YAZARA MAİL GÖNDER Enflasyon... Kredi maliyetleri... Bankalara düşen görevler

YAZARLAR

FETÖ ile mücadelenin bürokrasi ve piyasa ayağında kritik kararlar alınırken, ekonomi ile ilgili yapısal adımların gölgelenmesi riskine de etmek gerekiyor. FETÖ gündemi, devletin asli ajandasının ilk sırasında yer almaya devam edecek. Ancak, ekonominin çarklarının dönmesi, durgunluğa yol açabilecek alanların tedavisi, fiyat katılıklarının kırılması için yapılması gerekenlerin ötelenmemesi çok önemli.
Gerek FETÖ'yü devletten ayıklama sürecinin beraberinde getirdiği ilk sonuçlar gerekse araya giren bayram tatili, bürokraside bilinen ama el atılması gereken konularda sanki bir tutukluğa neden olmuş durumda.
Bu noktada, iki hassas meseleye parmak basmak zorundayız...
1- Enflasyonu yukarı doğru ittiren faktörler ve Merkez Bankası'nın aktif rolünü aşan noktalar.
2- Kredi faizlerinin yüksek seyrine karşı geliştirilebilecek önlemler.

***
Merkez Bankası'nın yeni yönetimi, göreve geldiği andan itibaren piyasalara belirli ve net sinyaller vermeye çabalıyor. Öncelikle, faizlerde sadeleştirmeden söz ediyor. Ardından piyasa aktörleri ile doğrusal iletişime geçeceğini söylüyor. (Ki bu görüşmeleri gerçekleştiriyor da.) Yetmiyor, reel sektör temsilcileri ile daha yakın ilişki kuracağını duyuruyor. (Ki bu yönde açılımı da başlattı.) Bütün bunları da siyaset kurumu ile bilek güreşine girmeden hayata geçirme niyetini paylaşıyor. Ve gelinen noktada gıda ve hizmetler başta olmak üzere fiyat direnci oluşan sektörlere ilişkin uyarılarda da bulunuyor. Gel gör ki işler beklenen hızda ilerlemiyor. Aylardır, Gıda Komitesi'nin etkin çalışmasından, AVM Yasası'ndaki inceliklerden, Hal Yasası'ndaki aksaklıkların giderilmesinden bahsediliyor. Maalesef bir arpa boyu yol alınamıyor. Ne yapılacağı bilinmesine rağmen görünmez bir el adeta bunu engelliyor. Tablo böyle olunca, sebze meyve fiyat oynaklığı veya aylık masrafları koskoca ekonomide faizleri belirleyebiliyor. Doğal olarak eli taşın altında olan siyasetçiden de üreticiden de sesler yükseliyor.
***
Faizler demişken... Kuşkusuz emir-komuta zinciri içinde şekillenmiyor. Şekillenemez de... Lakin faizlere etki eden o kadar çok unsur var ki... Hiç olmazsa görünür maliyet kalemlerine el atılabilir. Örnek mi? Kredi faizleri ve teminat ilişkisi. Bankaların, krediler için ayırdıkları karşılıklar kredi fiyatlamasında da hesaba katılıyor. Peki, Kredi Garanti Fonu, kefil olmuşsa? Böyle bir garanti karşısında karşılık ayrılması gerekmezse, bankaların kredi fiyatlamasını gözden geçirmesi gerekmez mi? Finans sektörünün, "gibi yapmak", "yapar gibi görünmek" dışında içten gelen gayretle çözüm üreteceği sorunlar yok mu? İlla 'dan rüzgâr esmesi, birilerinin içine biraz korku düşmesi mi gerekiyor? Bunu isteyen kim ola ki? Oysa Ankara, "korku dağları bekler" yaklaşımından hoşnut değil. Yeter ki akıl, cesaret, samimiyet olsun...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.