YAZARA MAİL GÖNDER Krizi yönetmek

YAZARLAR

Perşembe akşamı Ekonomi Gazetecileri Derneği'nin (EGD) yılbaşı davetinde karşılaştığım işadamları tedirgindi. Karşılaşır karşılaşmaz, "Dolar, euro ne olur? Faiz nereye gider? Kriz çıkar mı?" diye sordular. Öncelikle, akademisyen ve iktisatçıları falcı gibi görme alışkanlığını bir yana bırakalım artık. Hep döviz kriziyle boğuştuk. O yüzden halkın yumuşak karnı dövizdir. Vatandaş, kriz dendi mi bir tek dolara bakar, hareket yoksa "İşler yolunda" der. Hareket varsa ürker. Çok kriz yaşadık, her defasında ayakta kaldık.
Yeni bir yıla giriyoruz. Yurtdışı Noel tatilinde. Bu dönemde piyasalar geleneksel olarak hareketsiz olur. Türkiye ise yargı kriziyle çalkalanıyor, sıcak para panikte. Tatil nedeniyle sığ piyasalarda birilerinin sörf yaptığı kesin. İşlemlerinin yüzde 70'i yabancıya ait Borsa İstanbul'da, 3 lirayı aşan euronun yolculuğu, 2.20'ye dayanan doların, çift haneli faizin nerede duracağını tatil bitince göreceğiz.

***

Keşke sıcak parayı tartışmak yerine reel ekonomiden söz etsek!.. Zira ülkenin döviz kazandırıcı büyük yatırımlara ihtiyacı var. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şerafettin Aşut aylardır "Türkiye sanayisizleşiyor, sanayici para kazanamıyor. Müteahhit oluyor" diye uyarıyor. Dinleyen var mı? İzmir Ekonomi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Turan Subasat, "Az, orta ve ortanın üstü gelişmiş ülkelerde sanayi yükseliyor. Gelişmiş ülkelerde ve Türkiye'de düşüş var. Hatta Türkiye'de düşüş hızı daha fazla..." diyor.
Tüketiyoruz ama yeterince üretemiyoruz! Arazi rantına dayalı büyüme modeli bize yetmiyor. Ahlakımızı bozuyor. Yeni Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ile Sanayi Bakanı Fikri Işık'ın dikkatine sunalım.
***

Yüzyılın ilk çeyreğinin yarısını tükettik. Gelişmiş ülkeler teknolojinin hegemonyası altına girdi. Hızla ilerliyor. Türkiye ise dünya ile mesafesini açıyor, hukuksuzluk sancısıyla kıvranıyor. Bir çeşit gelecek sınavı veriyor. Oysa dünyanın 17'nci büyük ekonomisiyiz. Bunu "kazan-kazan" politikasıyla yaptık. Bir süredir siyasette ilkeler ve değerler üzerinde uzlaşılamıyor.
Eğer ilkeler ve değerler üzerinde konsensüs sağlanmazsa işin doğası gereği bu tablo bizi "kazan-kaybet" ya da "kaybet-kazan" üzerinden orta vadede "kaybet-kaybet"e götürür. Ülkeye yazık olur. Siyaset kurumu yargı krizini iyi bir yönetim modeliyle aşmak zorunda. 76 milyonun aynı gemide olduğu unutulmasın.
Son söz: Herkes işin siyasi rantına talip. Hiç kimse geleceğin yeniden düzgün kurgulanmasıyla ilgilenmiyor.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.