YAZARA MAİL GÖNDER Çin ile ABD'nin kıskacında

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR

Küresel piyasalar son iki haftadır iyimserlik içinde bir bekleme döneminden geçiyor. Bu iyimser bekleyiş, iç piyasaya da yansıyor. Döviz kurları dar bir dalgalanma bandı içinde işlem görürken Borsa İstanbul kayıplarını telafi edemese de daha sakin günler geçiriyor.
Mayıs ayından bu yana ABD Merkez Bankası'nın (Fed) tahvil alımlarını azaltacağı gerekçesiyle gelişen ülke ekonomilerinde ve piyasalarında aralıklarla sarsıntılar yaşanıyor. Bu da dünya ekonomisi için önemli ve olumsuz bir etki yaratıyor ama dünya aslında ABD ile Çin arasına sıkışmış durumda.
Dünya ekonomisinin bir deflasyon tehlikesinde olduğunu, 2013'ün son aylarından itibaren düşen emtia fiyatlarının da dünyanın deflasyona girmiş olabileceğini yazıyorum. Buna karşın, genelde 2014 yılının iyi geçeceğine, başta ABD olmak üzere büyümenin hızlanacağına yönelik beklentiler hakimdi. Dünya Bankası'nın, IMF'in de bu yönde raporları yayınlandı.
Şimdi hava değişmeye başladı. Hem Çin ekonomisiyle ilgili kaygılar hem ABD'den gelen verilerin kötüye gidiş göstermesi, olumlu beklentilerin dağılmasına neden oluyor. ABD'de özellikle konut piyasasından üst üste gelen olumsuz veriler iyiye işaret değil. Her ne kadar bu durum aşırı soğuk geçen kış aylarına bağlansa da ABD ekonomisi beklendiği kadar kuvvetli ilerlemiyor.
Bu hafta sonu yapılan G20 toplantısı öncesinde açıklanan OECD raporu ise dünya ekonomisinin gerçekleriyle daha fazla örtüşüyor. İktisadi kalkınma ve İşbirliği Örgütü OECD, dünyanın yavaş büyüme ve yüksek işsizlik dönemine girme riski taşıdığını, bundan kaçınılması için acil olarak üretimi artıracak ve ticaretin önündeki engelleri kaldıracak köklü reformlara ihtiaç duyulduğunu açıkladı. OECD'ye göre 2008 krizinden bu yana üretimde yaşanan geniş çaplı yavaşlama yeni bir düşük büyüme döneminin habercisi olabilir, bunun temel nedeni ise kriz sonrası yapılması gerekli reformların tamamlanmamış olması.
Dünya 2008 krizine neden olan sorunları ortadan kaldırmadığı için, hem kriz havasından bir türlü kurtulup sağlıklı ve hızlı büyümeye dönemiyor hem de her an büyük bir krizin yeniden yaşanması riskiyle karşı karşıya. Başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde toplam 10 trilyon doların üzerinde para basılmış olması hiçbir sorunu çözmediği gibi bazı durumlarda içinden çıkılması daha güç durumlar yarattı.

Çin bilmecesi
Buna en iyi örnek ise Çin. Ülkede yaklaşık 500 milyon kişi açlık sınırına yakın koşullarda yaşadığı için, Komünist Parti yönetimi ekonominin motorunu sürekli sıcak tutmak zorunda. Aksi halde rejimi de yerle bir edecek bir isyan dalgasının yükselmesini önlemek mümkün olmayabilir. Çin yönetimi 2008 krizinin etkilerini bertaraf etmek için dünyada eşi görülmemiş bir kredi balonunun oluşmasına neden oldu. Rejimin kontrolündeki kamu bankaları, bomboş kentlerin, alışveriş merkezlerinin inşasını finanse etti. Banka kredilerinin yüzde 90'ı bina, fabrika, makine ve altyapı yatırımlarına gitti. Şirketlerin, bankacılık sistemi dışında gelişen mekanizmalarla ve yüksek faizlerle borçlanmalarına göz yumuldu. 2008 yılında bankacılık sistemi dışındaki krediler önemsiz seviyelerde bulunurken geçen yılın sonunda GSYİH'nın yüzde 85'ine yani 8 trilyon dolara ulaştı.
Bu yıl gölge bankacılık adı verilen ve bankalar gibi düzenlemelere tabi olmayan şirketlerin (tröst olarak adlandırılıyor) geri dönmeyen krediler nedeniyle arka arkaya iflas etmeye başlamaları bekleniyor. İlk iflas ocak sonunda yaşandı. Önce kurtarma yapmayacağını açıklayan Çin yönetiminin son anda devreye girmesiyle durum bir krize dönüşmeden atlatıldı. Bundan sonraki iflaslarda ne olacağı ise belirsizliğini koruyor. Hükümetin kurtarmaları sürdürmesi ise sorunu ötelemekten ve büyütmekten başka bir işe yaramayacak.
Dünya şimdi Çin'de kriz büyüyecek mi diye kaygıyla bekliyor. Dünya ekonomisindeki yavaşlama belirtileri ise hem Çin için hem ABD ve diğer gelişmiş ekonomiler için hem de Türkiye gibi gelişen ekonomiler için iyiye işaret değil. Dünya büyük bir durgunluk riskiyle karşı karşıya.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.