Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Atlantic Council'in Enerji&Ekonomi zirvesindeyiz. Küresel aktörler, Boğaz'ın en güzel manzaralı otellerinden Büyük Tarabya'da enerji stratejilerini tartışıyor. Kürsüde Cumhurbaşkanı Erdoğan var. Dünya barışına hep birlikte katkı öneriyor. Çünkü bu dünyanın beraber paylaşıldığına dikkat çekiyor.
Beraber yaşadığımız dünyada terörün şeytani elinin her coğrafyaya ulaşabildiğini gördük. Erdoğan bunu şöyle kelimelere döküyor; "bugün Ankara'da bizim kapımızı çalan, yarın da sizin kapınızı çalar."
Nitekim Paris'te kapıyı çaldı. Fakat Paris'te bitti mi? Başka bir yerde de kapıyı çalar. G20 Liderler Zirvesi sonunda mutat bildirinin yanında bir de terörizmle mücadele bildirisi bu yüzden yayınlandı.
Dünyanın ortak derdi haline gelen, daha net ifadeyle küreselleşen bir diğer sorun; mültecilere dair. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği dünyadaki toplam rakamın 60 milyona koştuğunu söylüyor.
Cumhurbaşkanı dün Türkiye'deki mültecilere dair birkaç çarpıcı rakam paylaşıyor; 5 yılda 2,5 milyon mülteci… Sadece kamplardaki 280 bini için şimdiye kadar 8,5 milyar $ harcadık. İstanbul'daki göçmen 500 bin.
Erdoğan salondakilere "bunların meydana getirdiği psikolojik travmayı düşünebiliyor musunuz?" diye soruyor. Bunları düşündüğümüz zaman insanlık "Türkiye nasıl olsa bunun hakkında gelir" deme lüksüne sahip mi?
35 yıldır terörle mücadele eden Türkiye, şimdi de 2,5 milyon mültecinin yüküyle baş ediyor ve insanlık, "izliyor" ama adım atmıyor. Bu durum, sürdürülemez. Nitekim sahile vuran Aylan bebek, bütün dünyayı ağlattı. Ama ortada hala somut adım yok.
Peki, uluslararası toplum, özellikle Avrupa, terör ve mülteci sorununu daha ne kadar görmezlikten gelebilir? Aslında bu gaflet konusunda "uzatmaları" yaşıyorlar diyebiliriz. Mülteci üreten ama mülteci kabul etmeyen bu tutum, terör ile zihinleri yeniden şekillendirmeye başladı bile.
İnsanları istatistik gibi gören zihniyetin tosladığı duvar, tam da bu şeklin göbeğindedir. Birincil refleksi "duvarları yükseltmek" olsa da bunun işe yaramayacağını hissediyorlar. Türkiye'nin "nasılsa üstesinden gelir" yargısının onları daha uzun süre korumayacağını kavradılar.
Atlantik Council'e katılanlar; Erdoğan'ın uyarıları, bilip te bilmezlikten gelmenin, edebiyatta "Tecahül-i Arif" sanatı olsa da küresel siyasette sökmeyeceği gerçeğini bir kez daha anlamalarını sağladı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER