Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ŞELALE KADAK

Yalıtımsız binayla depremde ayakta kalamayız!

Türkiye'deki evlerin yüzde 90'ının yalıtımsız olduğunu biliyor muydunuz? Ülke olarak en büyük sıkıntımız, cari açıkta büyük yer ve sorun teşkil eden enerji faturasına, yalıtımsız evlerin ne büyük katkı yaptığının farkında mıyız?
Düşünün ki enerjinin yaklaşık yüzde 75'ini ithal ediyoruz yani 40 milyar dolar mertebelerinde. Kullandığımız enerjinin yüzde 40'ını konutlarda kullanıyoruz ki bu da yaklaşık 16 milyar dolar. Şayet sadece konutlarda yüzde 50 tasarrufu başarabilsek, bu bize 8 milyar dolar net tasarruf sağlayacak.
Ama işte yalıtım konusunda ne kadar yavaş ilerlediğimiz, İzocam Genel Müdürü Nuri Bulut ile yaptığım sohbette verdiği somut örneklerle çok daha iyi anlıyorum. Oysa deprem gibi çok ama çok önemli bir sorunu da varken bu ülkenin, yalıtımın hem betonu hem inşaattaki demiri koruyacak önemli bir işlevi olduğunun kimse farkında değil.
Hoş, artık yaşanan Erciş ve Van depreminden sonra daha iyi anlaşıldı ki binaların kuvvetlendirilmesinden ya da yalıtımından ziyade artık tümüyle yıkıp yeniden yapılması şart oldu. Ama yine de bu ülkedeki yalıtım konusundaki bilinçsizlik ülkeye ciddi miktarda para kaybettiriyor.
Düşünün ki Türkiye'de yalıtım kullanımı kişi başına 0.03 metreküp düzeyinde. Oysa gelişmiş ülkelerde bu oran 0.1'lere, dünya ortalaması ise 0.6'lara kadar geldi. En iyi durumda olan ise yine kuşkusuz kişi başı 1 metreküp yalıtım malzeme kullanım oranıyla ABD. Yani aslında gidecek çok uzun bir yol var.
Aslında binaları mantolama dediğimiz işlemlerden geçirerek ısı kaybını önleyen yalıtımla kaplamakla da iş bitmiyor. Ne yazık ki Türkiye'de binaların yalıtımı gerçekleşse bile, pek çok apartmanda kazanlar yenilenmiyor, kalorifer peteklerine ayarlı kapatma vanaları takılmıyor ve o nedenle de daha az yakıt kullanımı sağlanamıyor. Genelde, mantaloma olan binalar çok iyi ısındığından, kazanları da eski olduğundan daire sahipleri pencere açarak evleri soğutmak zorunda kalıyor.
Nuri Bulut, insanlarda yalıtım konusunda bilinç sağlamak için dernekleri kanalıyla çeşitli kampanyalar yapmaya çalıştıklarını söylüyor ama rakamlara henüz bunun yansıdığını da görmüyoruz.
Bu arada İzocam, 2006 yılına kadar Koç Grubu şirketiydi. Ancak inşaat ve yalıtım iş alanından çıkmaya karar veren Koç Holding Başkanı Mustafa Koç, Kuveyt-Fransız ortaklığına o tarihte şirketi 171.3 milyon dolara sattı. İlginç olan, İzocam'ı satın alan grup, yönetiminde hiçbir değişikliğe gitmedi ve Nuri Bulut'un direksiyonundaki İzocam yoluna aynı kadroyla devam etti. Bugün Gebze, İstanbul, Ümraniye, Eskişehir, Tarsus, Gepkim ve Dilovası'nda tesisleri bulunan İzocam, cam yünü ve taş yünü denilen yüzde 100 çevreci yalıtım ürünleri üretiyor ve cirosunun yüzde 20'sini ihraç ediyor. 45 yıllık şirket, yılda 80 bin ton mineral yün ve yalıtım malzemelerinde kullanılan köpüklerden de 450 bin ton üretip satıyor.
Her ne kadar yalıtım konusunda istenen rakamlara ulaşamamış olunsa da, örneğin İzocam'ın çok iyi bir yıl geçirdiğini Nuri Bulut'tan öğreniyorum. Bir önceki yıla göre yüzde 12.5 büyüyen İzocam, 9 aylık sonuçlara göre, 220 milyon lira ciroya ulaşmış, sadece iç piyasada yüzde 14.7 büyümüş.
Nuri Bulut'a ABD ve Avrupa Birliği ülkelerindeki krizin 2012'de daha da şiddetlenmesinden dolayı tedirgin olup olmadıklarını ve ne gibi sinyaller aldıklarını sorunca, Balkanlar, Yunanistan, Polonya, Bulgaristan'ın durduğunu, aslında Libya'nın bittiğini ve Mısır'ın da durgun bir döneme geçtiğini ama İzocam'ın iç pazarın da etkisiyle büyümeye devam edeceği cevabını alıyorum.
İzocam, bu yılı 290 milyon lira ciro ile bitirecek.
Bakalım şirketin 2012'de nasıl bir yol haritası olacak ve başta İstanbul olmak üzere ciddi bir şekilde başlaması planlanan kentsel dönüşümde yalıtımın ağırlığı ne olacak?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA