YAZARA MAİL GÖNDER Kafkaslar'ın 'Arap Baharı'ndan çıkardığı ders

YAZARLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkmenistan gezisi ağırlıkla ekonomik ve ticari görünse de arka planında kuşkusuz demokrasi ve demokratikleşme meselesi de var. Olması da gerekiyor çünkü sadece Türkmenistan'da değil, bütün bir Kafkasya'da derin bir demokrasi sorunu yaşanıyor.
Bölgenin hangi ülkesine giderseniz gidin oradaki otoriter havayı hissetmemek mümkün değil. Siyasi alanda farklı partiler olsa da "tek parti, tek adam" yönetimi hayatın her alanında kendini hissettiriyor.
Aslında demokratikleşme tarihleri de çok yeni... 1991'de Sovyet sisteminden ayrılan ve henüz "çocukluk" çağını yaşayan ülkeler.
Ekonomide hızlı yol almalarına rağmen, demokratikleşmede mesafe kat edilmiş değil.
İşte bu noktada, Afrika'dan Ortadoğu'ya uzanan ve eski sistemi sarsan "Arap Baharı" onlar için ciddi bir uyarı ve şans oldu.
Gerçi Arap Baharı, küresel güçlerin desteğiyle bastırıldı ama yarattığı dalgayı kimse görmezden gelmiyor. Bu açıdan Suriye'nin sonu belirsiz bir iç savaş yaşaması ibret alınacak bir örnek olarak ortada duruyor.
Peki, Türkiye, yakın dost saydığı Türkmenistan gibi ülkelerle ilişkisini sadece ekonomi üzerinden mi yürütüyor yoksa demokrasi konusunda da dostça uyarısını yapıyor mu?
Türkmenistan gezisinde konuştuğum bir akademisyen şöyle diyordu: "Türkiye bu konuda hem kardeş ülkelere hem de komşularına sürekli tedrici değişimi ve demokratikleşmeyi hayata geçirmelerini öneriyor. Bu gezide daha net gördüm Türkmenistan, Arap Baharı'ndan ders almış görünüyor. Biz de bu doğrultuda destek oluyoruz."
Dikkate alırlarsa ekonomideki sıçrama, demokratikleşmeyle daha da kalıcılaşır.

'Atavatan Türkmenistan'

Geziye çok sayıda işadamı da katılmıştı.
Kimi uzun yıllardır orada iş yapıyor kimi de yeni ilişkiler kurmak için bir başlangıç arıyordu. İşadamları Ahmet Çalık, Cemal Kalyoncu, Erman Ilıcak, Mehmet Nazif Günal, Mehmet Cengiz, Ali Kibar; örgüt temsilcileri TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, DEİK Başkanı Ömer Cihad Vardan, MÜSİAD Başkanı Nail Olpak, Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Mithat Yenigün, Uluslararası Nakliyatçılar Derneği Başkanı Çetin Nuhoğlu dikkat çeken isimlerdi. Türkmenistan'ın kalkınmasında Türkiyeli işadamlarının rolü çok büyük. Daha Sovyetler'den ayrılır ayrılmaz, 1992'de oraya giden ilk Türk işadamlarının Türkmenistan'ın bugünkü noktaya gelmesinde ciddi katkıları var. Bu yüzden kendilerini Türkmenistan'ın bir parçası sayıyorlar.
Ülkeye ilk giden işadamlarından Ahmet Çalık şöyle diyor: "Devletler de insan gibidir.
Çocukluk, gençlik ve olgunluk dönemleri var. Türkmenistan çok genç bir cumhuriyet.
Çevresindeki sorunlu ülkeler dikkate alındığında adeta Türkiye gibi sakin ve istikrarlı bir liman.
Bunu hızlı kalkınma ve değişime ayak uydurarak sürdürmek istiyor. O zor günlerden buralara nasıl gelindiğini iyi bilenlerden biri olarak Türkmenistan'ın geleceğini çok aydınlık görüyorum...
Türkmenistan bizim atavatanımız."
Tabii bu ilişkide Türkmenistan yönetiminin Türklere sıcak yaklaşımının hakkını teslim etmek gerekiyor. Bir işadamı 90'lı yılları hatırlatarak şöyle diyor: "O yıllarda Türkmenistan zor durumdaydı. O zaman Türkiye'den 25 milyon dolar tutarında bir buğday yardımı istediler ama Türkiye bunu yerine getirmedi.
Bu Türkiye için küçük, Türkmenistan için ise büyük bir şeydi. O yardım yapılsaydı ilişkiler çok daha farklı olurdu. Allah'tan son yıllarda hükümetimiz aynı hataya düşmüyor ve ilişkiler çok iyi."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.