YAZARA MAİL GÖNDER İzlenmesi gereken beş gösterge

YAZARLAR

Geçen hafta küresel piyasalar, gelişen ülke piyasalarından yaşanan para çıkışlarıyla hareketlendi. Türkiye'den Arjantin'e, Rusya'dan Hindistan'a, Endonezya'dan Brezilya'ya kadar birçok ülke bu dalgalanmadan az ya da çok etkilendi.
Türkiye'de döviz yükselişini sürdürürken en kötü etkilenen parası bir günde yüzde 13 devalüe olan Arjantin oldu.
Özetle sıcak para yapacağını yapmaya devam ediyor. Bu konuda çok sayıda yazı yazdım ama tekrarlamak gerekirse sıcak para kapıya yöneldi mi durdurmak mümkün olmuyor. 1990'lardan itibaren Arjantin'de, Brezilya'da, Meksika'da, Tayland'da, Malezya'da, Rusya'da ve Türkiye'de defalarca yaşandı. Sıcak para girdiği zaman oluşan sanal cennet herkesi bir süreliğine mutlu ediyor ama kaçış başladığı zaman para yakıp yıkarak gidiyor.
Sıcak parayla ilgili neler yazdığıma bakarken 16 Aralık 2012 tarihli yazımda şunu buldum: "Sıcak para bugüne kadar hiçbir ülkeden sessiz sedasız çekilmedi. Sıcak para girdiği sürece sorun yok ancak önlem alınmazsa bu paranın geri çekilişi, döviz kurlarını yüzde 30-50 zıplatarak büyük bir kaosa neden olabilir."
Yarı yarıya euro ve dolardan oluşan döviz sepetindeki bir yıllık artış yüzde 30'u aşmış durumda.

Dünya durgunluğa gidiyor

Yeni yılla birlikte dünya ekonomisinin daha hızlı büyüyeceğine yönelik birçok rapor yayınlandı.
Dünya Bankası'nın beklentileri yükselten raporunu IMF'ninki izledi.
Bununla birlikte IMF Başkanı Christine Lagarde deflasyon tehdidi konusunda uyarmayı da ihmal etmedi. Umutlu olmak iyi olabilir ama Avrupa'nın, Japonya'nın, Çin'in hatta çok ümit bağlanan ABD ekonomisinin gerçekleri bu iyimserliği desteklemiyordu.
Geçen haftaki yazımda dünyanın önünde sıkıntılı senaryolar olabileceğine dikkat çekmeye çalıştım.
Büyük bir durgunluğun içine girmiş olabiliriz.
Emtia fiyatlarındaki düşüş deflasyon işaretleri veriyordu ve dünya ekonomisinin baskı altında olduğunu gösteriyordu. Yeni yıla girişle birlikte kuru yük gemilerinin navlun fiyatlarını gösteren Baltic Dry Endeksi'nde bir çöküş yaşandı, endeks son bir ayda yüzde 42 geriledi.
Bütün bunlar ekonomilerin yavaşladığını ortaya koyuyordu.
Çin ekonomisinin de yavaşladığını gösteren öncü göstergeler verisi, küresel piyasalardaki algının iyice bozulmasına yol açtı. Çin'in geçen yıl yüzde 7.5 büyüdüğü açıklandı ancak bu rakam da çok tartışmalı.
Ayaklanmalardan çekinen Çin Komünist Partisi'nin rakamları manipüle ederek iyi gösterdiği, büyümenin aslında yüzde 4-5 aralığına indiği birçok analist tarafından ileri sürülüyor. Çin'den gelen kötü veri, gelişen ülke piyasalarından kaçış havasını güçlendirdi.
Çin'de son yıllarda yaratılan, dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş kredi balonunun her an patlayabileceğine yönelik kaygılar da olumsuzluğu destekliyor. Örneğin 31 Ocak'ta yaşanması beklenen 500 milyon dolarlık bir fonun iflasının sonuçları küresel piyasalarda dikkatle izlenecek.
Dünya ekonomisinin yavaşladığına dair göstergeler vardı, şimdi gelişmekte olan ülkelerde şiddetlenen krizin büyümenin giderek uzak bir ihtimal olarak kaldığını ortaya koyuyor. Dünya ekonomisinin durgunluğa doğru ilerlemesi, küresel piyasalarda daha büyük bir krizi tetikleyebilir mi? Başta ABD ve Avrupa hisse senedi borsalarında olmak üzere şişen varlık fiyatları bir anda sönebilir mi?
Bu soruların yanıtını alabilmek için bu aralar ABD 10 yıllık tahvil faizi, euro-dolar, dolar-yen, altın ve S&P 500 Endeksi'ni iyi izlemek gerekiyor.
Bu beş göstergedeki sert hareketler krizin büyüdüğünün habercisi olabilir.

* Murat Arın, Forbes Türkiye Yayın Danışmanı ve www.finanstrend.com'un kurucu editörü

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.