YAZARA MAİL GÖNDER Adalet ve Sağlık bakanlarına açık mektup

YAZARLAR

Adalet Bakanı Sn. Sadullah Ergin. Sağlık Bakanı Sn. Mehmet Müezzinoğlu.
Sayın Bakanlarım;
Bizlere açılan bu sütunlar aslında kamuya aittir. Bu köşeler, kişisel ve özel konularımızın dile getirildiği alanlar değildir. Kamuyu ilgilendiren ortak sorunları yansıtır, fikirlerimizi aktarırız. Biraz sonra anlatacağım husus, benim bireysel olarak karşılaştığım, derinlemesine araştırınca hayli yaygın olduğunu tespit ettiğim keyfi durumdan kaynaklanıyor. Aslında konu sigorta şirketleri yönüyle Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ı, SGK yönüyle Çalışma Bakanı Faruk Çelik'i de ilgilendiriyor. Olay şu:

***

Bir hafta sonu telefonum çaldı. Tıbbi görüntüleme merkezinden aradığını söyleyen kişi, "Sizin sağlık kayıtlarınız isteniyor. Verelim mi?" dedi. Doğrusu şaşırtıcı idi. "İki yıl önce çektirdiğim filmin peşine kim, neden düşüyor?" diye düşündüm. Bilgi isteyen şahıs, sadece faks numarası bırakmıştı. Mesleki refleksle başladım araştırmaya. Telefon telefonları, internet sayfaları da birbirini izledi. Derken bir danışmanlık şirketine ulaştım. Önce çelişkili beyanlar dinledim. Soy ismi karışıklığı olmuş da benimle bağlantılı değilmiş de vs vs. Tabii ikna olmadım. Çalışmaya devam ettim. Şimdilik ismi bende saklı olan "istihbaratçı firmanın" sorumlusunu buldum. Konuştukça şaşkınlığım bir kat daha arttı. Sigorta şirketi, istihbarat firmasıyla anlaşmış. Benim gibi binlerce kişinin özel bilgilerinin peşine düşmüş. Böylece, iki yıl önce omzumun yırtılmasından tutun da daha bilmediğim nice tıbbi tetkik ellerine geçmiş! Neymiş efendim, sigorta poliçesine bir hüküm ekliymiş. Bilgilerime erişim izni verildiği anlamına gelirmiş. Hastanelere, görüntüleme merkezlerine ulaşıp, sağlık raporlarını derliyor ve bunları sözleşme imzaladıkları şirkete parayla satıyorlarmış. Emekli asker ve polislerden oluşan çok sayıda şirket İstanbul'da örgütlenmiş.
***

Önce şunu belirteyim. Allah'a şükür veremeyecek bir hesabım, yanlış beyanım, dolanlı işim yok. O nedenle telaşa kapılmadım. Hukuki gerekçe yok iken özel hayatıma tecavüz edilmesine sinirlendim. Üstelik tesadüfen öğrenmiştim. Sonra, "Kişisel Verilerin Korunması Kanun Taslağı'nı" hatırladım. Bu metin üzerinde mesai sarf eden Adalet Komisyonu Başkan Yardımcısı Sn. Hakkı Köylü'ye danıştım. Tam da bu noktadaki istismarın önüne geçmek için hazırlık yapıldığını anlattı.
***

Kişilerin; "isimleri, adresleri, telefon numaraları, hastalıkları, banka hesapları, kredi kartları, şifreleri vb" gibi bilgilerin "özel sınırlarda" korunması gerekiyor. Maalesef bu veriler gerek kamu, gerekse özel sektör tarafından başkalarına açılabiliyor ve temel haklar ihlal ediliyor. Ceza Kanunu'nda, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesi suç sayılsa da hangi hallerde hukuka aykırı olduğuna dair düzenleme bulunmuyor. Oysa 2010'da anayasada yapılan değişiklikle kişisel verilerin korunması temel bir hak olarak teminat altına alınmıştı. Bu güvenceyi sağlayacak "Kişisel Verilerin Korunması Kanunu" uzun süredir bekliyor.
Sayın Bakanlar;
Sizin, ailenizin özel bilgilerinin şu anda hangi çevrelerce ele geçirilmiş olduğunu biliyor musunuz? Kanundaki boşluktan yararlanan grupların elde ettiği özel bilgilerinizi pazarlamasından rahatsızlık duyar mısınız? Sağlık Bakanlığı'nın sorumluluk sahasından ve hatta SGK'dan sızan dosyalarda sizleri ilgilendiren tetkiklerin bulunabileceğini öngörüyor musunuz?
Cevabınız "evet" ise lütfen vakit kaybetmeyelim. Bu keyfi duruma son vermek, objektif gerekçeler olmaksızın veya bizlerden izin alınmaksızın mahremiyetimize dokunulmasını önlemek sizlerin boynunun borcudur!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.