YAZARA MAİL GÖNDER Uykuyu sevin!

YAZARLAR

Uyku yoksunluğu bir salgındır. Etkileri, unutkanlıktan cilt kuruluğunu kadar hayatınızın her yerine uzanır. ‘Güzellik uykusu’ kavramı doğrudur, gece vücut kendisini onarır

İyi dinlenebiliyor musunuz? Bu, öğleden sonra karanlık bir odada uykuya dalmak anlamına gelmiyor. Öğleden sonraları okurken, uzayan bir toplantıda, uçakta uyumak, bir kadeh şaraptan sonra uykulu hissetmek, akşamüzeri televizyon seyrederken uyuyakalmak, kahve içmeden ya da pencere açmadan iki saat otomobil kullanamamak; normal olan bir durum değildir.
Aslında, 'güzellik uykusu' bir klişe değildir. Gece uyuduğumuzda vücudumuz, kendisini tamir etmesini sağlayan bir çeşit kış uykusuna girer. Bu süre boyunca vücut, gün boyunca olmadığı kadar, sizi sağlıklı tutmaya ve gençleştirmeye çabalar. Uyku tıbbı son 20 yılda uzun bir yol kat etti. Uzun yaşama üzerine uykunun gücüne dair şaşırtıcı fikirler ve saygın çalışmalar ortaya çıktı. Vücudunuzdaki hemen her sistem, gece uykusunun kalitesinden ve miktarından etkilenir. Uyku ne kadar yiyeceğimizi, ne kadar kilo alabileceğimizi, enfeksiyonlarla mücadele edip edemeyeceğimizi, stresle ne kadar baş edebileceğimizi dikta eder.
Stres ve uykusuzluğun birleşik suçunun hücrelerden su çalmak olduğu kanıtlanmıştır. Bu durum, neden yaşlı ve yorgun görünüp hissettiğinizin ya da kuru bir cilde sahip olduğunuzun nedenini açıklar. Cildiniz bariyer fonksiyonunu kaybettiğinde sadece cildinizdeki hücrelerden değil vücudunuzdaki her hücreden daha fazla su kaybedersiniz.

EGZERSİZDEN KAÇINIRSINIZ
Yalnızca kişisel deneyimler uykusuzluğun neler yapabileceğiniz anlatır. Yorgun görünür ve depresif hissedersiniz, her şeye karşı negatif olursunuz. Uykusuzluk sizi daha fazla yemeye, içmeye, daha fazla kafein tüketmeye teşvik eder, sinirlendirir, eş ve çocuklarınıza bağırmanıza neden olur, egzersiz ve seksten kaçınırsınız. Çünkü yorgunsunuzdur! Az ve kalitesiz uyku alışkanlığının birçok yan etkisi arasında; hipertansiyon, hafıza kaybı, öğrenme güçlüğü, kilo kaybı, obezite, kalpdamar hastalıkları ve depresyon bulunmaktadır. Peki tüm bunlar nasıl mümkün olabilir?
Uyku biyolojik saatimizin gerektirdiği, sirkadiyen bir ritim olarak (biyolojik saat) bilinen fizyolojik aktivitenin 24 saat içindeki doğal bir döngüsüdür. Bu ritim uyku alışkanlıklarımızın etrafında veya daha özel olarak gündüzden geceye geçişlerle gerçekleşir. Sağlıklı bir gece-gündüz döngüsü bizim sağlıklı hormonal salgılarımıza bağlıdır.

DERİN UYKU İÇİN HORMON GEREKLİ
Örneğin, sabahları stres hormonu kortizol en yüksek seviyede olmalı ve gün ilerledikçe giderek azalmalıdır. Geceleri vücudumuz dışarısının karanlık olduğunu hissettiğinde melatonin salgılar, vücut fonksiyonları yavaşlar, kan basıncı düşer ve vücut ısınızı uykuya hazırlar. Gerekli olan derin uykuya geçebilmek için bu hormona ihtiyacınız vardır. Eğer stres yüzünden geceleri uykuya dalmakta çok zorlanıyorsanız, bu çok fazla kortizol salgılıyorsunuz demektir.
Gözlerinizi kapadıktan sonra yaklaşık 20-30 dakika sonra derin uykuya geçersiniz ve beyin tabanınızdaki hipofiz bezi yüksek seviyede büyüme hormonu salgılar ve bunu uyku döngüsü boyunca tüm gece birkaç kere daha yapar. Vücudunuzun 24 saat içinde en çok bu hormonu salgıladığı süreç uykudur. Bu aynı zamanda hücreleri tazeler, cilt elastikiyetini onarır. Bağışıklık sistemini canlandırır ve vücudun oksijen kullanımını iyileştirir, kalp krizi atağı ve inme riskini azaltır, kilonuzu korumaya yardımcı olur. Yeterli uyku olmadan, büyüme hormonu hipofizi terk etmeyecek, kaslarınızdaki yağ oranını negatif etkileyecektir. Zamanla büyüme hormonu seviyesi; yüksek yağ oranı ve düşük kas oranı şeklinde gelişir. Kontrol edilemeyen kilo değişimlerinden şikayet eden pek çok hasta görüyorum. Egzersiz ve diyetlerine dikkat ettikleri kadar uykularına dikkat etmiyorlar.
Uyku ve hafıza kol kola gider. Bilim insanları; uykunun, hafızanın ve öğrenmenin birbirleriyle derin bağlantıları olduğunu uzun süredir biliyorlardı. Sineklerden insanlara kadar birçok canlı uykusuz kaldığında hatırlamada sorunlar yaşıyor ve araştırmalar; uykunun, kısa süreli hafızayı uzun süreli hafızaya dönüştürmede önemli bir etken olduğunu gösteriyor. Basitçe; uyku sizi hızlı, bilinçli, yaratıcı kılar, bilgiyi anında işlemeyi kolaylaştırır.
Bir gece sadece 1.5 saat kadar uyku kaybedersek, gündüz uyanıklığını yaklaşık üçte bir oranında azaltır. Gerçek şu ki, ihtiyacımız olan uykuyu almalıyız. Uyku yoksunluğu bir salgındır. Etkileri hayatınızın her yerine uzanır.

MORAL VE CİLT SAĞLIĞI ARASINDAKİ HASSAS DENGE
Bir dakikalığına düşünün; yüksek stres durumlarında hiç sivilce çıkardığınız oldu mu? Okulda sınav zamanlarında veya travmatik olaylar sonrasında uykusuz kaldığınızda cildiniz soluk ve mat görünüyor mu? Bunlar dış etkenler ve ruh halinizin, cildiniz ve tüm sağlığınız üzerindeki etkilerine birkaç örnektir. Aslında dermatoloji alanında yapılan bilimsel bir çalışma, ruhsal problemleri olan kişilerin yüzde 40'ının cilt problemleri de olduğunu ortaya koymuştur.
Neyse ki bunun bir de olumlu tarafı var. Araştırmalar gösteriyor ki, pozitif dış etkenler cildiniz ve görünümünüz üzerinde önemli ölçüde faydalı etkilere sahiptir. Pozitif yaşayan, stresten uzak duran, başka kişilerle sosyal temas içerisinde bulunan insanlar bu avantajlardan yoksun kişilere kıyasla daha sağlıklı ve mutlu hayatlar sürmektedir.
Felsefemin odak noktası; hayatı tehdit eden bir hastalıkla ya da selülit veya çatlaklarla savaşırken vücudu iyileştirmek için önemli olan bütünüyle sağlıklı bir ortam yaratmaktır. Zihnimiz rahat değilse, stresliysek ve yalnızsak vücudumuz eninde sonunda etkilenecektir ve kendimizi iyileştirme yeteneğimiz zayıflayacaktır. Sağlık ve zindeliğe kapsamlı bir yaklaşım; sağlıklı, genç ve sıkı kalmanın en iyi yoludur. Sağlık ve güzellik için düzenli olarak masaj yaptırmak veya aromaterapiste gitmek, yoga sınıfına katılmak, iş ve hobilerle ilgili daha hevesli olmak veya düzenli egzersize devam etmek gibi birçok farklı aktiviteler bulunabilir.

POZİTİF BİR HAYATI TERCİH EDİN
Sağlıklı bir cilt hem içeride, hem dışarıda tam bir sağlığın ifadesidir. Tam bir sağlık hali, cilt için de sağlıklı bir ortam yaratır. Bunun yanı sıra cilt sağlığı, tüm vücudun sağlığına da etkide bulunabilir. Sağlıklı bir cilde sahip olmak için tüm adımları uygulayın (doğru ürünler, uygun besinler ve pozitif hayat tercihi). Dolayısıyla tüm vücudunuz sağlık kazanacaktır.
Ruh hali ve vücut arasındaki simbiyotik (aynı ortamı paylaşan) ilişki asırlardır takdir edilmiştir. Ama ilaç sektörü bu yararlı alternatifleri ve takviyeleri ilaç üretimine katmakta geç kalmıştır. Ancak bu durum hastaları alternatif tedavi kaynaklarından alıkoyamamıştır. 1990'da bir çalışmada Amerikalıların geleneksel ilaç tedavilerinden 40 milyon kere daha fazla alternatif tıp yöntemlerini tercih ettiklerini ortaya çıkarmıştır. Bu hastalar bilimin ancak bu günlerde kanıtlayabildiklerini deneyimlerinden biliyordu: Sağlık, dokunarak ve dokunularak, hoş duygular hissedilerek, rahatlatıcı bir ortamda elde edilebilir!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.