YAZARA MAİL GÖNDER Hakkâri... HDP... Barajı aşmanın ön şartları!

YAZARLAR

Önceki gün Hakkâri'den misafirim vardı. Siyasete ilgi duyan, sahada çalışan, yöredeki güçlü aşiretlerden birine mensup genç. Ben sormaya fırsat bulamadan, "HDP'ye göre doğuda işlem tamam. Şimdi batıyı ikna etmek için tüm güçleri ile asılıyorlar. Bu yüzden Türk bayrağı ile mitinglere ağırlık verdiler! HDP barajı geçemez. Eğer barajı aşarsa bu Kürtler değil, Türkler sayesinde olacak" dedi ve ekledi:
"Bugünden sandıkla ilgili tereddüt uyandırmaya çalışıyorlar. Oysa sandık oyununu bizzat HDP oynayacak. Bunu 2014'teki seçimlerde gördük. Oy kullanmaya gitmeyen vatandaşlar adına HDP mühürlü oy pusulalarını sandıklara doldurdular!"
Genç arkadaş tahmin edileceği üzere "devlet yanlısı" olarak tanımladı kendisini ve son olarak şunları söyledi:
"HDP şayet barajı aşarsa emin olun Hakkâri ve Şırnak havalimanlarının işletmesini fiilen ele geçirirler. Kimlik kontrolü yapar, uçakların iniş ve kalkışına bile karışırlar. Kandil orada, silah burada durdukça doğuda kendilerinden olmayanlara yaşam hakkı tanımazlar.
Bölgeden yeniden göç dalgası başlamasına yol açarlar!
"
"Peki ya HDP barajı aşamazsa?" diye sordum... "Abi, stratejik bir akıl var. Biriki sokak olayı dışında şiddete fazla prim vermeyip, mağduru oynamayı, 'vekilliklerimiz elimizden alındı', 'demokratik temsil kanallarımız kapatıldı' diye içeriden ve dışarıdan taraftar bulmayı denerler. Böyle bir tabloyu Türkiye çok fazla sürdüremez. 4 yılı beklemeden seçimleri yenilemek zorunda kalır!"

***

Hem siyaseten taraf kimliği hem de endişeli hali ile Güneydoğu'nun en uç noktasından genç bir insanın gözlem ve tahminleri bu şekilde...
Onun bıraktığı yerden ve yine HDP ve baraj senaryoları üzerinden devam edelim. Son iki ay içinde seçim ve baraj matematiği ile HDP'nin siyasal sıçrama yapması ihtimallerini analiz eden üç yazı yazdım. O yazılardaki hesaplamalarım, HDP'nin barajı aşamayacağına işaret ediyordu. Halen bu kanaatimi koruyorum. Lakin, yanılmamak ve adil olmak adına, "HDP barajı nasıl aşar?" sorusuna da karşılık bulmak gerektiğini düşündüm ve oldukça ön şartlı ve epey bilinmeyenli bir denklemle karşılaştım. Kısaca özetlersem...
1- 7 Haziran günü yurtiçinde oy kullanma yeterliliğine sahip 53 milyon 765 bin seçmenin geçerli oy oranının yüzde 80 ve altında kalması, yani katılımın düşük olması lazım. Bu durumda yurtiçi geçerli oy sayısı 43 milyon 12 bin civarında seyredebilir.
2- Yurtdışındaki 2 milyon 867 bin seçmenin yüzde 35'inin geçerli oy vermesi ve katılımın Ağustos 2014'teki Cumhurbaşkanlığı seçimini ikiye katlaması gerekir. 1 milyon yurtdışı ve gümrük oyunun en az 100 bininin (yüzde 10) HDP'ye gitmesi beklenir.
3- Yurtiçi ve yurtdışında toplam 44 milyon 15 bin geçerli oy kullanılması halinde barajı aşması için, HDP'nin 4 milyon 401 bin oy alması umulur.
4- HDP'nin, "Türkiyelileşme iddiasıyla" Ağustos 2014'te eriştiği 3 milyon 914 bin yurtiçi oyu mutlak olarak koruması koşulu ile "Kürt milliyetçiliği, Alevi tepkiselliği ve konjonktürel AK Parti karşıtlığı ile geçerli oylar içinden en az 1 puan (430 bin) ekstra oy devşirmesi" varsayılır.
"Bu kadar şart ve varsayımı bir araya getirecek medya rüzgârı var mı?" derseniz. "Evet" derim. Ancak, "Sandık ve seçmen böyle der mi?" diye sorarsanız, denklemin çözümü "Hayır!" diyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.