YAZARA MAİL GÖNDER Sızıntı... Aksiyon... Özeleştiri!

YAZARLAR

Stratejik zekâ ürünü. İnsana yatırımla, sabırla dantel gibi örülen süreç. Kurum ve daire bazında örgütlenme becerisi.
Kamuda, müntesiplerini açık etmeme üzerine kurulu sistem. Yukarıdan aşağıya bilgi ve talimat aktaran kapalı devre mekanizma.
Özel sektör ayağı ağırlıklı olarak küçükorta ölçekli esnaf ve bağış üzerine kurulu. Tamamlayıcı olarak özel finans kuruluşları ile yazılı ve görsel medya kapasitesi mevcut. Bilhassa basım-yayın faaliyetleri profesyonel.
Devletteki mimarisinin taşıyıcı sütunları da çok akılcı: "Eğitim, yargı ve emniyet!" Zamanla "para hareketlerini izlemeye" odaklanan ve sermaye gruplarına erişebilen bir yapı.
Son noktada ise siyaseti hedef alan, formatlamaya çabalayan örgütlenme.
Yasal kılıf uydurulmuş, kurgu dosyalarla belirlediği herkesi illegal dinleyen, mahremiyeti ifşa eden, sürekli hedef güncelleyebilen kadrolar.
Silahlı Kuvvetler ve MİT de kapsama alanlarında. Aidiyetini gizleyenlerin sayısı, rütbesi, kritik noktalara kadar nüfuz edip edemediği merak konusu.
Kesin olan şey şu ki "devletin genetik şifresini" çözmüşler. Bilgi işlem ve insan kaynakları müdürlüklerine yerleşerek tüm sisteme hâkimiyet kurmuşlar.
Memur, sivil ayrımı olmaksızın kitleleri müzahir yapmayı başarmışlar. Yörüngelerine almak istedikleri farklı görüş ve düşünce sahibi isimlere ulaşmada, hatta dönüştürmede de mahirler. Ayrıca, yabancılarla ilişkilere hayli meraklılar. Üstelik sıkça temastalar.

***

Nefislerine yenik düşüp, asıl öğretilerini ikinci plana bırakmaları ise memleketin hayrına oldu. Yani... "Sızıntı" ekolünü terk edip, "Aksiyon" ekolüne yönelmeleri.
Siyasi ortamın sağladığı konjonktürel avantajları "aşırı özgüvene" tahvil etmeleri. Derin uykudan uyanmayı sağladı. Sonrası malum... İktidar hırsına kapılmanın, "Hak'ka ve Halka Hizmet" misyonundan uzaklaşmanın ağır maliyeti!
Şimdi... Devleti yönetme, siyasete şekil verme hayali sona eriyor. Büyük proje çöküyor. "Altın nesil!" dağılıyor. Amirleri,gücü ve makamı kaybediyor. Abi ve ablaları savruluyor. Masum ve mazlum halktaki itibarları eriyor. Para kaynakları kuruyor. Samimi mensupları mağdur oluyor.
Kuşkusuz bundan sonra siyasetle ve devletle barışmaları mümkün değil. Artık geç de olsa samimi özeleştiri zamanı. Nedenine gelince... Devletler,
"Tek tipleşmeyi" kabul edemezler.
Kamu otoritesinin, kutsallık atfedilen dış iradeye teslimine göz yumamazlar.
Er ya da geç hesap vermeyen aktörleri içselleştiremezler.
Amaca ulaşmak için her aracı mubah gören anlayışa prim veremezler.
Yazılı olan kurallar dışındaki hiyerarşiyi benimseyemezler.
***

Cuma namazına gidenler iyi bilirler. Hutbenin sonunda, Nahl Suresi 90'ıncı ayet okunur. "Muhakkak ki Allah adaleti... emreder." İlahi adalet önünde nasıl hesap verecekleri kendi kalplerinde gizli. Ama bu dünyada bile kimse "adaletten, adil yargılanma" hakkından mahrum edilmemeli, kurunun yanında yaş da yanmamalı!
Neticede... Dünyevi iktidarlar seçimle gelir, seçimle giderler. Uhrevi patentli sözde iktidar sahipleri bir geldi mi, asla gitmezler!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.