YAZARA MAİL GÖNDER Çankaya'dan kısa gün izlenimleri...

YAZARLAR

Dün, Çankaya Köşkü'ndeydik. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'nin uluslararası alanda tanıtılmasını sağlayan yabancı diplomat ve akademisyenlere, Cumhuriyet ve Liyakat Nişanları tevcih etti. Cumhurbaşkanı, 7 yıllık görev süresi içinde bilim ve sanat insanlarını onore eden bir geleneğin canlandırılması adına takdire şayan işlere imza attı. Ama Çankaya dün alışılmışın aksine durgundu. Sayın Gül'ün yakın çalışma arkadaşlarının bir kısmı Köşk'teki etkinlikte yoktu. Diğerleri ise bir dönemin sonuna yaklaşıldığını hissettiriyordu. "Cumhurbaşkanı 81 ili ziyaret etme planının son turuna 16 Haziran'da çıkacaktı. Kırklareli ve Tekirdağ ile Anadolu gezisini tamamlayacak" deniliyordu.

***

Gül, tören sonrası her zamanki nezaketiyle konukları ile tek tek ilgilendi, sohbet etti. Derken gazetecilerin yanına geldi. Basın danışmanlarının, "sıcak konulara girilmemesi" telkini hemen fark edildi. Cumhurbaşkanı, tahmin edileceği üzere "adaylık" konusunu teğet geçti, "Bu kadar beklediniz, biraz daha bekleyin" demekle yetindi. Polemikten uzak durdu. En fazla emek verdiği ve sevdiği alana yani dış politikaya ilişkin soruları yanıtladı. Musul'daki olayları "kaygı verici" bulduğu her halinden belliydi. Gerek Suriye'de gerekse Irak'ın önemli bölümünde güvenlik ve yönetim boşluğu oluştuğunu vurguladı. Ve... Aylardır yaptığı uyarıyı yineledi:
"Afganistan, Akdeniz kıyısına gelebilir!"
Aslında bu benzetmeyle, sadece Türkiye'yi ilgilendiren bir soruna işaret etmiyor, bölge ülkeleri ve tüm müttefikleri yeniden düşünmeye davet ediyordu.
***

Peki, "18 Nisan'dan bu yana Çankaya sürecinde ne değişti?"
18 Nisan 2014. Kütahya. Cumhurbaşkanı, valiliği ziyaretinde basın mensuplarının sorularını yanıtlarken, bombayı patlattı. "Bugünkü şartlar çerçevesinde gelecekle ilgili bir siyaset planımın olmadığını paylaşmak isterim" dedi. Neden? Çünkü 54 gün önce denklem Gül'ün dışında kuruluyordu. İddialara göre, Cumhurbaşkanı'na çok farklı çevrelerden, bir süre kenara çekilmesi, topun ayağına gelmesini beklemesi, telkin ediliyordu. Mevcut dengeler içinde AK Parti dışında kitle ve merkez partisi bulunmadığı, muhalefetin hali hazırda iktidar alternatifi olmadığı belirtiliyor, "Halkın seçtiği Cumhurbaşkanı ile birlikte hükümetten ziyade parti daha önem kazanacak" deniyordu. Bu görüş sahipleri haksız da sayılmazdı. 3 dönem kriteri de pazarlık masasındaydı.
***

Geçen sürede taktik ve stratejik planların güncellendiği, Gül'e umut bağlayan eski ve yeni siyasetçilerle sivil unsurların "Oyuna girin. Oyun kurucu olmazsanız, oyun dışı kalırsınız" tezini işlediği iddia ediliyordu. Deneyimli devlet adamı kimliği ile Gül'ün bu ve benzeri yorumlara erken tepki vermediği söylenebilir. Cumhurbaşkanı, kendisini bağlayan açıklama yapmışken, ancak davet üzerine, konumunu gözden geçirebilirdi. Nitekim iki mühim isim, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ve Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Gül'ün partinin başına geçmesi gerektiği yönündeki demeçlerle fitili ateşlemeyi denedi. Parti dinamikleri ise "Şahsi görüş ve temennileridir" çıkışı ile çelik çekirdeğin pozisyonunu güncelledi.
Gül'ün dediği gibi, "Biraz daha sabır!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.