YAZARA MAİL GÖNDER SABAH Hürriyet ve meşruiyet

YAZARLAR

Türkiye'nin en büyük iki gazetesi SABAH ve Hürriyet'in birçok alanda farklı yaklaşım sergilemesi doğaldır. Türk futbolundaki G.Saray- F.Bahçe rekabeti gibi Türk medyasında da bir SABAH- Hürriyet rekabeti yaşanması hoş bir olaydır.
Fakat her ne kadar farklılıklarımız olsa da belli konularda da müşterek bir duruşumuzun olması şarttır. SABAH ve Hürriyet bu ülkenin güvenliği noktasında bir bütün olmak zorundadır.
Bu bir meşruiyet meselesidir. Eğer bu iki gazeteden biri gayrimeşru çizgiye savrulursa infilak eder. Eğer Türkiye Cumhuriyeti'nin kozmik odaları dinlenmişse ve bu gizli bilgiler bir suç örgütünce ortaya dökülüyorsa SABAH ve Hürriyet bu kozmik konuda farklı görüşte olamaz. Bu örgütün devletin haremine girip bu bilgileri yaymasını savunan kimse gayrimeşru biridir. Eğer bunu bir gazete kurumsal olarak yapıyorsa o kurum ve patronu gayrimeşru ve kriminal duruma düşer. Bu, ülkenin milli istihbarat örgütünün mensuplarının durdurulup düşman askeri gibi yere yatırılması ve dövülmesi konusunda da aynı şekildedir. Bu iki konu siyasi görüş meselesi değildir. Bu ülkeye ihanet edip etmemek meselesidir.
Hürriyet işte bu iki kritik konuda tarihindeki devletten yana çizgi ile de hiç bağdaşmayacak şekilde davrandı. O dönem SABAH olarak ısrarla Hürriyet'in ve Aydın Doğan'ın Türkiye Cumhuriyeti'ne topyekûn düşman bir çizgiye savrulma tehlikesi içinde olduğunu söyledik. Bu uyarılar SABAH -Hürriyet rekabetinin bir parçası değildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm kurumlarının Doğan'a yönelik ortak bir deklarasyonunun yansımasıydı.
30 Mart öncesi korkunç bir ortam vardı.
Hürriyet'in sabık genel yayın müdürü ve daha birçok kalem Türkiye gemisinin kaptanını indirelim derken Türkiye gemisinin batırılması projesine destek verdiler. Bu açıkça Türkiye'ye ihanetti.
Hürriyet ve Doğan Medya bünyesinde bu delirmişlik haline mesafeli duran birkaç adam kalmıştı. Onlardan biri de Sedat Ergin'di. Ergin aslında sıkı bir Erdoğan muhalifiydi ama yaşanan sürecin bir suç örgütünün Türkiye'ye doğrudan saldırısına döndüğünün farkındaydı. Ben bu köşede 27 Mart günü Sedat'ı dikkatle oku Aydın Doğan diye bir yazı yazdım. Doğan'ın Sedat'ı dikkatle okuması ve artık uyanmasını isteyen sadece ben değil tüm Türkiye devletiydi. O yazının yayınlandığı gün paralel suç örgütü bu ülkeye en büyük saldırısını yaptı. Dışişleri'nin kozmik kaydı yayınlandı.
SABAH olarak bu tarihi 27 Mart gününde Hürriyet'i de uyardık. Hürriyet'in toptan infilak etmesini SABAH olarak biz de istemiyorduk.
Kozmik kaydın yayınlanması konusu vatanımıza ihanet edip etmemekle ilgili bir şeydi.
Hem SABAH hem Hürriyet 28 Mart sabahı ALÇAKLIK manşetiyle çıkmalıydı. Aksi bir tavır gayrimeşruydu. Doğan Holding içinde bu gerçeğin farkında olan birkaç insan vardı. Enis Berberoğlu maalesef 28 Mart günü rezil bir birinci sayfa ile çıktı ve o gün Berberoğlu'nun basın hayatı bitti. Aydın Doğan ise devlet nezdinde gayrimeşru duruma düştü.
Şu an Doğan geç de olsa bir uyanma dönemini yaşıyor. Devlet katında yeniden meşruiyet arıyor. Şimdi Hürriyet'in başına o süreçte meşruiyet çizgisinden ayrılmayan Sedat Ergin'in getirilmesi böyle bir olaydır. Ergin, Erdoğan'ın sıkı bir muhalifi ama Türkiye gemisinin toptan batırılmasını isteyenlere karşı da durabilen bir adam. Dileğimiz bundan böyle Hürriyet'in gayrimeşru bir çizgiye bir daha asla sapmamasıdır.
Sedat Ergin'e yeni görevinde başarılar dilerim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.