YAZARA MAİL GÖNDER 'IŞİD saldırdığı gece yardım gönderdik'

YAZARLAR

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun iki günlük Bağdat ve Erbil ziyareti çok yoğun ve hızlı geçti. Bu ziyaret, son birkaç yılda Bağdat'la ilişkilerin askıya alınması, Erbil'le ilişkilerin ise DAEŞ saldırısı nedeniyle yaralanacağı ihtimali yüzünden önemli ve kritik bir ziyaretti.
Başbakan Davutoğlu, bu ziyaretlerde sadece devlet ve hükümet yetkilileriyle değil, sivil toplum önderleriyle de görüşerek bölgeyle ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını araladı. İstanbul'a dönerken, Başbakan Davutoğlu, Türkiye-Irak Kürdistanı ilişkilerinin önemine vurgu yapıyor ve yürütülen algı operasyonlarına rağmen bu ilişkinin tarihsel derinliğine dikkat çekiyordu. İşte Başbakan Davutoğlu'nun ana uçağında hem geziye ilişkin hem de diğer sorulara verdiği cevaplar:
Barzani ile görüşmede gündem IŞİD (DEAŞ) miydi?
Bugün Erbil'e yaptığımız ziyaretin, bir ayağı Neçirvan Barzani'ydi. Neçirvan Barzani'yle ekonomi konuştuk. Mesud Barzani ile baş başa bütün bu güvenlik, IŞİD, PKK ve bölgedeki değişiklikleri analiz ettik. Güvenlik boyutunda bizim kadar Kuzey Irak'ta mevcudiyeti olan yok. Mesud Barzani'ye de söyledim, Kuzey Irak bizim için önemlidir. Musul, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattı bizim ulusal güvenlik hattımızdır. Burada olan her şey Türkiye'yi etkiler. İnsani açıdan yaptıklarımız büyük bir başarı hikayesidir. Öyle bir hava var ki Türkiye Türkmenlere ve Ezidilere sahip çıkmadı algısı oluşturuluyor. Halbuki bir kampın üzerinden gittik, cıvıl cıvıl insanlar, son derece tertemiz koşullar söz konusuydu.
Sonra başka bir yeni kampa gittik, orada bizim Türkmenler ve Ezidiler karşıladı, şiirler okudular.
Galiba ilk defa böyle bir ziyaret oldu?
Türkiye'nin gücü işte burada ortaya çıkıyor.
Artık tek boyutlu bir güç değil Türkiye. Siyasi ağırlığı var, diplomatik ağırlığı var, insani operasyonlarla getirdiği vicdan ağırlığı var ve ekonomik ağırlığı var. Belli dönemlerde bu gücün farklı boyutları ortaya çıkıyor. Irak'ta istikar varken bunun ekonomik gücü öne çıkıyor. Bir sıkıntı varsa insani gücümüz öne çıkıyor. Irak'ta bir siyasi kriz varsa siyasi kapasitemiz öne çıkıyor. Daha önce Cumhurbaşkanı'nın seçilmesi konusunda siyasi aktörlerle görüşüp Sünniler arasındaki krizi giderdik. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı kilidini biz çözdük. Bütün Erbil sokakları Türk bayraklarıyla donatılmıştı. Neçirvan Barzani'ye bunu söyleyince 'Efendim burayı işgal ettiniz' dedi.
Ben de 'işgal değil re entegrasyon' dedim (gülüyor).
Biz Kuzey Irak'la olumlu bir politika izlemeseydik şu anda Türkiye Barzani'yle konuşmaz, adını anamazdı. Benim siyasette kalma nedenlerimden biri budur. 2007'de siyaseti bırakıp gidiyordum.
Dağlıca'yla bu karardan vazgeçtim.
28 Şubat 2008'de biz oraya askeri operasyon yaparken ben özel bir misyonla buraya geldim.
Kubad Talabani'nin ofisinin arkasında Neçirvan Barzani'yle gizlice görüştük. Ve Talabani'yi Türkiye'ye getirdik. Şimdi nerden nereye geldik. Bölgede askeri varlığımız var mı?
Bagrami üssümüz var. 2008'de operasyon sürerken bana bir bilgi geldi. O sırada da Şam'daydım. Dediler ki 'Şu anda Türk askeriyle peşmerge birbirine silah çekiyor...' MGK yapılıyordu, Şam'dan MGK'ya not gönderdim.
Başbakan'a ve Cumhurbaşkanı'na... Oralardan buralara geldik.
IŞİD Erbil'i tehdit ettiğinde Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne destek olmadığınız şeklinde iddialar var. Ne diyorsunuz?
IŞİD saldırdığı gece Neçirvan Barzani aradı, destek istedi. Biz o gece yardım gönderdik.
Fakat biz o zaman bunu söylemedik. Malum konsolosluk görevlilerimiz için çaba sarf ediyorduk. 'Yardımı göndereceğiz ama bunu ilan etmeyeceksiniz' dedik.
Tunceli ziyaretinizde Alevi meselesinde ne söyleyeceksiniz?
Kongre ve seçimlerde tüm vilayetleri gezeceğimi söyledim. Bazı vilayetler öne alındı. Tunceli öne alınmasını istediğim vilayetlerden biriydi.
Orada bazı mesajlar vereceğim.
Ziyaretin politik bir anlamı var mı?
Bunun politik bir anlamı var. Politik anlamı olan başka ziyaretlerim de olacak. Bizim bir şekilde kendisini toplumsal anlamda daha dışarıda demeyeyim ama mağdur hisseden hangi kesimler varsa hepsinin yeni bir toplumsal aidiyet oluşturacak bir vatandaşlık kavramı ve onun içinin doldurulması gerekiyor. Bunu anlatacağım. Ve Tunceli'ye bir hediyem de olacak.
Seçim geliyor, seçim sürecinde muhalefet liderleriyle bir programa çıkmayı düşünüyor musunuz?
Televizyon programı yok... Daha önce böyle bir niyetim vardı, yeni yasama yılının başında beni aramalarını bekledim, nezaketen bunu yapmaları lazımdı aslında. Kılıçdaroğlu beni arayıp tebrik etmedi. Kongre sonrasında, ben arayıp tebrik ettim. Aslında herkesle görüşürüm ben.
Ancak HDP 6-7 Ekim'de öyle bir tavır alınca tansiyon yükseldi. Yoksa ben herkesle konuşurum.
Dışlayıcı bir tavır içinde olmam. Fakat siyaseten herkesin de bir nezaket içinde olması lazım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.