YAZARA MAİL GÖNDER Cumhurbaşkanı’nın rolü ve Başbakan’ın verdiği izlenim

YAZARLAR

7 Haziran'dan bu yana yaşanan süreç, sistemde Cumhurbaşkanı'nın rolü ve önemini belirgin şekilde ortaya çıkardı. "Erdoğan, müdahil olmasın" diye tempo tutanlar bile "Ama ülkede kritik konularda karar alma ve uygulama sorunu da yaşanıyor. Cumhurbaşkanı, 'kolaylaştırıcı' olarak devreye girmeli" demeye başladı. Ve bütün bunlar, Erdoğan'ın olabildiğince vitrine çıkmamaya özen gösterdiği, spekülasyon ve dedikodulara fırsat vermemeye çabaladığı bir dönemde yaşandı.
Birkaç gündür önemli vesilelerle Cumhurbaşkanı'nın güncel mesajlarını dinleme ve yüz yüze görüşme imkânı bulan gazeteciler açısından ileriye yönelik özet bilanço şöyle:
1-
Cumhurbaşkanı, "anayasal sınırlara çekilmeli" beyanlarına karşı çok duyarlı, hatta tepkili. "Anayasal yetkilerimi kullanıyorum, kullanmaya devam edeceğim. Bunun üzerinden tartışma açtırmam" noktasında. Dolayısıyla o anayasal yetkiler, görünür gelecekte Cumhurbaşkanı'nın inisiyatif almasını gerektirecek siyasal diplomasiye konu olabilir. Her şey, anayasal çerçevede ve tanımlı sürelerde cereyan ettiğinden takıntılı marjinal çevreler dışında kimsenin Cumhurbaşkanı'nı kolayca hedef alması için gerekçesi kalmayacaktır.
2-
"Cumhurbaşkanı erken seçim istiyor, Başbakan koalisyondan yana" ayrıştırmasına gelince... Cumhurbaşkanı; Türkiye'nin kazanımlarını koruyan, kurucu siyasal ilkelerini gözeten, hukuki ve ekonomik reformlarda anlayış birliği tesis eden, ülkenin içinde bulunduğu güvenlik koşullarını önceleyen, birbirine güvenen, duyguları arka plana iten, aklı öne koyan, geçmişe ve küçük hesaplara takılmayan, geleceğe bakan, altyapısı sağlam bir modele olan ihtiyacı haziranın ortasında da dile getirdi, yakın zamanda da tekrarladı. Bundan sonrası "siyasi liderlere" düşüyor. Yani, koalisyon kurulamayacaksa "bahanelerin Cumhurbaşkanı üzerinden üretilmesinden vazgeçilmesi gerekiyor." Ayrıca... Masaya oturan veya kenarında duran tüm aktörlerin bir şekilde Cumhurbaşkanı ile temasta olma arzusunu da kamuoyunun artık bilmesi lazım. Tabii ki "süreli" veya "belli icraatlara endeksli" bir hükümet formülü oluşmaması halinde, erken seçim kapısının açık olduğunu Cumhurbaşkanı da vurguluyor. Lakin burada, "sıralama" önem kazanıyor. Hükümet kurmanın gerekliliği ile sürdürülebilir nitelikte olması ilk sırada, seçimin tekrarı ise ikinci sırada. Eldeki veriler ise "birtakım ön şartlar" nedeni ile seçime daha fazla yaklaştığımıza işaret ediyor.
3-
Bir diğer husus ise seçim ve hükümet işlerinden de öte "devlet meselesi" niteliğinde. Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel'e, Devlet Şeref Madalyası tevcih töreninde Cumhurbaşkanı'nın "başkomutan sıfatına" özellikle değinmesi, gerek terörle gerekse paralel yapı ile mücadelede Org. Özel döneminde sağlanan uyumun, yeni komuta kademesi ile devamına parmak basması dikkate değerdi. Cumhurbaşkanı, "Sadece Şûra'yı, 30 Ağustos'u düşünen taktik yaklaşımlarla bir yere varılamayacağını" tüm zihinlere not etmiş oldu.
4-
"Madalyonun Başbakan tarafına" bakacak olursak...
Sn. Davutoğlu, iki ayrı ana akımı temsil eden siyasi parti heyetlerinin saatler süren çalışmasını yok sayan bir anlayışın "hem emeğe saygısızlık hem de emeği geçenlere haksızlık olacağını" belirtti. Benim çıkarımıma göre, bugün alınan mesafenin, olası erken seçimde siyasetin ve meydanların dilini yumuşatacağı, eğer yine tek başına iktidar tablosu çıkmazsa, muhtemel koalisyon için gerekli zeminin hazırlandığını anlatır gibiydi...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.