YAZARA MAİL GÖNDER Karınızı nasıl sevmelisiniz?

YAZARLAR

Bülent avucunu açmış, kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı. 50 yaşlarında gösteren adam, hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Sağlıklı görünüyordu. "Sapasağlam adam, gidip çalışacağına dileniyor" diye düşündü. Öfkeyle "Ekmek parası mı istiyorsun?" diye sordu.
- Hayır çikolata parası lâzım.
Bülent, dilencinin espri yaptığını sandı, o da bir latifeyle cevap verdi: "Siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?"
- Hayır; ekmek bulamadığımız günler bulgur pilavı yeriz. Onu da bulamazsak aç yatarız.
Bülent, adamın ciddi mi konuştuğunu, yoksa dalga mı geçtiğini ayırt edemiyordu.
- Bu bir kamera şakası mı?
Bugün karnınız doydu, üzerine tatlı mı istedi canınız.
- Bugün karımın yaş günü. Ona çikolata götürmek istiyorum. Her doğum gününde mutlaka çikolata alırım.
Bülent'in aklına kendi karısı geldi. Kavga etmişlerdi; kapıyı vurup çıkmıştı. Kendisinden bir çikolata parası isteyen adamı sorgulamaya devam etti:
- Borç alacak akraban filan yok mu?
- Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Para bulurlarsa kendi karınlarını doyururlar.
- Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını?
- 30 yılımı aydınlattı o benim. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi arttırdı.
- Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Sevdiğim kadınla evlendim fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz. Evimiz, arabamız, her şeyimiz var. Senin hiçbir şeyin yok ama mutlusun.
- Hiçbir şeyim yok mu? Hayır, benim her şeyim var. Benim karım her şeyim. Sevgilim, eşim, arkadaşım, yoldaşım. Sizin ev, araba dediğiniz şeyler aslında hiçbir şey. Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç anlamamışsın. Bir kadın kocasının her şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutludur. Ben karıma değerli hiçbir şey alamıyorum ama, ona benim için ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum.
- Bir kadına değerli olduğu nasıl hissettirilir?
- Her kadının içinde bir küçük kız vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar mutlu edersen, kadın da o kadar mutlu olur.
- Nasıl yani?
- Küçük kızlar neden hoşlanır bir düşünün. Beğenilmek, ilgi görmek isterler, güzel olduklarını duymaya bayılırlar, prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Şımartılmayı arzu ederler, iltifat beklerler... Ben 50 yaşındaki karıma böyle davranıyorum; ona "Bebeğim" diye hitap ediyorum.
Bülent, biraz düşünür "Ama" diye itiraz eder, "Benim karım çok ciddi, onda küçük bir kız havası yok."
- Sen öyle san... Küçük kızlar büyüdükleri zaman sevgi ve ilgi istemeye utanırlar ama beklerler. O küçük kızı mutlu ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın. Zaten karısı mutlu olmayan erkek de huzur ve saadeti bulamaz. Düşünsene somurtkan, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne kadar sıkılırsın? Hediye alıp, onu mutlu ederim diye düşünme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan, verdiğin şeyin bir kıymeti kalmaz. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Ona bir pırlanta gerdanlık alamadım ama, hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ipek elbiseler giydiremedim fakat, yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim onu.
Bülent, karısına pasta alması için adama para verdi. Eve döndüğünde, öğrendiklerini hemen uygulamaya soktu. Bir tabak meyveyi eşine ikram etti. "Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri" dedi. Karısı cevap bile vermedi. Bülent, üsteledi, "Sorsana niye?"
- Niye?
- Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek... Bunlar senin sevdiğin meyveler senin için aldım.
Sonra yere diz çöktü, "Cezam neyse razıyım fakat seni delice seven bu adamı kendinden mahrum etme"
Karısı, birden kahkahalarla gülmeye başladı.
- Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin?
Bülent o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı gördü ve "Bundan sonra her şey daha farklı olacak" diye düşündü.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.