Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ÖNERİ-YORUM ŞEREF OĞUZ

Yastıkaltı finansmanı

Bizim kültürdeki en yaygın tasarruf şekli "yastıkaltı"dır. Birikimine, yalnızca gün boyu değil, gece uyurken dahi yakın olmayı anlatır. Yastık ile de ilgisi, "kelime benzeşmesi" değildir, bizzat yastığın kendisidir. Öyle ki depreme yatak yollayan bir yardımsever, yastık kılıfında unuttuğu altınlarını da göndermişti.
Bugün Avrupa, küresel krizin sancılı koridorundan geçiyor. Avrupa'nın müşkül durumundan faydalanmak değil de... Kriz şartlarının oluşturduğu nakit sıkıntısı ve buna bağlı şirket değerindeki azalma, bizim yatırımcılar için potansiyel oluşturacak düzeye gelmiş bulunuyor.
Akıllı yatırımcımız zaten bu doğrultuda harekete geçti bile. Dünya mobilyacılık sektörünün İtalyan ve Alman firmaları iflasın eşiğine gelince, kapılarına dikiliverdiler. Bu süreçte nakdi olan yerli mobilyacımız, önümüzdeki yıl, küresel markalara sahip olabilecek.
Benzer durumun, tasarımcılar, modacılar gibi tekstilin katma değeri yüksek alanlarında yaşandığını haber alıyoruz. Gıda işleme, ara malı üretme gibi Türkiye'nin zaten geride olduğu alanlarda, ucuzlayan Avrupa pazarından "uygun fiyattan şirket satın almak" işten bile değil.
Krizin dramatik sonuçlarının başında zaten, servetin el değiştirmesi gelir. 2001 krizinde nakit ihtiyacını karşılayamadığı için 100 bin $'lık arabasını 10 bin $'a satanlar vardı. Sonuçta kimi 10 bin $, kimi de 1 milyon $ bulamadığı için pek çok firmamız iflas etmişti.
Kriz sürecinde oluşan bu ucuz şirket dönemi, "satın alma fırsatı" sunuyor bizlere. Özellikle de yastık altında parası olanlar için "finansmana erişim külfeti" olmadan. Fakat sorun, yastığın altını "üstüne" çevirecek iradede. İşte bunu gösterenler, yeni zenginlerimiz olacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA