YAZARA MAİL GÖNDER İslam anlayışımız... IŞİD... Barzani...

YAZARLAR

Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Azerbaycan'ın başkenti Bakü'deyiz. Türk dış politikasının geleneksel duruşu bu. Cumhurbaşkanları ve Başbakanlar ilk resmi dış ziyaretlerini KKTC (Lefkoşe) ve Bakü'ye yapıyorlar. Aslında, Azerbaycan tek adres değil. Türki Cumhuriyetlerden biri de olabilir. Ama Ankara için Azerilerin yeri ayrı.
Davutoğlu'nun uçaktaki değerlendirmelerini gazetemizde bulacaksınız. Ancak sohbetin iki bölümüne ayrıca dikkat çekmek istedim.

***

Davutoğlu, önce şu soruyu sordu:
"Türkiye'de 28 Şubat benzeri mantık devam etseydi ve biz Arap Baharı türbülansına 28 Şubat mantalitesiyle yakalansaydık ne olurdu?"
Sonra cevap verdi:
"AK Parti'nin hem kötü senaryoları engelleyici hem de inşa edici rolü var. Türkiye'de bizim üzerimizden içselleştirici bir siyaset söz konusu. Eskiden dışlanan geniş muhafazakâr kesim siyasi sistemin temel aktörü haline geldi. Çözüm süreciyle de etnik ayrım ortadan kaldırıldı."
Başbakan bununla da yetinmedi. IŞİD benzeri oluşumları ortaya çıkan nedenleri ve Türkiye'nin farkını analiz ederken "Bizim İslam anlayışımız" dedi. Yani...
"Ben, 'Türk İslamı- Arap İslamı' diye ayırmıyorum. Nesillerce yaşanan 'Şehir İslamı'nın' getirdiği kültür farklı. Bu, modernitenin, ideolojik anlamda en çarpık yönüyle Vahhabiliğin de olduğu şartların sentezinden doğan farklı bir kültür. Bizi koruyan ikinci faktör bu."
***

Ve ilginç son bir not... "Türkiye, Suriye'deki Kürtlere yardım etmiyor, IŞİD'e destek veriyor" kampanyası yürütenler... Onların tezleri daha dün Şanlıurfa sınırındaki insani koridorda tekzip edildi. Başbakan burada algı operasyonuna işaret etti ve bir anekdot nakletti:
"Barzani anlatmıştı. 'Babamla konuşurken ümitsizliğe kapıldığım bir olay olmuştu' demişti... 1960'lı yıllar Cevdet Sunay Cumhurbaşkanı. O zaman Irak rejimi bunlara baskı yapıyor. Yardım talep ediyorlar. Birçok ülkeyle birlikte Türkiye'ye de mektup yazıyorlar. Bazı yerlerden cevap geliyor. Ankara ise mektubu açmadan aynen iade ediyor. Eski Türkiye bu. Yeni Türkiye ise değil mektuba cevap vermemek, varlığını ortaya koyuyor. Eskiden hem isteksizlik hem de reddetme vardı. Şimdi o isteksizlik olmadığı gibi kudret de var, yardım da edilebiliyor. Rahmetli Özal da yardım etmek için elinden geleni yapmak isterdi ama kapasite o kadardı."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.