Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Modern yaşamdaki tüm zorluklara rağmen huzurlu ve sağlıklı olmak isteyen milyonlarca insandan biriyseniz, 2-3 yaşınıza dönün ve daha umursamaz olun

Sağlığın yüzde 80'i beyindedir. Bir an durun ve 2 yaşında biri olmanın nasıl bir şey olabileceğini düşünün. Muhtemelen o günleri hatırlayamayacaksınız. Fakat bunu çevrenizdeki çocuklara bakarak ya da kendi hafızanızdaki anılarla biraz olsun başarabilirsiniz. Çünkü çocuklar gençliğin özünü yansıtır. Onlar cesur, yaratıcı ve meraklıdır; büyükler gibi şüpheli ya da endişeli değildirler. Kelime dağarcıklarında dahi stres yoktur. Onlar küçük konuşkan yaratıklar olmadan önce binlerce kez dizlerinin üzerine düşer, her gün yeni hatalarla tanışırlar. Deneme yanılma adeta onların oyunudur. Emekler, yürürler, sonra koşarlar. Bunlar spontane gelişen şeylerdir, bunların olması için plan yapmazlar. Onlar şu anı yaşarlar ve sadece kendileriyle ilgilenirler. Her gün yeni bir şey denerler. Onların duyguları gerçek ve açıktır. Hayal kırıklığı ile deli gibi çığlık atarlar ya da karınları ağrıyana dek kahkahalarla gülerler. 2 yaş çocukları hiçbir şeyi saklamaz. Bunun nasıl olduğunu bilmezler... Şimdilik!

BAŞARISIZLIK KORKUSU DUYARLAR
3 yaşına geldiklerinde 'hayır' demeyi, istediklerini söylemeyi öğrenirler ve bununla beraber başarısızlık korkusu duymaya başlarlar. Onlar artık sadece kendilerini tanımaya çalışmazlar ve sadece içgüdüleriyle hareket etmezler. İlk iki yıllarındaki gibi kusurlarıyla mutlu olmazlar. Şimdi onlar hızlı bir şekilde başarıya imza atmak, anlık görüntüleri ve olayları tecrübe ederken, akranlarını, ailelerini memnun etmek isterler, sezgilerine daha az, bilgilerine daha çok güvenirler. Ne anlama geldiğini bilmeseler de kendilerini eleştirirler, yarışmacı ve mükemmeliyetçi olmaya başlarlar. Aynı zamanda eksiklerinin ve kusurlarının farkına varmaya başlarlar. 'Yapamam' kelimesi ortaya çıkmaya başlar. Daha önce aktivitelerde daha ilkel davranışlarda bulunurken (müzikle eğlemek, elleriyle suluboya yapmak vb.) artık davranışlarında daha hesaplı ve kısıtlayıcı olurlar.
Bir an için kendi hayatınızı düşünün. Kaygısız ve spontan mısınız? Sık sık yeni şeyler için çabalıyor musunuz? Bilmediğiniz yeni bir maceraya atılmadan önce kendinizi hesaplar yaparken buluyor musunuz? Gelecek için endişe duyuyor musunuz? Geçmişe dair pişmanlıklarınız var mı? Bazen içinizden geldiği gibi davranmak için başkasının yardımına ya da tavsiyesine ihtiyaç duyuyor musunuz? Zaman zaman kendinizi kötü ve depresif hissediyor musunuz? Duygularınızı salıyor musunuz? Düşmekten ya da yeterinde iyi olmamaktan korkuyor musunuz? Görünümünüzle, başarılarınızla ilgili endişeleriniz var mı? Hayat size karmaşık, zor ve üzerinize geliyormuş gibi hissettiriyor mu?

YENİDEN İNŞA EDEBİLİRSİNİZ
Eğer bu sorulara cevabınız 'evet' ise bilin ki, yalnız değilsiniz. Modern yaşamdaki tüm zorluklara rağmen huzurlu ve sağlıklı olmak isteyen milyonlarca yetişkinden yalnızca birisiniz. Ben sizinle 2 yaşın bilgeliğinin sırrını paylaşmak için buradayım. Çünkü içinizdeki çocuğun enerjik zihniyetini geri getirebilirsiniz, hücrelerinizi fiziksel, ruhsal ve duygusal olarak yeniden inşa edebilirsiniz.
Nasıl mı? Bir doktorun en büyük keşfi olarak, 30 yıldan fazla cilt tedavisiyle uğraşmak bana ne öğretti? Cilt tedavi ederek geçirdiğim yıllar benim cilt sağlığının ötesinde yeni araştırmalar yapabildiğim bir süreç oldu. Araştırmalarım sırasında, yaşlanmayı hızlandıra çok önemli bir etken keşfettim: Kültürel stres.

KÜLTÜREL STRES NEDİR?
Kültürel stres içsel bir şeydir. Kültürel stres sıkışık bir otoyolda yine geç kalacağımızı düşünmek ve dünden kalan 20 yüksek öncelikli e-postaya cevap vermeye zamanınızın olmamasıdır. Kültürel stres, mevcut bir tehlikeye karşı hayatta kalma tepkisi değildir. Kültürel stres günlük hayatta aklımıza hiç gelmeyecek bir şekilde bizi alaşağı eder.

40 YILIMI ALDI
Kültürel stres sandığımızdan daha erken hayatımıza girer. 3 yaş civarında toplum sizi etkilemeye başlar ve dünyanın farkına varmaya başlarsınız. Sonunda cisimsel bilim tarafından desteklenen bu basit sonuç neredeyse 40 yılımı aldı. Çoğu insan benim yalnızca cilt problemleriyle ilgilendiğim kanısına sahiptir ama bu doğru değil. Bugün benim birçok çalışmam insanların davranışlarını değiştirerek içindeki gençliği ortaya çıkarırken, kültürel stresle savaşıp hücrelerini DNA'larından ciltlerine kadar değiştirebilecek niteliktedir.
Cilt tüm vücudun içini dışarı yansıtan bir mikro evrendir. Bana gelen insanlar hayatlarındaki değişimi tecrübe ediyorlar. Acaba onlar mutlu mu? Hayatlarında çözülmemiş problemler var mı? Stresleri gizli bir şekilde fiziksel yaşamlarını ve sağlık sorunlarını mı tetikliyor? Gerçekten olması gibi yaşadıklarını hissediyorlar mı?

YAŞLANMA BELİRTİSİ VARDI
Bir örnek vereyim: Profesyonel yaşamında çok başarılı olan bir hastam vardı. 50 küsur yaşlarında görünüyordu ve daha genç görünmek istiyordu. Oldukça mutlu gibiydi. Ona yaşam kalitesi ile ilgili sorduğum sorulara puanlar vermesini istediğimde 10 üzerinden 8 ya da 9 veriyordu. Mantrasını ortaya çıkarmak için bir 'Kendin ol'u seçti. Bu benim için şaşırtıcı oldu çünkü 'kendisi' olduğunu ve olduğu gibi mutlu olduğunu düşünmüştüm. Ama kendisiyle konuşmaya başladığımızda gerçek yüzünü başarıyla sakladığını ve kendisini olmak istemediği biri gibi hissettiğini söyledi. Hayatını başka insanlar için ve başka insanların beklentilerine göre yaşadığını söyledi. Ben hızlı yaşlanmasına neden olan şeylerin tam olarak bunlar olduğunu biliyordum ve o bu konuda çok endişeleniyordu. Onun fiziksel sağlığıyla ilgili derin incelemeler yaptığımda, laboratuvar sonuçlarında onun kronolojik yaşının ötesinde hücresel düzeyde daha gelişmiş yaşlanma belirtileri olduğunu gördüm.
İnsanlar; onları daha mutlu yapacak bir şeyin ne olduğunu sorduğumda para, daha iyi kariyer ya da yüz gerdirme diyorlar. Ama yanılıyorlar! Bugün milyonlarca kronik hastalığın; uykusuzluk dahil olmak üzere, obezite, kronik panik, panik atak, alerjiler, irritabl bağırsak sendromu ve diğer midebağırsak problemleri, akne ve egzama gibi cilt rahatsızlıklarının etrafımızı kuşattığını hepimiz biliyoruz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER