YAZARA MAİL GÖNDER İzmir'deki değişim sancısı AK Parti'ye yarayacak

YAZARLAR

Yerel seçimlerde sürpriz sonuçların alınması ihtimali olan iki il var; Ankara ve İzmir.
Ankara, AK Parti'nin, İzmir ise CHP'nin kalesi durumunda. Geçen yerel seçimlerde AK Parti, İzmir ve Diyarbakır gibi "kaleleri" alma hamlesi yaptı ama o hamlelerden kale sahipleri daha da güçlenerek çıktı. Ancak bu kez durum biraz daha değişik görünüyor.
İzmirli, bu seçimde şehrin değişmesini isterken, Ankaralı, yönetimin değişmesini istiyor. Biri yatırıma ve hizmete hasret, öteki yeni yüzlere... İki şehrin sosyolojisi bunu öngörüyor. Peki, siyaseti böyle sonuçlanır mı? İşte bu sorunun cevabı için sokaklara ve meydanlara bakmak gerekiyor.
Ne zaman Ankara'ya gitsem, şehrin merkezinde ya da AK Parti'nin bile güçlü olduğu ilçelerde kiminle konuşsam, "Artık bir değişim olmalı" diyen insanlarla karşılaşıyorum. Bunun AK Parti veya CHP ile ilgisi yok. Hatta mevcut başkan Melih Gökçek'in yaptıklarıyla da ilgisi yok.
Gökçek'in Ankara'nın çehresini değiştirdiğini söyleyenler bile siyasi yüzlerin ve siyasi dilin değişmesini istiyor. Dinamik ve hızlı değişen bir toplum için bu durum şaşırtıcı değil.
Dönüp İzmir'e bakalım... Aynı şey daha fazlasıyla orası için de geçerli. İzmir, Türkiye'nin üç büyük ilinden biri ama sadece nüfus olarak. 16 Mart Pazar günü Başbakan Erdoğan'ın mitingine büyük bir katılım olması, kordonda insan selinin yaşanması "Acaba İzmir'de bir şeyler mi oluyor?" sorusunu akla getirdi.
AK Parti iktidarı döneminde siyasi kutuplaşmanın şehri haline getirilen bir İzmir var. İzmir bu dönemde bırakın şehircilik açısından demokrasi ve özgürlüklerin hayat bulması açısından da iyi bir sınav vermedi. Zaman zaman uç noktalara savrulan siyasi tepkilerle anılmaktan kurtulamadı. Küresel dünyayla buluşma, yeni ekonomilere açılma ve şehircilik alanında da kendisini aşmadığı gibi yanı başındaki Denizli'nin bile gerisinde kaldı.
İşte bu gerçek, siyasi kutuplaşmaya ve giderek yoğunlaşan gerilime rağmen İzmir'de alttan alta süren derin bir değişim sancısı yaşandığını gösteriyor. Bu sancıyı, CHP'lilerin bile 12 yıllık AK Parti iktidarının en başarılı bakanı bulduğu eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın İzmir adaylığı daha da hızlandırdı Optimar Araştırma şirketinin şubatın ilk haftasında yaptığı araştırma da bunu doğruluyor. Yüzde 63.4 ile en başarılı bakanı seçilen Yıldırım'ı beğenen CHP'lilerin oranı yüzde 38.
İzmir'de AK Parti mitinginin kalabalık olmasına sağlayan bir şey de 17 Aralık operasyonu... Bu operasyonla açığa çıkan, AK Parti-Gülen Cemaati kavgasında Gülen'in geçmişi nedeniyle İzmir'in özel bir yeri var. İzmirliler, Fethullah Gülen'in İzmir'den yola çıkıp Türkiye'ye yönelik girişimlerin içinde yer almasına beklenenden daha sert tepki veriyor.
İlginçtir, sadece Milli Görüş çizgisinden gelenler değil, geçmişte merkez sağa oy veren milliyetçi-laik şehirliler dahil hepsi, cemaat karşısında AK Parti'nin yanında yer alıyor. Onlar, kapalı, bilinmez ve hesap sorulamaz bir cemaat yerine sandıkta hesap sorabileceği bir AK Parti'yi tercih ediyor. Ve şunu da ekliyor: "Cemaati AK Parti güçlendirdi şimdi onunla hesaplaşmak istiyorsa bir şans verilmeli. Bu hesaplaşmayı da ancak o yapar."
Başbakan Erdoğan'ın İzmir mitingindeki insan seliyle İzmirlinin değişim sancısı arasında pozitif bir bağ var. Bakalım AK Parti bu bağı doğru değerlendirebilecek mi? Aynı şeyi Ankara'da CHP yaparsa ortaya gerçekten ilginç bir durum çıkar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.