YAZARA MAİL GÖNDER Pensilvanya korkusuna dair bir hatıra

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR

Pensilvanya ile AK Parti arasındaki şu anki durum herkesin malumu. Pensilvanya açıkça Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni devirmeye teşebbüs etti ve 30 Mart'ta bu halk bu darbeye geçit vermedi. Peki bu kavga 17 Aralık 2013'te mi başladı? Elbette hayır. 7 Şubat 2012'de mi? Gelin ondan da geriye gidelim. 6 Haziran 2010'daki bir davete. Mavi Marmara katliamının hemen ardından Pensilvanya'nın Wall Street Journal'a verdiği demecin gündemde olduğu bir dönemdeydi bu davet. O güne dair izlenim yazımda bugünkü yaşadıklarımızın embriyosu ortadaydı aslında. Bugünden bakıldığında bu yazının önemi daha çok anlaşılıyor. Pensilvanya'nın kurduğu istihbarat tehdit ve korku ağı taa o en müttefik günlerde bile İslami kesimi ürkütüyordu. 6 Haziran 2010'dan izlenimleri okuyalım:

***

Öncelikle kendi adıma şunu söylemeliyim. Wall Street Journal haberi birebir okunduğunda orada Fethullah Gülen tarafından yapılmış olarak takdim edilen açıklamaları doğru kabul edeceksek, o açıklamalar yanlıştır. Fethullah Gülen yanlış konuşmuştur, ılımlılık ve sağduyu mesajı böyle verilmez. Ben WSJ haberinde ifade edilen cümleleri isabetli bulmuyorum, üstelik İHH İsrail'den izin almak, İsrail'le uzlaşarak Gazze'ye ulaşmak için sonuna kadar başvurmuş bir kurum. Bütün yollar tükendikten sonra İHH bu yolculuğa çıkmıştır. Orada İsrail'in egemenliğine bir meydan okuma, bir meşru otoriteye başkaldırma da yoktur. Uluslararası karasuları İsrail'in otoritesi altında değil. Esas meşru otoriteye, uluslararası hukuka başkaldıran İsrail'dir. Fakat elbette İHH İsrail hukuksuzluğuna başkaldırmıştır ve iyi ki de öyle yapmıştır. Vicdan, adalet ve hakkaniyet adına çok doğru bir iş yapmıştır. Bana göre Fethullah Gülen'in de bu girişimi ve hareketi desteklemesi gerekiyor.
Fehmi Koru'nun evindeki hava şu yöndeydi: Bir yandan yazılmamak kaydıyla olan özel konuşmalarda birçok isim Gülen'e karşı burukluğunu belirtiyordu, bir kısmı şaşırmıştı. Burukluğunu ve sitemlerini anlatanların bir kısmı Gülen'den çok içten biçimde "Hocaefendi" diye bahsetmeye devam ediyordu, çünkü Gülen'le manevi gönül bağları vardı. Öte yandan kimi isimler Gülen'i eleştirmeye çekindiklerini de ifade ettiler... "Eskiden böyle değildi, Gülen'e dair daha rahat yazılıyordu, şimdi herkes söyleyeceğini yutuyor" dedi bir davetli, "Gülen'in geçmişte de buna benzer çıkışları oldu" diyerek birkaç örnek verdi. Buradaki "çekinti" Türkiye'nin çıkarını düşünerek olan bir çekinti de değil, bildiğiniz korkuya benzer "Acaba başıma bir şey gelir mi?" duygusuyla karışık bir çekintiydi bu. İslami kesim içinde bile Fethullah Gülen ve hareketine dair bu hisler yükselmeye başladıysa durum iyi değil demektir.
Sevgi ve hoşgörü merkezli bir hareket, kendine çok yakın ideallere sahip kimi insanlar tarafından bile çekinti ve korkuyla anılıyorsa, burada durup düşünmek gerekir. Bugün bir yandan Ergenekon'un tezgâhlarına karşı vicdan ittifakı olarak hareket edilmeye devam edilmeli ama bir yandan da bu vicdan ittifakı ilkesi gözetilerek dileyen dilediği eleştirel manşeti atabilmeli, yazıyı yazabilmeli. Öbür türlü karnından konuşmalar, içinden geçeni saklamalar artıyor, bu gelecek için de olumlu bir şey değil.
Pazar gecesi Fehmi-Nebahat Koru çiftinin Beykoz'daki evinde bir davet vardı. İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve yakın ekibi ile medya dünyasında sayısız isim oradaydı. Haliyle o gün en çok konuşulan konu Fethullah Gülen'in açıklamalarıydı. Hem İçişleri Bakanı hem de medya dünyasında önemli pozisyonlarda olan isimlerle bu meseleyi konuştum, kimi zaman özel olarak teke tek konuştuk, kimi zaman da genel ve herkesin duyacağı şekilde yorumlar yapıldı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.