YAZARA MAİL GÖNDER Kürtçede eğitim, Kürtçede okul

YAZARLAR

Okullarda Kürtçe eğitim veriyoruz denemez. Evet, bir seçmeli ders olarak müfredatlarda yer almıştır. Fakat bu ailelerin beklentisini karşılamaktan uzaktır. Herkes bu eğitimin sınırlarının genişletilmesini istiyor. Daha radikal olanlar eğitimin tamamen Kürtçe yapılmasında ısrarlı.
İlk iddiaya ben de katılırım. Kürtçe eğitimin haftada birkaç saat dersle sağlanması bana zor görünüyor. Ama bu konuda demagojiden uzak bir tutumla bakınca iddiaların da o derecede gerçekçi olduğuna inanmıyorum. Bir kere anadili okullarda öğretilmez. Geliştirilir. Bu, toplumun neredeyse tamamının konuştuğu, ezici çoğunluğunun anadili olan Türkçe için de geçerlidir. Anadilinin kaynağı aile ve sokaktır. Okul buna belli bir formasyon verir.
Okullarda "geliştirme" babında ele alınca Türkçenin bile öğretilmediği aşikâr. Hemen kanıtlayayım. Milyonlarca öğrenciye dersleri anadilleri olan Türkçede okutuluyor. Ayrıca Türkçe diye bir ders veriliyor. Sokaklara çıkıp bakın. Bir tek vitrine asılmış ilanda "mı-mi/ de-da" ekinin ayrı yazıldığını görmeyeceksiniz. Üstelik bu iş onca edebiyat dersine, hatta üniversitelerde bile okutulan derslere rağmen geçerlidir.
Kötü örnek esas alınmaz. Ne yapalım ki gerçek budur. Gerçek de kötü örnek değildir. Durumun ifadesidir. Dolayısıyla, Kürtçenin okullardaki öğretimi haydi haydi eksiktir. Ama eksik kalacaktır. Bu neredeyse eşyanın tabiatındandır. O tabiat kendisini Türkçe eğitiminde gösteriyor.
Kürtçeyle ilgili asıl sorun bu dilin özgün bir dil olmadığı, bir anadili olmadığı iddiasıydı. Konuşmaya getirilen kısıtlamalardı. Şimdi onlar aşıldı. Bundan sonrası "ince ayar" konusudur. Gene de tartışılacaksa kamu kuruluşlarında anadilinde konuşma hakkını daha ileri düzeyde tartışalım. Türkiye'nin "tek dilli" bir ülke olmaktan iki dilli bir ülke olmaya geçişini konuşalım.
Bu durumda eğitim tamamen Kürtçe yapılabilir. Hiçbir sakınca yoktur. Yapılsın da. Fakat gene gerçekçi olmak gerekir. Dünyanın lingua franca'sı yani ortak dili Kürtçe değildir. Bugün için İngilizcedir. Yukarıda Türkçeyle ilgili durumu ortaya koydum. Konuşamayan, yazamayan, ancak 40 sözcükle derdini anlatan bir toplumdayız. Öte yandan herkes İngilizce öğrenmek istiyor. Bu köşede defalarca ne kadar öğretemediğimizi, milyarlarca liralık kaynakları nasıl sokağa attığımızı yazdım. Şimdi Kürtçe eğitim başlayınca bu sorunlar aşılmayacak. Ben işin eğitsel yanındayım. Bir talebin politik yanıyla gerçeklik düzeyi arasındaki farkı işaret ediyorum. Politik olarak çok haklı bir talep koşullar bakımından aynı düzeyde geçerli olmayabilir.
O zaman başka bir şey önereceğim. Ulus devletin katı kuralları aşılıyor, dünyanın her yerinde. Türkiye de bu kervana gecikmeli ve sancılı bir şekilde katıldı. 20 yıl önceki gibi düşünmüyoruz. İşte Kürtçe yayın başladı devlet televizyonunda. Okullarda seçmeli ders var. O zaman bir adım daha atılabilir, hiç daha fazla gecikmeden.
Devlet Kürtçe eğitimi tamamen özgür bırakabilir. Kendi okullarında bu eğitimi Türkçe yapar. Ama isteyen okul ve üniversite de Kürtçe eğitime geçer. Hemen ortaokullardan başlayarak. Bizzat YÖK'ün üniversitelerde eğitimin şu kadarı İngilizce olmalı dediği bir ülkede bu öneri hiç şaşırtıcı gelmemeli. Velilerin ve öğrencilerin eğitim eğer İngilizce değil de Türkçe ise mesela Uluslararası İlişkiler veya Banka ve Finans bölümlerini tercih etmediği bir ülkede Kürtçe eğitim her düzeyde niçin serbest olmasın? Belki tek istisna ilköğretimdir. Ona da bir çözüm bulunur. Orada da Kürtçe seçmeli ders olarak verilebilir.
Buyurun...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.