Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MAHMUT ÖVÜR

Öcalan-Baydemir gerilimi

12 Eylül referandumu öncesinde Kürt siyasetinde başlayan ayrışmanın birçok örneği görüldü ama en çarpıcısı Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in yaptığı açıklamaydı: "Silahlı mücadele miadını doldurdu!"
O sırada Habertürk televizyonunu pür dikkat izliyordum. Biraz sonra telefonum çaldı.
Baydemir
'in o sözlerini dinleyen deneyimli bir siyasetçi arıyordu. Hemen söze girdi:
"12 Eylül referandumu Kürt siyasetini de etkiledi. Bu sözler Kürt siyasetinde taşları yerinden oynatacak yeni bir döneme işaret ediyor. Öcalan ve Kandil bu açıklama karşısında sessiz kalmaz..."
Araya girip sordum: "Peki, ne yaparlar?" Cevabı daha da netti:
"Siyasi inisiyatifin ellerinden gitmemesi için her şeyi yaparlar. Baydemir'i istifa bile ettirebilirler."
Önceki gün Öcalan'ın açıklamasıyla tam da böyle bir sürece girdik. Kimse arka planda ne olup bittiğini tam bilmiyor ama ortaya çıkan fotoğraf da çok flu değil. Olup bitene birkaç pencereden bakılabilir. Daha önce de yazdım, KCK Davası nedeniyle gittiğim Diyarbakır'da Ahmet Türk'le konuştuğumda çok önemli bir ayrıntıya dikkat çekmişti. Etnik sorunların yaşandığı ülkelerin aksine Kürt siyasetinde ters bir yapılanma vardı.
Silahı elinde tutan güç, sivil siyaseti belirliyordu.
Bugün Baydemir ekseninde ortaya çıkan sertleşmenin temelinde bu güç savaşı vardı.
Bir başka etken ise Türkiye'nin sivilleşmesiydi. Ahmet Altan'ın dediği gibi "Türkiye vesayet sistemini kırıyor."
Darbe girişimleriyle adı anılan askerlerin yargı önüne çıktığı, bürokratik kurumların değiştiği, siyasi partilerin altüst olduğu bir Türkiye söz konusu... Türkiye'deki bu değişimin Kürt siyasetine yansımaması düşünülemez.
12 Eylül referandumu öncesi Kürt sivil toplum örgütlerinin öne çıkması bu sürecin ilk adımıydı.
Öcalan'ın müdahalesi işte bu sürecin ardından gündeme geldi.
BDP içi ve çevresini sarsacak bu açıklamaların bam teli ise Öcalan'la Osman Baydemir arasındaki ilişkiydi...
Şimdi değil, daha başından beri bu ikilinin ilişkisi sıkıntılı ve gerilimliydi... Açıklamalardan sonra özellikle çok sayıda Diyarbakırlıyla konuşup nabız tutmaya çalıştım.
Oradan gelen bilgilere göre bu gerilimin geçmişi Öcalan'ın 1999'da yakalandığı günlere kadar uzanıyor.
Öcalan'ın yakalanmasından sonraki açıklamalar Kürt siyaset çevresinde çok tartışıldı ve eleştirildi.
O yıllarda Baydemir'in bu açıklamalara temkinli yaklaştığı ileri sürülüyor.
Peki, buna rağmen nasıl belediye başkanı oldu?
Çok istenmese de bir önceki yönetimin kötü sınav vermesi ve Baydemir'in toplum tarafından sevilmesi onu bu noktaya taşıdı.
Baydemir'in hem istenmemesi hem de toplum tarafından sevilmesi Öcalan için yeterli bir nedendi ama uygun zaman gerekiyordu.
İşte ona bu fırsatı, sadece BDP çevresinde değil bütün Kürt siyaset çevresinde kafa karışıklığı yaratan "Silahların bırakılması" argümanı verdi.
Aslında Diyarbakır'da Öcalan'ın "Silahların susmasına ben karar veririm" yaklaşımı kimseyi şaşırtmış değil ama kullandığı dilin sertliği herkesi ürkütmüş durumda.
Peki, bundan sonra ne olur?
Son 30 yıldır ateş çemberi içinde yaşayan Kürt toplumu bu tür sert açıklamalara hiç de yabancı değil. Bir Diyarbakırlı şöyle diyor:
"Barış dili kullanan bir insan böyle azarlanmamalı. Legalitenin illegalite tarafından azarlanması herkesi rahatsız etti. Baydemir bunu söylemeyecek de, kim söyleyecek? Silahların konuştuğu ağır dönemleri yaşadık. Şimdi sözler kurşuna döndü. Ama bu kimseyi korkutmaz. Göreceksiniz... Sivil toplum barış çağrılarına devam edecek.
Tabii bu arada Baydemir istifa edebilir. Zaten parti içinde güvercinler- şahinler ayrımı var. Ama bu arada Öcalan da yeni bir açıklamayla düzeltme yapabilir."


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA