YAZARA MAİL GÖNDER "Paralel Yapı'yı AB'ye anlatacağız"

YAZARLAR

Lizbon

Portekiz'le başladım çünkü AB'nin en batısındaki ülkeye en doğusundan selam getirmek istedim."
Bu sözler yeni hükümetin AB Bakanı Volkan Bozkır'a ait...
Bozkır'la Portekiz'in başkenti Lizbon'dayız.
Müzakere süresi en çok uzayan ülke Portekiz. Yedi yıl...
AB'nin genetiğini iyi bilen, diplomat kökenli siyasetçi Bakan Bozkır, Portekiz'in müzakere hikayesinden öğrenecek çok şey olduğunu söylüyor.
Bozkır, arkasında iki önemli seçim başarısını geride bırakan bir hükümetin bakanı olmanın rahatlığıyla konuşuyor.
"Yeni Türkiye"nin AB'yle kurulan ilişkileri daha da geliştireceğine umutla bakıyor ve önemli tespitler yapıyor.
"AB ile ilişkilerin yavaşladığına dair algı yanlış... Fasıl açma olaylarının çok yavaş gitmesi bir duraksama olduğu yönünde kanaat oluşmasına neden oldu ama gerçekte tablo bu değil. 2016 yılı ortalarında biz tüm fasılları açmış ve AB'ye hazır hale gelmiş olacağız."
Bakan Bozkır, fasıl açılsa da açılmasa da Türkiye'nin kendisi için reformlara devam ettiğini ve ciddi aşama kaydettiğini söylüyor. Gözler ekim ayında açıklanacak ilerleme raporuna çevrilmişken, Bozkır, "Ön kapatan değil, ön açan bir rapor olmalı, üslup da çok önemli" uyarısında bulundu.
AB ülkeleriyle Türkiye arasında en çok merak edilen vize meselesine de açıklık getiriyor. Şöyle diyor:
"Devletler arasında dostluk da düşmanlık da olmaz. Devletlerin çıkarları vardır. Vizenin kalkması da ortak çıkarların bir gereği olarak gerçekleşecek. Çünkü Avrupa yaşlı, oysa Türkiye güçlü askeri yapısı, enerji koridoru olması ve dinamik yapısıyla bölgenin etkin ülkesi... AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı var. Tabii bu kadar yıl kaldırmayan AB son aşamada kaldırmaya karar verdiyse birdenbire olmaz ama 2017'de kalkar..."
AB'nin lokomotif ülkesi Almanya'ya ilişkin de çarpıcı bir tespit yapıyor: "Almanya kişisel nedenlerle Türkiye karşıtı görünüyor olabilir ama bizim için önemli olan devletlerdir, Fransa bunun güzel bir örneği. Başka bir yönetimle Almanya da farklı noktaya gelebilir. Şu aşamada Almanya, Kıbrıs sorununun arkasına saklanıyor. Kıbrıs sorunu çözülürse ben Türkiye'nin daha kazançlı olacağını düşünüyorum."
Son 15 ayda Türkiye'nin Gezi'yle başlayan, 17-25 Aralık operasyonlarıyla yoğunlaşan ve HSYK üzerinden süren kuşatmaya karşı AB'nin tavrını nasıl değerlendirdiğini soruyoruz.
Bakan Bozkır şöyle diyor:
"Türkiye algı yönetimine rağmen 15 aydır büyük badireler atlattı. Gerçek demokrasiye doğru millet faktörü devreye sokularak bu oyunu Türk milletinin kazanmasına yol açtı. Bunun bir daha tekrarlanması söz konusu değil, Türkiye, bu kargaşanın müsebbibi olan mekanizmaları ıslah etme mecburiyetinde. Bu da gerçekleşiyor."
Bir başka merak edilen konu ise "paralel yapı" ile mücadelenin AB ülkelerindeki yansımalarıydı. Bozkır'a göre, Türkiye bir vesayet rejiminden kurtuldu, başka bir tehdit unsurunun gölgesinde geleceğini planlayamaz..."
Bozkır, yargının milletin iradesine saygılı kuvvetler ayrılığına gerçekten bağlı olması gerektiğine vurgu yapıyor ve şöyle diyor:
"Taraf tutan tarafsız olamaz. Bir takımın formasıyla maça çıkmış hakem olmaz... AB'nin paralel yapıyla mücadeleyi kolay anlayamayacağı çok açık... Çünkü bu ülkeler böyle bir sıkıntıyla karşılaşmadı. Ama bizim işimiz bu mücadeleyi anlatmak..."
Peki, yeni dönemde Türkiye'nin AB stratejisi ne olacak? Bozkır, bu stratejiyi "küçük küçük ama her adımın karşı tarafta yansıyacağı bir strateji" olarak açıklıyor.
Bakan Bozkır'ın, önümüzdeki hafta Strasbourg ve Brüksel'de yapacağı görüşmeler bu açıdan büyük önem taşıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.