Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Fırat'ın batısını görmek

Neler oluyor Türkiye'de-3

Referandum döneminde Kürtler arasında ayrıntıları herhalde daha çok tartışılacak bir bölünme ortaya çıktı. Daha radikal, siyasal şiddete ve örgütlü militer mücadeleye dayanan kanatlarla barışçıl çözümlerden yana olanlar arasında görüş ayrılığı oluştu. Son 25 yıllık "mücadele" döneminde ilk kez bu derecede yoğun ve derin bir farklılaşma.
Ayrı ayrı tarafların oluşmasındaki başlıca neden kimlik siyasetinin ve kimlik kavramının algılanmasındaki dönüşümdür.
Kürt hareketi bir kimlik meselesi olarak doğdu. Demokratik taleplerin özünü kimlik tanımları meydana getirdi. Bilelim ki, etnik köken, dil, şimdi gelişen özerklik taleplerinin temeli Kürt kimliğidir. Buradan bakarak bugüne kadar devam eden hareketin kesinkes radikal kimlik anlayışına dayalı olduğunu kaydedelim.
Bu hareket daha ziyade "Fırat'ın Doğusu" ile bütünleşmiştir. "Fırat'ın Batısı" bütünüyle kopuk, duyarsız kalmıştır denemese bile radikalizme karşı daha mesafeli davranmıştır, daha "itidalli" olmuştur.
Şimdi ilk defa Fırat'ın Batısı farklı bir tavır takınıyor, biraz da beklenmedik bir tutum içine giriyor. Bilhassa BDP'nin boykot kararına karşı çıkan Kürt aydınlarının Fırat'ın Batısı ile birlikte davrandığı, en azından bu kesimde meydana gelen duyarlılığı yansıttığı öne sürülebilir.
Bana kalırsa nedeni açıktır. Neden 1994'ten beri devam eden ve RP-FP-AK Parti tarafından kontrol altında tutulan yerel yönetim iktidarlarında saklıdır. Bu iktidarlar son 15 yılda yaşanan ve yakın tarihin en önemli, en büyük göç dalgasını karşılamış, kontrol etmiştir. Yanlışları ve bilhassa sınıfsal çarpıtmaları da içinde olmak üzere bu yönetimler büyük şehre gelen büyük nüfusun kentli yapıya yani kentin merkezine kademeli olarak geçmesini sağlamıştır. Sürdürülen yerel ekonomik politikalarla bu kesime yoksulluğu unutturulduğu gibi bu kitlenin bir gelecek umudu yeşertmesi sağlanmıştır.
Böylece benim modernleşen modernlik dediğim çerçeve içinde "Fırat'ın Batısı" ndaki Kürt nüfusunun katı, dar, içine dönük, dışına kapalı bir kimlik anlayışıyla bütünleşmesi ve kişinin kendisini ifade ederken, toplumsal ilişkilerini kurarken dayandığı tek unsurun Kürt kimliği olması engelleniyordu. Kürt kimliği radikal siyasal yapının bir unsuru olmaktan çıkarılıp, kültürel kimlik anlayışının bir unsuruna dönüştürülüyordu.
İşte bunu modernleşen modernlik diye adlandırıyorum. Nasıl İslam kimliği 1990'lı yıllardan başlayarak tamamen aynı yollardan ve gene yerel yönetimler "marifetiyle" radikalizmini kaybetmişse aynı şey bu kesim için söz konusu olmaya başlamıştır. Arada önemli bir fark var. İslami kimliğin daha "uyumlu" hale gelmesinde ve törpülenmesinde sermayenin inkâr edilmez rolü vardır. Oysa Kürt kesiminin kontrol ettiği sermaye hem daha küçüktür hem de çok daha yoğun bir feodalite ilişkisine yaslanmaktadır. Dolayısıyla İslam kimliğinin dönüşümü ve yuvarlaklaşması Kürt kimliğindeki dönüşüme nazaran daha keskin ve yoğundur.
Fakat hepsinden daha hassas olanı şudur.
Türkiye sınıfsız toplum olma özelliğini ve kültürünü hâlâ koruyor. O nedenle çok az toplumda görülen bir yukarı doğru hareketliliğe sahip. Herkes sınıf atlama gayreti ve telaşı içinde. Böyle bir sosyo-ekonomik yapıda, dokuda insanlar ve kitleler kendilerini kilitleyecek, içlerine kapatacak, toplumsal ve ekonomik bütünleşmeden koparacak her tür kimlik anlayışını reddeder. Kürtlerin şu son dönemde gösterdiği, verdiği tepkinin altında bu sosyolojik algının, sezginin ve hatta telaşın yattığı kesindir. Fırat'ın Batısında yaşayan büyük nüfus kent sermayesinden ve gelişen ticaret imkânlarından pay alma eşiğindeyken ayağına bağ olabilecek Kürt kimliğini politik olmaktan ziyade kültürel bir düzeyde tutmaya gayret ediyor.
Yaşanan ayrışmanın altında bu anlayış yatıyor. Referandum bu arayışın ortaya çıkması bakımından bir kat yeri oldu. Modernleşme modernleşti. O da siyasal yapıyı, İslam ve Kürt kimliğini dönüştürdü, kapalı toplumdan biraz daha açık topluma itti bizi.
İşte bunlar oluyor. Türkiye'de.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA