YAZARA MAİL GÖNDER Hurşit Külter meselesine giriş...

YAZARLAR

Hurşit Külter. Bu ismi sosyal medyada, gazetelerde, televizyonlarda, sokakta bir eylemde mutlaka duymuşsunuzdur.
HDP tarafından kurulan DBP adlı yapının Şırnak yöneticisi olan Külter'den 138 gündür haber alınmadığı söyleniyordu.
İddialara göre Külter'i devlet gözaltına almış, öldürmüş ve cesedini de yok etmişti!
Külter adına kampanyalar yapıldı. Köşe yazıları yazıldı. Ailesinin, annesinin merak dolu ve üzüntülü hallerini yansıtan fotoğraflar elden ele gezdi. Sokaklardaki duvarlara resimleri çizildi. Yurtdışındaki pek çok kentte eylemler yapıldı. Öyle ki ABD bile işe dahil oldu!
Külter'in ortadan kaybolduğu 49. günde ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, konuyu araştıracaklarını söyledi. Bununla da yetinmeyen Kirby Birleşmiş Milletler'i bölgeye çağırdı!
Külter dün Kerkük'te ortaya çıktı! Kameraların karşısına geçip "yaşıyorum" dedi.
Külter'in çelişkilerle dolu açıklamasına bir bakalım.
Güvenlik güçlerinin teröristlere yönelik operasyonunda gözaltına alındığını, kendisine işkence edildiğini ve kapalı tutulduğu yerden kaçtığını söyleyen Külter, onca sürede neler yaptığını şöyle anlatıyor:
"Bu sürede 40-45 gün boşaltılan evlerin içinde saklandım. Sonra şehir içinde direnenlere denk geldim ve şehirden çıktım. Çıktıktan sonra bazılarının yardımıyla iki aylık bir sürede ancak buraya ulaştım." Külter'in bu süre zarfında gördüğü kişilere yaşadığını niçin söylemediğini bilmiyoruz. Onu görenlerin sağır sultanın duyduğu bu kampanyaya rağmen neden çıkıp "o sağ" demediklerini de...
Hadi diyelim ki Külter'in ve onu görenlerin canı öyle istedi. Peki, kaçtıktan sonra aylarca kaldığı Kerkük'te de mi hiç fırsatı olmadı Hurşit Bey'in bir haber uçurmaya, telefon etmeye, twit attırmaya...
Gidin işinize Allah aşkına!
Sosyal medyada "Aylardır içeride dışarıda Türkiye'nin imajını oyunla, yalanla zedelediniz" diyerek yaşananlara tepki veren aklı başında insanları tehdit edeceğinize, sorulara cevap verin.
"Güzel bir habere sevinemeyecek kadar vicdansızsınız" türünden ajitasyonlarınızı da gidin arabesk meraklısı ergenlere satın.
Ciddi bir şey konuşuyoruz.
Aylardır en hassas yerlerinden yakalayıp vicdanlarını kemirdiğiniz bu ülkenin duyarlı insanlarına bir hesap vermek zorundasınız.

***

Gone Girl'e Şırnak'tan rakip çıktı
Gillian Flynn'ın harika romanından aynı isimle uyarlanan Gone Girl/ Kayıp Kız adlı film geçtiğimiz senelerde epeyce konuşuldu.
David Fincher'ın yönettiği film bir kadının evlilik yıldönümünde esrarengiz şekilde ortadan kayboluşunu konu alıyor.
138 gündür kayıp olan Hurşit Külter'in hikâyesini dinleyince bu film aklıma geldi.
Zira Gone Girl'deki kayıp Amy de bir gün şak diye ortaya çıkıyordu.
Ve aslında suçlanan koca Nick masumdu. Onu kimse kaçırmamıştı.
O kendisini kaçırmıştı!
Gone Girl bence mutlu sonla bitmedi. Zira filmin sonunda, sinsi Amy'nin iyi insanların vicdanıyla oynadığı oyunda sahtekârlık yaptığı ortaya çıkmıyordu.
Hurşit Bey'in kayboluşunun filmi yapılsa final farklı mı olurdu dersiniz?
Tabii mutlu son deyince hepimizin anladığı aynı şey değil.

***

Empati yorgunluğu
'deki örgütlü politik gruplar hep etkilemeye çalıştıkları insanların vicdanına yükleniyor.
Çünkü istismar edilmesi çok rahat, çabaya, yorulmaya gerek yok. Hoş zaten ellerinde insanların aklına hitap edecek pek bir şeyleri de yok ya...
Ancak unutulmaması gereken bir şey var. Akıl sonsuz, vicdan sınırlıdır. İnsanlar kızıp da düşünmeyi bırakamazlar. Ama duygularının istismar edildiğini anlarlarsa "vicdanlı davranmamaya" başlayabilirler; en azından eskisi kadar.
Ellerinde olmadan...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.