YAZARA MAİL GÖNDER Çözüm süreci ve milletin çizdiği sınır

YAZARLAR

Çözüm süreci, ilgi odağımızda olmayı sürdürüyor. Süreç, silahlı terör örgütü mensuplarının Türkiye'den çekilme yönteminde düğümleniyor. Aslında "teknik olması gereken" bu adıma, adeta çelme takılıyor. Oysa tamamen "milli kapasite" ile geliştirilen güncel süreçte, İmralı ile bazı kritik hususlar konuşulmuştu. Örneğin, "Güvenceli çekilme" konusu! Şu anda Kandil'in dillendirdiği bu istek, aylar öncesinde gündeme geldiğinde mealen şöyle denmişti:
"İster yasal çerçevede isterse komisyon marifetiyle çekilme seçeneği olsun. PKK'lı teröristlerin hepsinin tek tek gelip savcılara beyanda bulunması ve kayda girmesi gerekir!"
İşte bu nokta İmralı için bile "kabul edilebilir değildi." Üstelik devletin ilgili birimleri dağdaki PKK'lı sayısını tahminen bilmekle birlikte isim isim deşifre etme aşamasına da gelmemişti. İşte bu yüzden "Ülkeye pasaporta girmediler ki... Nasıl geldilerse öyle giderler" formülü benimsenmişti. Kaldı ki terör örgütü üyesine üçüncü ülkeye silahla geçerken nasıl yasal teminat sağlanabilir ki? Olsa olsa silahı gömerek ülkeden ayrılma, zamanı gelince dönme reçetesi sunulabilir. Ayrıca silahlı teröristlere güvence verilmeye kalkışılırsa, halen terör örgütü kurma ve yönetme suçlamasıyla yargılanan veya tutuklu olanlar da benzeri talebi iletirse ne yapılacak?
Demem o ki, aylar öncesinde düşünülüp tartışılmış, riskleri, olabilirlikleri ele alınmış ve makul bir usule bağlanmış "çekilme takvimi" söz konusu. Meclis'in muhatap edilmeyeceği, Hükümet'in en yetkili ağızdan söz verdiği, askerin de siyasetin emrine uyacağı bir süreçle karşı karşıyayız. Bunun ötesinde takvimin zorlanması, ilave şartlar ileri sürülmesi, "30 yıldır dağa çıkanları hemen söküp alamazsınız" tavırları, taktik manevradan ibaret görünüyor.

***

Bu arada, toplumun geniş kesimlerinin sürece verdiği desteğin de iyi okunması gerekiyor.
Siz, her türlü milliyetçiliği reddettiğinizi söylerken karşı taraf Kürt milliyetçiliği peşinde koşarsa...
Siz, siyasi maliyetini göze alarak sınırdan çıkışları teşvik ederken karşı taraf kendi askerinize dahi vermediğiniz yasal güvencede ısrar ederse...
Siz, anayasa etnik açıdan nötr olsun diye düşünürken, karşı taraf Kürt kimliğini dayatırsa...
İster istemez vatandaş, "Hükümet hangi pazarlıkları yapıyor?" diye sorar. Nitekim aynı soruyu dün, 4. Yargı Paketi görüşmeleri sırasında Adalet Bakanı Sadullah Ergin de sordu. Ve o hassas soruya milletvekillerine dönerek, şu yanıtı verdi:
"... Her iki kişiden birinin oyunu alarak iktidara gelmiş bir iktidar partisi var... Siyaset tarzını milletinin gözünün içine bakarak belirlediği içindir ki 11 yıldır halkın desteği artarak süregelmiştir. Biz, milletimize rağmen adım atmayız!"
Sürecin önemli aktörlerinden Bakan Ergin'in sözleri, gelecekte verilecek kararların sınırını da çiziyor. Yani... Silahların susması, kan dökülmemesi uğruna, şimdiye kadar denenmemiş yola girilmesi, "imtiyaz, taviz" anlamına gelmiyor. Sadece, eşit vatandaşlık temelinde, yerinden yönetim esasları gözetilerek, üniter yapı korunarak, yüksek demokratik standartlarda barış içinde bir arada yaşama arayışını yansıtıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.