YAZARA MAİL GÖNDER Muhafazakârları sokağa çekmek

YAZARLAR

Gezi olayları Türkiye'de siyaseten kaybedenlerin iktidara yönelik sessiz nefretini açığa çıkarttı.
Şimdi hayatın her alanında o nefretin pervasız yansımalarını görüyoruz.
Bundan sonra yapılacak eylemlerin, siyasi rekabetle, demokratik muhalefetle bir ilgisi olduğunu da sanmıyorum. Öfke ve nefret üzerinden siyaset yapılıyor. "Sonbaharda kaos" çıkartma düşüncesi de bu nefret üzerine kurulu.
Olimpiyatların İstanbul'da yapılmamasına sevinmek de, ODTÜ'de küçük bir azınlığın cemaatlere yönelik faşizan tepkisi de hatta çözüm sürecinin sekteye uğrayacağı ihtimalini "sevinçle" kaleme alanlar da bu aklın ürünü.
Bu yaklaşım bana 60'ta başlayan 28 Şubat'la hatta 27 Nisan e-muhtırasıyla devam eden darbe ve darbe girişimleri öncesini hatırlatıyor: Kaos yaratarak iktidarı zora sokmak...
Şimdi bunu üniversiteler, futbol maçları ve Alevi hassasiyeti üzerinden sokağı ateşleyerek yapmak istiyorlar. Bir anlamda 70'lerdeki sağ-sol çatışması gibi şimdi de muhafazakâr- Kemalist sol- Alevi çatışması hedefleniyor.
Neyse ki bu darbeci sivil akla destek verecek etkili bir derin yapı yok. Ama yine de tehlikeli bir oyun oynanıyor ve bu oyuna gelmemek gerekiyor.
Bu tehlikeli oyunun en bariz örneğini önceki gün cami ile cemevini bir araya getiren projenin temel atma töreninde gördük. Fethullah Gülen'in önerisi ve Cem Vakfı Başkanı Prof.
Dr. İzzettin Doğan
'ın kabulüyle Türkiye'de ilk kez cami ile cemevinin bir arada olduğu bir proje hayata geçirildi.
Ankara'nın Mamak ilçesinde düzenlenen temel atma törenine de, birkaç yıl önce Alevi Çalıştayları'nın düzenleyicisi olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'le Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan birlikte katıldı.
Güvercinler uçuruldu ve Türkiye toplumuna sadece siyasetin değil, toplumun da bazı şeylere çözüm bulacağı gösterildi. Ancak, akıl alır gibi değil buna bile karşı çıkılıp protesto edildi.
Ve ortalık birbirine girdi.
Basın ayağı da hazırdı.
Olayları, abartarak "Mamak halkı ayaklandı" manşetiyle duyurdu. Oysa aynı haberin içinde şu ayrıntı önemliydi: "Yaklaşık bin kişilik grup, sloganlarla projeyi protesto etti."
Bir yanda milyonlarla ifade edilen sessiz Alevi kitlesi, öte yanda ortalığın karışmasını isteyen, içinde CHP milletvekillerinin de olduğu bin kişilik bir grup...
İşte geçen ay ilk ipuçlarını yazdığım "sonbaharda kaos" planı tam da bu. Protesto gerekçesi de inandırıcı değil. Olaylarla ilgili gazetelerde çıkan haberlerin tümünü dikkatle inceledim.
Bulabildiğim tek cevap şu: "Alevileri asimilasyona uğratacak bu projeyi istemiyoruz."
Bu gerekçe o kadar inandırıcılıktan uzak ki, Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Doğan Bermek ne diyeceğini şaşırıyor: "Cami ile cemevinin yan yana olmasının ne türlü bir sakıncası var bilmiyorum. 'Projeyi devlet yapıyor, Alevileri asimile etmeye çalışıyorlar' eleştirilerine katılmıyorum."
Gördüğünüz gibi Alevi kanaat önderlerinin anlamakta zorlandığı bir durum söz konusu. Açıkçası her alanda kirli bir propaganda yöntemi kullanılıyor ve daha da kullanılacak.
Anlaşılan kaosçular sandıktan ders almayana kadar da bu devam edecek.
Biraz sabır, şunun şurasında seçimlere ne kaldı ki?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.