YAZARA MAİL GÖNDER "Sayıştay Raporları" ne olacak?

YAZARLAR

Günlerdir, kamuoyu gündemini meşgul ediyor. "Sayıştay Raporu" deniyor, başka bir şey denmiyor. "Yolsuzluk" imasında bulunuluyor.
Haliyle, "Ne var o raporlarda? Niye Meclis'e gönderilmiyor? Milleten ne gizleniyor?" diye soruluyor.
Soru işaretlerini gidermek için önce, hafızaları tazelemek gerekiyor.
Kamu kaynaklarının etkili, verimli, ekonomik ve hukuka uygun olarak kullanılması kamu yöneticisinin boynunun borcu. Bu, sadece manevi bir borç da değil. Maddi altyapısı yani yasal denetim çerçevesi de söz konusu. Aslında bu yolda devrim nitelikli düzenleme (sonradan erozyona uğratılsa da) 5018 sayılı "Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu" oldu. "Şeffaflık, hesap verebilirlik ve performans ölçümü" üzerine inşa edilen bu kanunu, AK Parti hükümetleri çıkardı. Kanun, Sayıştay'ın sorumluluğunu artırdı. TBMM'ye düzenli raporlar sunma ve bunları kamuoyuna açıklama görevi verdi.

***
"Sayıştay denetimi" deyip geçmemek lazım. Sayıştay, bütçe hakkının gereği olarak kamu idarelerinin faaliyetleri hakkında Büyük Millet Meclisi'ne güvenilir bilgi sunmakla yükümlü. Bir başka ifadeyle "demokrasinin" gereğini yerine getiren önemli bir kurum. Özü itibariyle "düzenlilik" ve "performans" denetimi yapılıyor. Ne demek bu?
Düzenlilik denetimi kapsamında; kamu idarelerinin gelir, gider, malları ile bunlara ilişkin hesap ve işlemlerine bakılıyor, kamu kuruluşlarının mali tablolarının doğruluğu tescilleniyor.
Performans denetiminde ise kamu idarelerinin, gösterilen hedeflere ulaşıp ulaşamadığı ölçülüyor.

***
Tekrar başa dönecek olursak... Geçtiğimiz yılın son günlerinde, "Sayıştay Raporlarının TBMM'ye teslim edilmemesi" çok tartışıldı. "Yolsuzlukların üstünün örtüldüğü" bile öne sürüldü. Aslında Sayıştay, 2011 yılında ilk kez "dokunulmaz" denen kurumlara da dokundu, sadece askeri alanda değil sivil alanda da "girilmez" yerlere girdi. Haliyle pek çok kamu idaresi ve yöneticisi rahatsız oldu. Özellikle Maliye'nin sancısı, Sayıştay'ın denetim yetkisinin daraltılmasıyla sonuçlandı. İşte bu nedenle hazırlanan ilk raporlar Meclis'e iletilemedi. Tam, "Yeni kısıtlara göre yeni raporlar yazılabilir" denilirken bu kez Anayasa Mahkemesi bir iptal kararı verdi. Ve Sayıştay'ın denetim yetkisini yeniden eski sınırlarına döndürdü. Böylece, 2011 yılı raporlarının TBMM'ye gelmesinde teknik engel de kalmadı.
Peki, bundan sonra ne olabilir?
İşte orası belirsiz...
Belirgin olan tek husus şu:
"Sayıştay Raporları, Meclis'e sunulmasa bile, denetimler sırasında tespit edilen usulsüzlüklerin soruşturması durmuyor, hatta yargılaması devam ediyor!"
İddia edildiği gibi Hükümet, herhangi bir kurumdaki mali hatayı gizlemiyor.
"İyi de Sayıştay Raporları neden hala Meclis'e ulaştırılmıyor?" diye sorulacak olursa...
1- Anayasa Mahkemesi'nin Sayıştay Kanunu'yla ilgili iptal kararının gerekçesi henüz yayımlamış değil.
2- Sayıştay'da da kafalar karışık. 2013 Bütçe Yasası ile birlikte 2011 Yılı Kesin Hesap Kanunu kabul edildiği için eski raporları göndermenin pratik yararı olmayacağı kanaatindeler.
Buna rağmen,
1- TBMM Başkanı bir yazı ile isterse raporları asli sahibine vermeleri gerekebilir. Veya
2- 2013 yılı sonunda 2011 ve 2012'ye ait raporları birlikte Meclis'e sunabilirler.
Bana sorarsanız...
"Kuşku bulutlarını dağıtmak ve abartılı senaryolara geçit vermemek için 2011 Raporları'nın TBMM'ye gönderilmesinde ve kamuoyuna açıklanmasında yarar var!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.