YAZARA MAİL GÖNDER Hayatı ucuzlatan açıklamalar

YAZARLAR

Başarısız, ikna etmekten uzak, kaotik bir basın toplantısı... Profesyonellikten eser yok. Kriz yönetimi asla düşünülmemiş!
Devraldığı işletmeyi görmemiş, işi aşağıdakilere havale etmiş bir patron. Yönetimde aile adına bulunan, caka satan ama facia anında ortada görünmeyen erkek evlat.
İşletme, sadece profesyonel yöneticilerin insafına, yukarıya verdiği tek yanlı bilgilere ve yer yer tesadüflere endekslenmiş.
Ya medya? Soru soranların çoğu asli rolünü şaşırmış. Kimi yargıç, kimi marjinal siyasal görüşlerinin propagandasının peşinde, kimi de fantezi fikirlerini teyit ettirme uğraşında. Kimse kimseyi dinlemiyor. Kimin ne dediği belli olmuyor. Haliyle, kritik cevaplar arada kaynıyor!

***

Dün, Soma Holding AŞ'nin ölüm ocağında düzenlediği toplantı, hepimize büyük acı yaşatan kazanın "geliyorum" dediğinin ispatıydı adeta.
Madenciler; kara talihleri, kömürden kararmış cesetleri ile yeraltından çıkarılırken, aslında sarıldıkları kefenler gibi tertemiz ayrıldılar aramızdan.
Yüzümüze bakmaya cesaret eden aramızdaki şirket yöneticileri ise kararmış kalplerini, medyanın karşısına çıktıkları beyaz önlükleri ile kamufle eder gibiydi.
Onlara göre, "ihmal yok!" Maden ocağı "örnek!" 18.5 yaşında yerin 7 kat altına inmek "normal!" Yangın güya "önlenemeyen nedenle çıkmış!" Her şey "5 dakikada olup bitmiş!" Sözde, içleri acıyormuş! Utanmasalar, 292 cansız bedeni de inkâr edecekler!
***

Toplantı; baştan sona senaryoydu... Şoke oldukları söylenebilir. Ama şaşkınlıkla verdikleri cevaplar dahi çelişkilerle doluydu. Zaten ana amaç, olayın dününe ilişkin özeleştiri yapılması değildi. Aksine, yarına ilişkin güvenceler oluşturmak üzerine kuruluydu. Yani, önümüzdeki günlerde başlayacak müfettiş incelemesine, yeni yeni hız kazanan savcılık soruşturmasına ve yıllarca sürecek yargılama aşamasına hazırlık yapılıyordu. Daha bugünden verilen beyanlarla, her şeyin kitabına uygun düzenlendiği, gerekli önlemlerin alındığı, eğitimlerin verildiği, denetimlerin yapıldığı anlatılarak, yargı için lehte delil üretiliyordu.
***

Öyle tuhaf bir tablo ki...
Konjonktüre göre dedeyi veya imamı bulan, hoca -loca dengesini kuran, parti farkı olmaksızın bölgesel siyasilerle yakınlık tesis eden, sendikaları kafalayan, üniversiteleri sponsorlukla yedekleyen, müfettişleri makyajlı ocak manzarası ile atlatan, medyaya ise bir hayali pazarlayan, derleme toplama bir yapı.
Emek yoğun ortamı iş vaadiyle sonuna kadar kullanan, ucuz işgücüne abanan, aileleri, hayatları tanımayan, karanlık dehlizlere soktuğu insanların sayısını bile bilmeyen, zaman kaybı olmasın diye vardiya değişimini yeraltında gerçekleştiren, sonra da çıkıp "Bizim kusurumuz yok ki" imajı veren bir şirketin temsilcileri. Bugün Soma'dalar, yarın belki başka bir yere kapağı atıp kaybolup gidecekler!
***

Soma'da yitirdiğimiz canlar, bizim canlarımızdı. Hiçbir bahane, hiçbir savunma, hiçbir siyasi manevra onları geri getirmeyecek. Bari aziz hatıralarına saygı gösterilsin. Ucuz hayatlar izlenimi verilmesin! "Patronum" denilerek madende esirgenen paraların mezarlara saçılacağı söylenmesin! Geç de olsa yapılması gerekenler, lütuf gibi sunulmasın. Ve bu canların bedeli, "madeni çalıştırmaya devam edeceğim" yüzsüzlüğüne terk edilmesin!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.