YAZARA MAİL GÖNDER Bir nikâh vesilesiyle Türk turizmi

YAZARLAR

Geçen hafta dostum Ali Tamince'nin nikâh töreni vesilesiyle Antalya'daydım. Ali ve Tuğba Tamince'nin bu mutlu gününde Türk turizm sektörünün büyük aktörlerinin hemen hepsi bir aradaydı. Türk turizminin tartışmasız en önemli markası Rixos'un yaratıcısı olan ve her geçen yıl bu markayı daha da küreselleştiren Fettah Tamince düğünün ev sahibiydi. Tamince ailesinin hemşehrisi AK Parti resmi sözcüsü Hüseyin Çelik de Ali'nin nikâh şahitlerindendi. Güzel bir geceydi.
Antalya'nın Türkiye'nin turizm lokomotifi olduğunu herkes biliyor da şu an dünyada geldiği noktayı çok az kişi biliyor sanırım. Türk turizminin aktörleriyle bugün sektörün ve Türkiye'nin geldiği noktayı uzun uzun konuştuk. Şu an Antalya'ya yılda ortalama 10 milyonu aşkın insan geliyor. Son 5 yılın ortalamasına bakıldığında Antalya dünyada en çok ziyaret edilen dördüncü şehir konumunda. Bu akıl almaz bir başarıdır.
Rahmetli Özal 1983'te Başbakan olduğunda sadece 150 bin kişinin yaşadığı bir kasabaydı Antalya. Özal'ın zekâ dolu vizyonu ve liderliğinde başlayan turizm hamlesiyle 30 senede 5 binden fazla tesisin olduğu dev bir turizm metropolüne dönüştü şehir. Dünyanın en önemli "sea resort" vasfına sahip şehirlerinden biri artık Antalya. Özal'ın yolundan ilerlediğini her zaman gururla ifade eden Başbakan Erdoğan döneminde de bu turizm hamlesi katlanarak sürdü.
2002 öncesi "Erdoğan gelirse turizm sektörü batar. Sektöre yasaklar ve engeller gelir. Çünkü bunlar dinci şeriatçı" diye propaganda yapan Eski Türkiye'nin turizm baronları, Erdoğan'ın turizm politikalarını görünce utancından yerin dibine giriyor şimdi. Bu dönem o isimlerin de herkesin de işleri çok büyüdü. Erdoğan öncesi dönemde 10 milyon civarı turist Türkiye'ye gelirken şu an bu rakam 36 milyona dayandı. Dünya turizm sıralamasında 2002'de 17'nci olan Türkiye geçen yıl dünya yedinciliğine yükseldi.
Geçenlerde Türkiye'nin önemli tur şirketlerinden birinin sahibi CHP'li dostumla konuşuyordum. Şirketinin yaz katalogundaki en iyi tesislerin yapım tarihlerini gösterdi. Hemen hepsi son 12 senede yapılmıştı. Aynen şöyle söyledi:
"Türkiye her kesim için evrensel standartlarda kaliteli tatil fırsatlarına Erdoğan döneminde kavuştu. Hangi siyasi görüşte olursa olsun turizm sektöründeki herkes bunu kabul ediyor. Bunu en iyi biz tur şirketleri gözlemleyebiliriz çünkü tüm yapılmış otelleri geziyoruz. Tesisler daha iyi hizmet verebilmek için birbiriyle yarışıyor."
Ali Tamince'nin düğününde konuştuğum tüm turizm adamlarının görüşü de bu yönde. Hatta çalıştıracak eleman bulamamaktan şikâyetçiler.
Bu Antalya ziyaretimde otelleri tek tek gezerken turizm emekçisi kardeşlerimle de konuştum, sorunlarını dinledim. Genel tespitler şunlar:
Turizm sektöründe koşullarımız iyi ama bizler genelde mevsimlik işçi gibi görülüyoruz. Bu motivasyonumuzu azaltıyor. Kadrolu eleman yerine geçici personel çalıştırma alışkanlığı sürüyor. Yüksek sezonda çok çalışıyoruz. Ama diğer aylarımız boş geçiyor. Çalıştığımız kurumlar 'o aylarda ne yaparsanız yapın' havasında. O zaman kuruma bağlılık azalıyor. Oysa o aylar da çeşitli şekilde değerlendirilebilir. Kurumlarımız çalışanlarına sahip çıksa takım ruhuyla çok daha verimli çalışırız.
Soma faciası sonrası sadece maden sektörü değil tüm sektörler Yeni Türkiye'de iş güvenliği ve işçi mutluluğu meselesini önemsemek zorunda.
Eski yöntemlerle iş yapanlar kısa vadede kâr eder gibi gözükür ama orta ve uzun vadede batarlar. Bu gerçeği bilen ve ona göre davranan müteşebbisler de markalaşmak yolunda ilerliyor. Turizm emekçisi konumundan bugünlere gelen Tamince ailesi de bu markalaşma başarısının en önemli örneğidir.
Yeniden Ali ve Tuğba'ya ömür boyu mutluluklar diliyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.