Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Geçen hafta AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'la AB'nin dönem başkanı olan Litvanya'daydım. Güzel bir Kuzeydoğu Avrupa şehri olan Vilnius'taki izlenimlerimi yazacağım fakat 12 Eylül gecesi ülkeye döner dönmez televizyonu açınca öyle aptalca öyle anakronik öyle sefil tartışmalara şahit oldum ki bu yazıyı yazmak kaçınılmaz hale geldi.

Şapşal bir tartışma
İsmet Özel'in dizesini hatırlatırcasına bir şapşal surat ifadesine sahip, zihni 28 Şubat 1997'de kalmış Slovakyalı salyangoz bir moderatör karşısında 1977 Türkiyesi'nden kalma iki kazma ve andaval solcu ve karşısında son 53 yıldır her zaman olduğu gibi sünepe, pısırık ve sümsük iki sağcı. Program iki salak fosil sağcıyı iki hödük fosil solcuya dövdürmek üzere kurgulanmış. ODTÜ'deki faşizm bir anda kimilerini fabrika ayarlarına geri döndürmüş.12 Eylül darbesinin yıldönümünde Türkiye'yi 12 Eylül'e getiren rezil zihniyetleri hâlâ görmek insana acı veriyor ama bir yandan da bu medya zihniyetinin adım adım marjinalize olup meczuplaştığını düşününce sadece gülüp geçiyorsunuz. Gemileri batıyor ama seyrediyorlar. Dahası bu malum medya zihniyeti kendi kendini batırıp başka suçlular arıyor. Yakında "Gemilerimiz batıyor ama fark eden bile yok" noktasına gelecekler. Allah taksiratlarını affetsin.

12 Eylül ve sol
12 Eylül demişken... Bu yıldönümü vesilesiyle "12 Eylül sol düşünceyi mahvetti. O yüzden sol yok oldu" tezine dair de bir şeyler söylemek istiyorum.
Bundan 33 yıl önce bu ülkenin tepesine balyoz indi. Alçak, kanlı, acımasız ve ahlaksız bir askerî darbe oldu. Ben daha doğmamıştım. O konjonktürde bir genç olarak yaşamadığıma da şükrediyorum. Böyle bir zulmü hangi konumda olursa olsun yaşadığımı tahayyül ettiğim an bile içim nefretle doluyor. Ne olursa olsun, 12 Eylül'den hiçbir zarar görmemiş insanların dahi 12 Eylül'e şahit olmuş olmakla birlikte bambaşka bir varlık haline geldiklerini düşünüyorum. Bu toplumun ruhuna toplu tecavüzdür 12 Eylül.

12 Eylül geyikleri
12 Eylül, daha önceki darbeler gibi belli siyasal bir gruba dayanmayan, tüm siyasal gruplara derecesi değişmekle birlikte zulmeden, herkese ama herkese bu ülkenin gerçek sahibinin kim olduğunu gösteren bir darbeydi. Öte yandan 12 Eylül'ün toplu zalimliği sözde herkes tarafından paylaşılan çok sahte bir 12 Eylül ve Kenan Evren düşmanlığı da yarattı. Bizim kuşak bu riyakâr 12 Eylül küfürnameleriyle büyüdü. 12 Eylül bahanesi bir kuşak Türkiye yurttaşının kendi dünyalarının sahteliğini kamufle etme aracı olarak kullanıldı. "12 Eylül yüzünden engellendik" laflarıyla kendini kandıran zavallı bir kuşak oluştu bu darbe yüzünden. Bizim kuşakların depolitizasyon ortamında yetiştirildiği standart bir 12 Eylül geyiğiydi. 12 Eylül darbecileri bunu bilinçli yapmıştı, gençleri politikadan soğutmuştu, onları "test ve tost çocuğu" yapmıştı vs.
Tabii bir yandan buradan şu anlam çıkıyordu: "80 öncesinin kuşakları sahici anlamda politizeydi, bilinçliydi, ülke ve dünya sorunlarının farkındaydı. Bu bilinçli kuşağın üzerinden tanklar geçti. O yüzden bu ülke bu hale geldi." Ayrıca bu 12 Eylül muhabbetleri bağlamında "12 Eylül ile birlikte bu ülkenin kültürel/entelektüel hayatı da bitirildi" gibi lafları da çok duydu bizim kuşak. Yarın Sabah PAZAR'da bu 12 Eylül palavralarından bahsetmeye devam edeceğim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER