Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Son esen rüzgâr ABD ile Rusya'nın Suriye'de ateşkes konusunda anlaştıkları yönünde. Henüz kesin bir sonuç yok. Cenevre 2'den o yönde bir karar çıkar mı beklentisi var. Keşke olsa. Böyle bir sonuçtan en fazla yarar görecek ülke Türkiye olur. Savaşın, yani çatışmanın ve insan katliamının sona ermesi Türkiye'ye sayısız yarar sağlayacak. Bütün bunların Paris'te kotarıldığından kuşku yok.
O Paris görüşmelerinde bu bakımdan önemli bir kapı aralandı. Kerry, sadece Davutoğlu ile basın toplantısı yaptı. Verilen mesaj çok açıktı ve iki temele sahipti. Hem uzun ve sıkıntılı bir "son dönem" ilişkisinden sonra ABD ile ilişkilerin düzeldiği veya hiç bozulmadığı izlenimi veriliyordu hem de Kerry açık bir biçimde "Türkiye'nin iç işlerine karışmayız" diyerek Türkiye'nin istediği pozisyonda durduklarını kamuoyuna açıkladı.

***
Son dönemde Türkiye'nin Suriye konusundaki iddiasını veya önerisini ya da sürdürdüğü politikasını geriye çektiği, revize ettiği yönünde iddialar var. "Reel politik"in gerektirdiği belli "ayarlamalar" yapılabilir her zaman ve o zaten dış politikanın en önemli araçlarından biridir: manevra. Bunun dışında daha kapsamlı ve ilkesel bir değişiklik olmadığı konusunda Davutoğlu açık konuşuyor. Esad'ın gitmesindeki zorunluluğu belirtmekle kalmıyor sadece Esad'ın gitmesinin sorunu çözmeye yetmeyeceğini de işaret ediyor. Onun ardından gelecek yeni yönetimin kim olacağı, tutumu ve politikası en az Esad kadar ciddi bir konu.
OD'de boydan boya yeni bir politika arayışı demek bu. Daha açık bir deyişle OD'deki rejimlerin dönüşümü. Türkiye'nin bu yöndeki talepleri bugüne değin parça parça olsa bile belli bir kararlılıkla ve birbiri ardınca açıklandı, çeşitli yöneticiler tarafından. Erdoğan'ın Mısır'da laiklik konusunu gündeme getirmesi bu bakımdan çok önemliydi ve hangi fitili ateşlediği bellidir. Cumhurbaşkanı Gül'ün zaman zaman ama istikrarlı bir biçimde İslam ülkelerinde değişimin zorunlu olduğu yönündeki açıklamaları bu tabloyu tamamlıyor.

***
Davutoğlu da sadece Suriye'de değil, OD'deki rejimler konusunda çok önemli saptamalarda bulunuyor. Özellikle Mısır'da meydana gelen olaylardan sonra geniş toplum kesimlerinde önemli bir hayal kırıklığının yaşandığını belirterek Suriye'de de toplumsal dönüşümü sağlayacak güçlerin, hatta bütün bir toplumun dinamizminden koparıldığını söylüyor. Geleceğe dönük bir OD planının sadece demokratik bir anlayışla inşa edilebileceğine inanıyor. Demokrasiyle dinamizm, toplumsal hareketlilik arasında bir ilişki kuruyor. Tekrar oraya dönersek, Davutoğlu, meselenin sadece Esad'ın kalmasıyla veya gitmesiyle ilgili olmadığını belirtiyor. Esad'ın gitmesi dahi Bakana göre "tek başına" bir çözüm değil.
Bugünkü tıkanmışlık aşılabilir mi? Davutoğlu'nun bu soruya cevabı orta ve uzun vadeli çözümlemelerden oluşuyor. Kısa vadede Cenevre 2 var. Bakan Cenevre 2 sürecini üçe ayırıyor; gitmeden önce, Cenevre'de ve sonrasında yapılacaklar. Cenevre 2'nin tansiyonlu geçeceği belli. C2'ye kadar geçecek sürede nelerin yapılacağı da belli. Onların başında Suriye yönetiminin o toplantıya bir "suçlu" olarak gelmesine çalışılıyor. Suriye'nin masaya "eşit" ve hiçbir sıkıntı yaratmamış bir yönetim gibi oturması işi daha baştan zora sokacak. Ona mukabil Suriye halkına yönelik insani duyarlılığın yaratılması ve ateşkes Türkiye'nin de Lavrov'dan beklentileri arasında. Kısacası C2 "tek bir ses" çıkarmalı, yoksa Suriye meselesi kör düğüm halini daha da sürdürecek.

***
Sorun dönüp dolaşıp "daha büyük resim ne olacak" sorusuna geliyor. Bugünkü yapay otoriter rejimlerle ve statik yapılarla devam edilemeyeceği muhakkak. Dinamizm bekleniyor. Türkiye o doğrultuda çalışıyor. Kerry'nin basın toplantısında "Türkiye'nin yaratıcı diplomasisi"ni övmesi önemliydi. Ama Türkiye'nin OD'de biriktirdiği gücü "rehabilite" etmesi de bir başka gereklilik ve diplomasi unsuru olarak masada duruyor. OD'nin çatısının Türkiye olabileceğine dönük genel bir kanı yaygınken bu saptama daha da önem kazanıyor.
İç politika hallolsa da bu konuları daha çok düşünebilsek...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER