Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Okur Temsilciliği görevine başladığımda Gezi'nin artçı sarsıntıları devam ediyordu. Kısa bir süre sonra da 17-25 Aralık darbe girişimi yaşandı.
Sabah'ın Gezi olayları karşısındaki duruşu herkesin malumu... Ağır eleştirilere maruz kalsa da pozisyonunu savundu.
Benzer şekilde Sabah iki başarısız darbe girişimi (17 Aralık-15 Temmuz) arasında da kesin bir tavır ortaya koydu. Gazetede çok sayıda 'paralel' ve FETÖ haberi yayınlandı.
Bu sırada bana ya da gazeteye gelen tenkitlerde bir tuhaflık imi çekmeye başladı. 17-25 Aralık'tan sonra spesifik bir eleştiri getirmeyen, galiz küfür ve hakaretler içeren maillerin sayısı 'katlanmıştı'.
Bu mailler 'iftira' suçlamasıyla başlıyor, ağza alınmayacak küfürlerle devam ediyor ve hem bu dünyada hem de öbür dünyada hesap sorulacağı tehdidiyle bitiyordu. Çoğu hangi haberin kastedildiği bile belli olmuyordu.
Şaşırmıştım.
Daha önce de eleştiriler vardı; eleştiri hep oldu ama 'Geziciler' olarak tavsif edilen okur grubu; kendilerini dini terminolojiyi de kullanarak ifade eden bu yeni kitleye nispetle epey müeddep ve seviyeliydi. En azından önemlice bir kısmı olayları meslek etik ilkeleri çerçevesinde ele alıyordu.
Hepsini arşivledim. Günü geldiğinde tam olarak ne demek istediğimi örnekleriyle anlatacağım. Çünkü bu 'ahlaki çöküntü'nün ciddiyetle ele alınması gereken bir mesele olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Paranoya değilmiş
Bu girişten maksadım haberlerle alakalı endişelerini benimle paylaşmış olan okurları rencide etmek değil. Başka bir hususa dikkat çekmek...
15 Temmuz'a gelinen süreçte SABAH gazetesinin ilk sayfasında hemen her gün Paralel Devlet Yapılanması'nın (PDY) tehlikelerine dikkat çeken bir haber vardı.
Bu haberlerde FETÖ'nün nasıl bir örgüt olduğu, sorumlularının kimler olduğu, amaçlarının neler olduğu, nasıl yapılandığı, nasıl çalıştığı işleniyordu.
Yaptıkları hukuk ve ahlak dışı eylemler ortaya çıkarılıyor; hırsızlık ve yolsuzlukları anlatılıyordu. İşgal girişiminin gerçekleştiği gün bile SABAH'ın manşetinde bu konu vardı.
Başta meslektaşlarımız olmak üzere kamuoyunun bir kısmı bu haberlere hak ettiği değeri vermedi. Sabah'ın bu haberlerle gündemi saptırmaya, gerçeklerin üzerini örtmeye çalıştığını, hayali bir düşman icat edip 'her şeyi paralele bağladığını' iddia ettiler. PDY'nin varlığını kabul edenlerden bile SABAH'ın ısrarlı yayınlarını 'saçma bir takıntı', 'yersiz bir paranoya', 'abartılmış bir korku' olarak görenler oldu.
Bazıları yüzlerini buruşturarak 'yine mi paralel' dediler. Bazıları dalga geçip bıyık altından güldüler. Sabah'ın yayın çizgisini takdir eden kimi okurlarımızdan bile zaman zaman 'artık yeter' yakınmaları geldi. Yapılan haberleri tek tek tartıştığımızda bazı sorunlar bulabiliriz ama yaşadıklarımız gazetenin bu konuda verdiği mücadelenin haklılığını ortaya çıkardı. Okurlardan gelen onlarca ileti de gösteriyor ki SABAH bir özrü hak ediyor.

***

Kobay Mehmetçik haberi
Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi davalar sürecinde yapılan haberlerin bir komisyon tarafından incelenerek revize edilmesi ya da güncellenmesini önermiştim. Bunun nedeni Silahlı Kuvvetler ve yargı içerisinde örgütlenen bu örgütün kendi konumunu tahkim etmek için delil kurguladığının, manipülasyon yaptığının ve iftira attığının ayan beyan ortaya çıkmasıydı. Korkunç bir 'haber yönetimi' faaliyeti de yapılmıştı ve medya bu itibarsızlaştırma çalışmalarına maruz kalmıştı.
Sözünü ettiğim haberlerden birinin başlığı Gata'da Kobay Mehmetçik Skandalı idi. O dönemde GATA Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı olan Prof.
Dr. Zeki Odabaşı haberin yanlışlığına ilişkin belgeleri benimle paylaştı ve bu iftiranın halen sitede bulunmasından yakındı.
Benzer başka şikâyetler de var ve önerim geçerli.

***

Amerikan düşmanlığı!
'de yaşayan Funda D. adlı okurumuz 'Amerikan düşmanlığı pompalanmasından' rahatsız olduğunu belirtiyor. 'Darbenin arkasında ABD'nin olduğuna dair' anketler yayınlayarak algı oluşturulmasının yanlış olduğunu iddia ediyor.
Okurumuza katılmıyorum. Sözünü ettiği anketler Adil Gür ve ORC gibi anket şirketleri tarafından yapılmış. Sabah'ın kendileriyle anket yapılan insanların kanaatlerini yansıtıyor. Sabah bu anketlerin sonuçlarını paylaşarak algı oluşturmuyor; zaten var olan bir algıyı haberleştiriyor.

***


Düzeltmeler
Komiser Seher Yaşar ve polis memuru Halit Gürsel darbeci teröristlerin Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı'na düzenlediği saldırıda şehit oldu. Hüseyin Kaçar imzalı haber Nişan Yapacakları Gün Şehit Oldular başlığıyla duyuruldu. Yaşar'ın ailesi ve arkadaşları itiraz ettiler. O gün nişanının olmadığını, nişanlanacağı iddia edilen şehidimiz Gürsel'in onun erkek arkadaşı bile olmadığını söylediler. Haberi şehit Seher Yaşar'ın aziz hatırasına saygısızlık olarak değerlendirdiler ve kaldırılmasını istediler. Karışıklığın ve yanlışlığın önüne geçmek için haber her iki aile ile de konuşularak yapılmalı ve farklı kanallardan teyid edilmeliydi. Katılıyorum. Benzer şekilde Darbenin Manevi Aileleri Oldular haberinde sehven Özkan Özen olarak yazılan şehidimizin adı Özkan Özendi olarak düzeltilmeli. Şehit Olçak'ın ismi Hakkari'de Yaşatılacak gibi haberlerde Erol Olçok'un soyadı Olçak olarak geçiyor; o da düzeltilmeli. Emekli Kurmay Albay olan bir okurumuzdan gelen mail ise şöyle: "Gazetenizde FETÖ'cü askerlerin resimlerini kullanıyorsunuz ancak resimler kendilerinin değil. Örneğin, hain Semih Terzi'nin yerine diğer bir hain Mehmet Ozan'ın resmini kullanmışsınız. Ben FETÖ hainlerinin gazabına uğrayan ve bu hain girişimde bulunanların çoğunu tanıyan Emekli Kurmay Albay olarak size yardımcı olabilirim." Okurlarımıza teşekkür ediyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER