YAZARA MAİL GÖNDER İyi bir diş hekimi insan ağzının mimarıdır

YAZARLAR

Yıllar önce yapılan yanlış uygulamalar nedeniyle dişlerinden çok çeken Mimar Murad Acar, "Dişine önce kişinin kendisi zarar verir, sonra da kötü hekimi" diyor

Ağaoğlu Şirketler Grubu Genel Koordinatörü Mimar Murad Acar, diş tedavisinde yaptırdığı yanlış uygulamalar nedeniyle neler yaşadığını, dişçi korkusunu nasıl yendiğini, diş sağlığında nelere dikkat ettiğini ve hayatının bilinmeyenlerini anlattı...

Size diş fırçalamayı kim öğretti hatırlıyor musunuz?
Annem küçükken her zaman dişlerimi fırçalamamı söylerdi. Küçük yaştan beri dişlerimi fırçalamaya alıştım.

Ne sıklıkla diş hekimine gidiyorsunuz?
Genelde altı ayda bir dişlerimi kontrol ettiririm.

Dişçiden korkar mısınız?
Eskiden korkuyordum çünkü daha önceden kanal tedavisi yapılırken diş uyuşturulmuyordu. Birkaç kez bu acıyı tadınca dişçi korkusu oluşmuştu fakat son zamanlarda teknolojinin ilerlemesiyle dişçiden korkmaz olduk.

Bugüne kadar dişlerinizle ilgili ne tür sorunlar yaşadınız?
Sağlıkla ilgili sorunların en çoğunu dişlerimle ilgili yaşadım. Bunların birçoğu eskiden yapılmış olan yanlış tedaviler sonucunda yaşanan sorunlardan kaynaklıydı.

Sizce bir insan dişlerine en büyük zararı nasıl verebilir?
Önce kişinin kendisi, sonra kötü diş hekimi verir.

Dişlerinizle ilgili pişmanlığınız var mı?
Evet, eski tedavi yöntemlerinin neticeleri tamamen fiyasko.

Diş sağlığınızı korumak için neler yapıyorsunuz?
Sık sık diş doktoruna gidiyorum. Diş konusunda biraz şanssız olduğum için tedavi ve bakım işlerini aksatmamaya çalışıyorum. Tabii ki kendim de evde yapabileceğim bakımları yapıyorum.

YENİ NESİL ÇOK DAHA BİLİNÇLİ

Diş estetiğine karşı mısınız?
Hayır, değilim.

Halkımız sizce diş sağlığına yeterince önem veriyor mu; diş sağlığı hakkında bilinçli mi?
Halkımızın diş sağlığı konusunda bilinçli olduğunu düşünmüyorum. Yeni yetişen nesil bu konuda daha dikkatli.

Türkiye'de inşaat sektörüne yön veriyorsunuz. Sektörün genel durumunu nasıl buluyorsunuz?
İnşaat sektörü Türkiye'nin lokomotif sektörlerinden biri. İnşaat ile birlikte buna paralel 250-300 adet alt destek birimi de inşaat sektöründen besleniyor. Türkiye'de büyümenin devam edebilmesi için inşaat sektörünün devam etmesi gerekiyor.

Peki, Ağaoğlu'nun başarısının sırrı ne?
Doğru zamanda, doğru yerde, doğru projeler yapmak. Aynı zamanda takım çalışması ve kaliteli ekip.

Birçok insan bu soruya vereceğiniz cevabı merakla bekliyor; ev almak için en uygun zaman hangisi?
Ev almak için uygun zaman diye bir şey söz konusu olamaz. Her zaman konut almak için uygun zamandır. Tabii ki tercih edilen projenin doğru proje olması gerekli. Eskilerin de tabir ettiği gibi; topraktan satın almak bir proje için en doğru zamandır. Projenin değer kazanmasıyla birlikte yatırımcı ya da kullanıcı her zaman karlı çıkar.

Hayalinizde nasıl bir İstanbul var? Kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında neler düşünüyorsunuz?
Aslında hayalimde çok güzel bir İstanbul var ama bunun gerçekleşebileceğini düşünmüyorum. Kentsel dönüşüm fikir olarak çok güzel ama uygulama olarak çok başarılı bulmuyorum. Yerel yönetimin ileriye dönük kent ölçekli çalışmalarla yeni planlamalar yaparak bu işle ilgilenmeleri gerektiğini düşünüyorum.

ALİ AĞAOĞLU, İYİ BİR ARKADAŞ

Yıllarca Rusya'da ve Libya'da mimarlık yaptınız. Türkiye'ye dönme kararını nasıl aldınız? Türkiye'ye döndüğünüzde nasıl bir sektörle karşılaştınız? Yıllarca yurt dışında çalışmanızın sebebi neydi?
On yıl Libya, sekiz yıl Rusya'da çalıştım. Çocuklarımın okula başlamasıyla birlikte Türkiye'ye dönme kararı aldım. 1980-2001 yılları arasında yurt dışındaydım. O dönem Türk müteahhitlerin yurt dışında en aktif olduğu dönemlerdi. Hem tecrübe kazanmak, hem de ekonomik nedenlerden dolayı yurt dışında çalışmayı tercih ettim. Türkiye'ye döndüğümde yurt içi inşaat sektörü bugünkü kadar aktif değildi. Daha çok işi bilen yatırımcılar piyasa oyuncularıydı. İnşaat sektöründeki karlılığı gören diğer yatırımcılar da daha sonradan sektöre girdi ve sektör bugünkü duruma geldi.

Ali Ağaoğlu ile iş ilişkiniz dışında kadim bir dostluğunuz olduğunu biliyorum. Ali Bey iş hayatı dışında nasıl bir insan? Birlikte nasıl vakit geçiriyorsunuz?
Ali Bey iş hayatında iyi bir patron, iş hayatı dışında da iyi arkadaş olmasını bilen bir kişi. Kendisiyle birçok yurt içi ve yurt dışı seyahatlerimiz oldu. Onunla çok keyifli, çok eğlenceli, unutulmaz anılarımız var.

Bir gününüz nasıl geçiyor?
Hafta içi genelde tüm vaktim şantiyelerde ve ofiste geçiyor. Çok yoğun bir iş temposu yaşamımızın bir parçası haline geldi. Haftanın en az dört günü spor yapmaya çalışıyorum. Hem iş, hem de özel hayatımda sağlıklı olmaya önem veriyorum. Spor da bunun bir parçası.

MOTOSİKLETLE 300 BİN KİLOMETRE YOL YAPTIM

Kurukafa desenlerine olan ilginiz nereden geliyor? Özel bir koleksiyonunuz var mı?
Kurukafa bana çok estetik gelen bir figür. Dünyada bu figür çeşitli kültürlerde farklı farklı yorumlanarak çizilmiş ve birçok desende kullanılmış. Ben de gerek kıyafetlerimde, gerekse takı ve aksesuvarlarımda kurukafa figürünü kullanmayı seviyorum.

Sizin adrenalin merakınız da dillere destan. Bildiğim kadarıyla tutkulu bir motosiklet kullanıcısısınız. Motosikletinizle uzun seyahatler yaptığınız da oluyor mu?
Evet, motosiklet bende uzun yıllardır tutku halinde. 1994 yılından beri motosiklete biniyorum. Yurt içi ve yurt dışı birçok motor turuna katıldım. Şu ana kadar 250-300 bin kilometreyi aşkın yol yapmışımdır. Avrupa'nın birçok ülkesi, Güney Amerika ve Afrika gibi birçok parkurda, çeşitli turlara katıldım. Bunların arasında beni en çok etkileyen, Avrupa'nın en kuzey noktası olan North Cape ve Iceland'de yaptığımız turdur.

DÖVME YAPTIRAN KİŞİ MARJİNALDİR!


Murad Acar denilince akla ilk gelen şeylerden biri de dövmeleriniz...
Dövmeyi sevdiğim doğru. İlk dövmemi 1994'te Almanya'da yaptırmıştım. Almanya'dan sonra İtalya, İngiltere, Tayland, Japonya, Amerika ve Rusya'da dövmeler yaptırdım. Birçok farklı dövme yaptırmama rağmen hepsi konsept halinde olduğundan tek bir dövme gibi görünüyor. İyi bir dövme yaptırmak ucuza mal olmuyor. Bunu sanat olarak değerlendirmeli.

DÖVMELERE OLUMLU TEPKİ ALIYORUM

Dövme tutkusuyla öne çıkanlar genellikle sporcular ve şarkıcılar oluyor. Siz nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Genellikle olumlu tepki alıyorum. Gören herkes çok beğeniyor. Genel olarak dövme yaptıran insanların marjinal olduğu doğru. Şu an Türkiye'de de dövme oldukça yaygınlaşmaya başladı. Eskiden daha dikkat çekiyordu şimdi ise daha normal hale geldi.

Gençliğinizde de Uzakdoğu sporlarıyla ilgilenmiş, uzun yıllar karate yapmışsınız...
Evet, okul yıllarında karate ile uğraşmıştım. Zen felsefesi ilgimi çeken ve hayata bakışımı etkileyen felsefelerin başında. Dövmelerimdeki samuray motifleri de bunun yansıması.. Uzakdoğu sporlarını seviyorum. Bunlar doğadaki birçok canlının hayatta kalabilmesi için yaptığı hareketlerden esinlenilerek insan vücuduna uygulanan birer savunma sanatı çeşidi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.