YAZARA MAİL GÖNDER Askeri vesayet kalkana kadar...

YAZARLAR

Taraf'ın yayınladığı belgelerden, 25 Ağustos 2004 Milli Güvenlik Kurulu toplantısından sonra, irticaya karşı çeşitli eylem planlarının oluşturulduğu ve Başbakanlık Uygulamayı Takip ve Koordinasyon Kurulu (BUTKK) bünyesinde "irtica faaliyetlerinin" görüşüldüğü anlaşılıyor. Bunların içinde neler yok ki!
İlköğretimden itibaren öğrencilerin hangi dershanelere devam ettiğinin okullar tarafından Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bildirilmesi isteniyor.
Askeri liselere giriş için kurs veren irticai gruplara ait dershanelere kayıtlı öğrencilerin durumlarının tespitine yönelik denetimlerin arttırılması talep ediliyor.
İrticai söylemlerden dolayı bazı müdürler hakkında soruşturma açıldığı, bazı öğretmenlerin görevden alındığı belirtiliyor.
İmam Hatip Liselerinde kılık kıyafet yönetmeliğine aykırı uygulamalar üzerinde duruluyor.
Hz. Muhammed'in doğumunun kutlandığı Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri çerçevesinde, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünün, 20-26 Nisan 2005 tarihleri arasında, bir sivil toplum kuruluşu olan Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) ile işbirliği yaparak, yönetmeliğinde olmayan bir etkinlik düzenlemiş olması uyarı konusu yapılıyor.
İlk bakışta, AK Parti'nin, irticai faaliyetleri, YÖK, Diyanet, Milli Eğitim, MİT, İçişleri, Dışişleri bakanlıkları vasıtasıyla izlemesindeki çelişki kafaları karıştırıyor. Bu adımlar, o tarihte BUTKK'den sorumlu olan Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in söylediği gibi, 2004 MGK'sına bağlı olarak atılmamış olsa dahi, normal işleyen bir demokraside elbette kabul edilemez. Ama belli ki hükümet, askeri vesayet dönemini, fazla zayiat vermeden geçiştirmek istedi. Bir yandan da, özellikle 2008'den itibaren, askeri mahfillerde kendisine kurulan tuzaklarla daha etkili biçimde mücadeleye başladı. Zaten, çeşitli ihbarlar ve iddialar Başbakanlık Uygulamayı Takip ve Koordinasyon Kurulu'na gelmiş ve devletin çeşitli kurumlarına talimat gönderilmiş olmakla birlikte, müeyyide uygulandığına dair bir veri mevcut değil.
Tekrar edeyim: Demokrasi açısından yakışıksız ve kabul edilemeyecek bir durum söz konusu olmakla birlikte, bütün bu tasarruflar askeri vesayetin bir sonucudur.
28 Nisan 2000'de, Bülent Ecevit hükümeti döneminde, MGK'da siyasal İslâm faaliyetlerine karşı yürütülecek Mücadele Stratejisi kabul edildi. Mesut Yılmaz döneminde ise, BUTKK kuruldu. AK Parti hükümeti, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde de yer alan irtica ile mücadeleyi, kendisinden önce kurulan hükümetler gibi sürdürdü. Ama bir farkla ki, Ergenekon ve Balyoz davaları sonucunda askeri vesayet darbe yiyince, hem Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ni değiştirdi, hem EMASYA Protokolü'nü kaldırdı, hem de BUTKK'yi lağvetti.
Taraf'ın yayınladığı belgelerden devlette bazı fişlemelerin devam ettiği anlaşılıyor. Muhtemelen bunlar, güvenlik soruşturması için talep edilen belgeler. Bu uygulamanın da kalkması gerekiyor. Zira bir kişinin sosyal ya da fikri mensubiyeti ona kuşkuyla bakılmasını gerektirecek bir unsur teşkil etmez. Devletin "fişleme hafızası" tamamen silinmeli, "vatandaşa güven" esası getirilmelidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.