YAZARA MAİL GÖNDER CHP... Ve Çin'den alınan dersler

YAZARLAR

İki ülke de "yükselen değer." İkisi de "hızlı büyüyor." İkisi de küresel ve bölgesel dengelerde "hesaba katılıyor." Ama ölçekleri farklı... Aslında farklı olan sadece ölçekleri değil. Benzer "hedeflere ulaşma yöntemleri!.."
Tahmin edileceği üzere Çin Halk Cumhuriyeti ve Türkiye'den söz ediyoruz. Son dönemde giderek birbirine yakınlaşan, stratejik anlayış kanalları açan bu iki ülke de dünyanın dikkatini çekiyor. Özellikle teknoloji transferindeki işbirliği fazlasıyla merak uyandırıyor!


***

Komünist Partisi'nin davetlisi olarak Çin'e giden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun temaslarının Pekin ve Şangay ayaklarını izlerken karmaşık duygular içindeydik. Bir yanda "can sıkıntısı" diğer yanda "umut..."
Dışarıdan bakıldığında her zamanki gibi heyecan verici Türkiye tablosu görüyorsunuz. Dinamizmi iliklerinizde hissediyorsunuz.
Ancak...
Ülkede olup biteni öğrendiğinizde ruhunuz kararıyor. Anlamsız çekişmeler, üretkenliği kısıtlayan manevralar, küçük siyasi hesaplar, çatışmalar... İş yapmak isteyenle yaptırmamak için direnenler arasındaki mücadele ise dehşet verici.

***

Bir ülke düşünün ki merkezi komite tarafından yönetiliyor. Merkezi planlama uyguluyor. Kolay karar alıyor. İtirazsız uyguluyor. Tüm süreçlerde insanı değil, devleti esas alıyor. Bu sayede başarı öyküsü yazıyor.
Bir başka ülke daha düşünün ki demokrasi ile yönetiliyor. Özel sektöre inanıyor. Seri karar alıyor. Sürekli engellerle karşılaştığı için istediği hızda mesafe kat edemiyor. Yine de "insanı yaşat ki devlet yaşasın" ilkesine vurgu yapıyor.
Evet... İnsanları ve sistemi tek elden kontrol ederek, bilgi paylaşımına sanal filtre uygulayarak, her adımı her an izlemeye çabalayarak da bir yere varmak mümkün. Hatta o yer göz kamaştırıcı da olabiliyor.
Zor olanı... Fikir başka başka iken iş yapabilmek. Rahatsız edici bilgiye de tolerans göstermek, seçmenin ferasetine inanmak ve aynı davaya adanmış kadrolarla hedefe varmak için inadına, inadına çalışmak...
Tüm eksikliklere, eleştirilere, mazeretlere, yakınmalara rağmen "Türkiye'yi özellikli kılan" demokratik akort becerisi. En dezavantajlı yanı ise enerjiyi verimli kullanmaktan alıkoyması. Devamlı meydan okuma gerektirmesi ve mutlaka güçlü lidere ihtiyaç duyması.

***

Ana muhalefetin Çin'i görmesi bence çok iyi oldu. Dünya devinin istisnai idare tarzı ile bireylerin sistem içindeki değerini terazinin bir kefesine koyup diğer kefesinde yüksek binaları, küresel markaların yatırımlarını tarttığınızda hangi sonuca vardığınız çok önemli! O sonuç, muhalefet etme biçiminizi doğrudan etkileyebilir.
Ülkede sadece negatifi satmak, kaygı pompalamak, çözüme katkı sağlar gibi yapıp meselenin özünü teğet geçmek mi...
Yoksa iktidarın olumlu işlerinin hakkını teslim edip, daha iyisinin nasıl yapılacağını anlatıp, gerektiğinde risk alabileceğini ve ülkenin yönetsel sahibi olabileceğini göstermek mi...
Bu tercih, yakın gelecekte siyaset yapma kültürünü temelden sarsacak. Her aka kara diyenle, aka ak, karaya kara diyenler ayrışacak ve farklı renkleri gösterip, kucaklayanlar ise kazanacak!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.