YAZARA MAİL GÖNDER 27 Nisan ve darbe medyası

YAZARLAR

Erdoğan Teziç'in 2007'nin 5 Nisan günü yaptığı darbeyi çağıran o toplantının hemen ertesi günü yani 6 Nisan'da Doğan Grubu'nun amiral gemisi bir daha denize açıldı...
Söz sırası o zamanların Hürriyet Yazarı Bekir Coşkun'daydı... Darbeyi bir kez de o çağırdı...
Bekir Coşkun 6 Nisan 2007'de Hürriyet gazetesinde şöyle yazdı:
"...'de bundan böyle darbe olmaması için şu üç şeyin mutlaka var olması gerekli:
- Demokrasi,
- ,
- Bilinçli ve örgütlü toplum... Bu üçü var mı, yok...
Darbe olması içinse şu üçünün olması gerekiyor:
- Devrim yasalarına hakaret,
- Rejime karşı hareket
- Cumhuriyet'e ...
Bu üçü var mı, var...
Bu "yok"larla "var"ların esrarengiz tel örgüleri arasındadır korktuğumuz darbeler. Pekiiiii; kendini Atatürk devrimlerinin ebedi bekçisi sayan ve elinde silahlı güç olanların tüm bu olanlar karşısında sessiz ve seyirci kalmalarına ihtimal veriyor musunuz?..
Hayır...
Önümüzdeki günler büyük olaylara gebe..."

***
Oysa ortada ne Cumhuriyet'e ihanet vardı, ne devrim yasalarına hakaret...
Aksine huzur vardı... Yapımı önceki iktidarlar döneminde yılan hikâyesine dönen Karadeniz otoyolu o gün açılmıştı...
Türkiye büyüyordu, Hükümet onlarca yıldır yapılamayan atılımları yapıyordu... Üstelik bu daha başlangıçtı...
Çoğunluğun iradesini savunan milletin lideri Erdoğan "Kavgalarla çatışmalarla polemiklerle uğraşmayı bir kenara bırakmalı, yeni fikirler yeni projeler üretmenin milletimizin ihtiyaçlarını, taleplerini karşılamanın gayreti içinde olmalıyız" sözleriyle hayaller gerçek olsun istiyordu ama vesayetçi azınlığın hayali bambaşkaydı...
Onlara göre Çankaya son kaleydi ve düşmemeliydi...
Deniz Baykal o günlerde şöyle konuşmuştu: "Bir daha o lafını ağzına alma git ağzını yıka dişini de fırçala sakın ha cumhurbaşkanı adayı olma sakın ha sakın ha cumhurbaşkanı adayı olma..."
Ve 12 Nisan 2007... Yani 27 Nisan darbe teşebbüsüne tam 15 gün var...
Bir zamanların modasıydı... Genelkurmay başkanları sık sık brifing verirdi... O brifinglerden biri işte o gün yapıldı... Gündemde tek başlık vardı...
Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt şöyle konuşmuştu: "Değerli basın mensupları... Biraz sonra bu konuşmam bittiğinde soracağınız ilk sorunun ne olduğunu biliyorum. Biliyorum. Bu konudaki görüşümü açıklıyorum şimdi cumhuriyetin temel değerlerine anayasamızda ifadesini bulan sosyal demokratik hukuk devleti idealine devletin üniter yapısına bağlı ama sözde değil özde ve bunu davranışlarına yansıtabilecek şekilde bir cumhurbaşkanının oraya seçileceğine olan inancımı burada belirtmek istiyorum."
Herkes oradaydı o gün... O brifingde Büyükanıt ile Çölaşan arasında geçen diyaloglar ise gerçekten inanılmazdı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.