Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Önceki gün son Şehzade Ertuğrul Osman'ın cenazesinin televizyondaki görüntülerine bakıp hem Osmanlı modernleşmesinin hem de oradan türemiş Cumhuriyet Türkiye'sinin ne kadar karmaşık, zor, çelişkili bir toplum olduğunu düşünmemek olanaksızdı.
Ertuğrul Osman'a sahip çıkan iki kitle var. Birincisi, neredeyse fanatikler kitlesi denebilecek olanlar. Onun geldiği soyu kendi atası da sayan bir kitle, saygı görmesi gereken bir hakşinaslıkla, aslını inkâr etmenin saçmalığından uzak ve doğru bir biçimde, camideki törene, namaza ve defne katılmıştı. Ama benim gördüğüm resimlerde kimse kusura bakmasın dünyanın en büyük kültürlerinden birisini yaratmış Osmanlı'ya yakışır bir vakardan eser yoktu. Tam tersine gayet berrak bir fanatizm vardı. O arada cenazeyi sırtlananların, tekbir getirenlerin hali, tavrı, üslubu, giyimi, kuşamı aileninkinden fersah fersah uzaktı.
Aile! Ertuğrul Osman'ın eşi camide bile başı açık oturuyordu. Olağanüstü şık, vakur ve zarifti. Bu durum yani o ailenin görebildiğimiz hakikati, hanedana sahip çıkan, 97 yaşındaki insana 'dostum' diyen 50 yaşındaki genç gazetecilerden oluşan, ikinci ve entelektüel kitlenin Osmanlılık ve Osmanlı ailesi konusundaki feryat ve feveranıyla da örtüşmüyor.
En yakın örnek gene Ertuğrul Osman'ın görüntüsü. Etrafındakilerin ona atfetmek, yüklemek istediği 'misyon' ve 'vizyon'a karşın, bütün o şehzadelik, soyluluk, asalet, soy sop atıflarına rağmen beyefendi tam bir Amerikalı işadamıydı. Gözündeki gözlükler, kılık kıyafet iyi kazanmış, üst orta sınıf, kültürlü, 'monden', modern, medeni bir Amerikalı işadamı görüntüsünü aşmıyordu.
Aynı şey hanedanın aynı kesim tarafından sürekli olarak gündeme taşınan ve kendilerinin bundan pek de öyle hazzetmedikleri anlaşılan sultanlar için de geçerli. Onların da görebildiğimiz kadarıyla suratlarındaki aristokratik ifadeye, bedenlerindeki duruşa mukabil pek öyle sokakta algılanan hanedan ve Osmanlılık hakikatiyle ilintisi yok. O giyim kuşam, hal ve tavır, konuşulan dil vs o dünyadan epey kopmuş, artık kendi gerçeklerini kabul etmiş, onun içinde yaşayıp giden, gerçekçi, eğitimli, uygar insanlar olduğunu gösteriyor. Nefis ve çok haysiyetli bir şey bu.
Nedeni galiba Osmanlı'nın modernlikle kurduğu ilişki.
Osmanlı, Fatih döneminde dünyanın teknoloji ve kültür anlamında en modern toplumuydu. O nedenle de dünya fatihi oldu. Bu gerçek, büyümenin son dönemine kadar devam etti. 2. Mahmud'la birlikte ise Osmanlı modernleşmeyi benimsedi. Çünkü teknoloji olarak rakiplerinin gerisine düşmüştü. O teknoloji gerçeğinin adı Batılılaşma olarak koyuldu. Tanzimat'la birlikte başlayan dönemde de Osmanlı o aşamayı atladı. Sorunlu oldu, bizde 'medeniyet inkırazı' denilen bunalımı yarattı ama son dönemine geldiğinde Osmanlı, aristokrasi, hanedanlık, saray olarak teşrifatında, topluma yaydığı hakikatte birbirinden çok farklı düzeylerde modern (modernleşmiş de diyebilirsiniz) bir toplumdu.
Her şey bir yana bizzat Şehzade Abdülmecid Efendi'nin yaptığı resimler bunun tartışmasız kanıtlarıdır: Haremde Beethoven de onundur, tıpkı Vermeer'in resminde olduğu gibi etrafındakilere coğrafya dersi veren bir şahsın gösterildiği, haritaların, kürelerin, kitapların görüldüğü tablo da. Saray kapılarını bir kere daha dünyaya açmıştır ve şunu unutmamak gerekir ki, Kurtuluş Savaşı'nı yapan genç generaller bu modernleşmenin ürünü oldukları için hem o savaş kazanıldı hem de savaştan sonra Batılılaşma-modernleşme aksında bir devlet oluşturuldu.
Bugün de aynı gerçek dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış bu hanedanda devam ediyor. Yukarıda da anlattığım 'farklılıklarıyla' söz konusu modernleşmenin devamıdır onlar. Bu toplumdan çok daha modern oldukları bir gerçektir. Hatta bunun onları bir dereceye kadar topluma yabancılaştırdığı da niçin öne sürülmesin? Ama biz, şimdi, halk ve 'bir kısım' münevver olarak onlara Osmanlı-İslam misyonu yüklüyoruz. Cenazede, imam 'onlar haklarını helal etti mi, bilmem' diyor.
Onlar bile şaşıyor galiba!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER