müdahalesini savunduğunu biliyoruz.
Levy, Musevi bir Fransız düşünür. Onun bir panelde sarf ettiği sözlerden yola çıkan Başbakan, Mısır'daki darbeyle, hem Levy'nin, hem İsrail'in ilişkisi olduğunu ileri sürmüştü.
İnsanları kolayca kategorize etmemek gerektiğini Levy'nin makalesini okuyunca bir defa daha idrak ettim. Fransız düşünür, Rabiatül Adeviyye ve Nahda meydanlarında General Sisi'nin giriştiği katliamı açıkça lânetliyor; "Devrimin kana bulandığını" söylüyor.
Ağustos ayının Le Point dergisinde Bernard-Henri Levy şunları yazıyor: "Müslüman Kardeşlerin karanlık şeceresi ya da ölümcül ideolojileri artık önemli mi?
Şimdi bir aciliyet var; tek bir aciliyet. O da, Mısır'da akan kanı durdurmak. Diyebilirsiniz ki, Mursi taraftarları buna sebebiyet verdi. En kötü senaryoya oynadılar. Şehit olma kültürleri yüzünden bu kan aslında onların yakıtı sayılabilir. Olabilir...
Muhtemelen bu böyledir. Ama hezeyana hezeyanla cevap vererek demokratik süreç işletilmez.
'Mursi yandaşları terörist ya da silâh taşıyorlardı.' 'Nahda ve Adeviyye'de polis meşru müdafaa sai- kiyle böyle davrandı...'
Hiçbir gerekçe, helikopterlerin eşlik ettiği zırhlıların toplu saldırısını ve cihadcılarla barışçı göstericileri ayırt etmeden onları toptan hedef almayı haklı göstermez.
Mısır'ın demokratları, 2011'de Tahrir Meydanı'nda ve 2013 ilkbaharında gene Tahrir Meydanı'nda bu kanlı baskını, bu hesaplı katliamı arzu ettikleri için toplanmadılar.
Mübarek'in generalleri aynen geri döndü.
Hiçbir şey öğrenmeden, hiçbir şey unutmadan ve 2011 Ocak-Şubat dönemine göre çok daha fazla sivilin canına kıyarak geri döndüler.
Mısır, İran gibi olacakmış!
Böyle bir mukayese de doğru olmaz.
Zira Mursi'nin tabanı o kadar sağlam değildi.
Kendisi hem Amerika'nın, hem dünya ülkelerinin denetimi altındaydı. Humeyni ise 1979'da büyük bir halk dalgasıyla iktidara geldi. Mursi'yi koltuğundan indirmek yeterliydi.
Mısırlı generaller, Saddam'ın, baba-oğul Esad'ın, Kaddafi'nin botlarını giyerek, Kahire'de onlar gibi kan nehirleri akıttılar ve tam bir kasap gibi davrandılar. Şimdi yapılacak şey, bu cuntayı seçimlere zorlamaktır. Ne Mursi geri dönsün, ne de Mübarek'in uygulamaları.
Amaç, liberal ve demokratik Tahrir fikriyatını Mısır'da hükümran kılmak olmalı."
Yukarıda okuduğunuz satırlar, Levy'nin Müslüman Kardeşler'e karşı peşin hükümlü olduğunu gösteriyor.
Ama önemli olan katliam sonrasında darbecilerle arasına mesafe koyması.
Onun bu sözleri, Sisi darbesini başta destekleyen başkalarının ruh halini ve hayal kırıklıklarını da anlamamıza yardımcı oluyor.
Sisi ve yandaşlarının kullandığı şiddet, sanıyorum halkın önemli bölümünün desteğinin askerin arkasından çekilmesi sonucunu doğurdu.
Evet... Birçokları Mursi düşmanlığı ve İslâmcı rejim korkusuyla darbeye "Demokratik Devrim" dedi. Ama görüldüğü gibi, Sisi'ye açık çek verilmiş değil. Anlaşılıyor ki, Mısır'daki katliam, askeri müdahalenin kimilerinin gözünde var olan meşruiyetinin yitip gitmesine yol açmış.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.