YAZARA MAİL GÖNDER Çatışmanın son Newroz’u

YAZARLAR

Çözüm sürecinin üçüncü Newroz'u için Diyarbakır'dayım... Newroz'un yapıldığı alana akın akın gelen kalabalıkla birlikte zar zor giriyorum.
Umutlu ama siyasi beklentisi yüksek bir kitle var. Bebek arabalarıyla gelenlerden, yaşlısına, kadınlardan gençlere herkesin gözü kulağı Öcalan'ın platformdan okunacak "barış" çağrısında...
O çağrıyı beklerken, bir süre meydanı dolaşıyorum... Mahşeri kalabalıktaki ve siyasi aktörlerdeki ikili ruh hali dikkatimi çekiyor.
Bir yanda barış ortamına "nazar değmesin" diyecek kadar bir hassasiyet var, öte yanda kürsüden çözüm sürecinin "ruhu"yla örtüşmeyen yükseltildikçe yükseltilen siyasi mesajlar var...
Kritik bir zamanın eşiğindeyiz... O meydanı gezerken, bir an çözüm süreci karşısında pozisyon alan muhalefet partilerinin bu gerçekle yüzleşmeleri gerektiğini düşünüyorum. Gelmeliler. Gelseler belki o zaman "çözüm süreci"nin Türkiye'nin geleceği ve bölge için ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlarlar...
O meydanı görmeden, sorunun hangi noktaya geldiğini anlamak mümkün değil.
Saat bire yaklaştığında beklenen an geliyor.
Kürsüye çıkan HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Öcalan'ın mesajını önce Kürtçe Pervin Buldan'ın okuyacağını söylüyor.
Buldan'ın kötü Kürtçesine rağmen meydan Öcalan'ın sürece ilişkin söylediklerinin özünü anlıyor.
"Süreç devam edecek, silahlı mücadele son bulacak..." Türkçesini Sırrı Süreyya Önder okuyunca mesaj çok daha net anlaşılıyor.
Öcalan bir kez daha Dolmabahçe'de ortaya çıkan iradeye vurgu yapıyor ve çok tarihi bir açıklamanın altını çiziyor:
"PKK'nin Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı yaklaşık kırk yıldır yürüttüğü silahlı olan mücadeleyi sonlandırmak ve yeni dönemin ruhuna uygun siyasal ve toplumsal strateji ve taktiklerini belirlemek için bir kongre yapmalarını gerekli ve tarihi görmekteyim."

Milyonların Diyarbakır meydanında pür dikkat ve sessizce dinlediği metinde, silahlı mücadeleye son verileceği dile getirilirken, çok anlamlı ve içeriği özellikle siyasi kadrolara yönelik önemli mesajlar da vardı.
Daha önce dile getirdiği "Ortak Vatan" çağrısını bu kez "Ulus devletler ve emperyalizm" üzerinden anlattı:
"Kapitalist emperyalizmin son 2 yıllık özelde son 100 yıllık gerçeği şudur. Ulus devlet temelinde etnik kimlikleri içe kapatıp birbirine düşman etmek. Böl Yönet politikası..."

Kobeni'ye selam gönderen Öcalan'ın DAEŞ (IŞİD)'e yönelik tespitleri de ezber bozacak nitelikteydi:
"Bilmeliyiz ki Ortadoğu üzerindeki emellerinden vazgeçmeyen Emperyalist güçlerin yol açtığı son zorbalık IŞİD görüntüsünde ortaya çıkmıştır. Barbarlığın bile anlamını zorlayan bu örgüt, kadın çocuk demeden, Kürtler, Türkmenler, Araplar, Ezidiler ve Asuri- Süryaniler başta olmak üzere bütün bölge halklarına ve inançlarına dönük vahşice katliamlar sergiledi."

Gelelim Öcalan'ın 2015 Newroz konuşmasının belki de en yeni ve ilginç yaklaşımına... Son dönemde çok tartışılan Süleyman Şah Türbesi'nin taşındığı toprakları kasteden Öcalan şöyle diyordu:
"Eşme ruhunu halklarımız arasında yeni tarihin sembolü olarak selamlıyorum."

Newroz kutlamaları, Kürt siyasetlerinin "kimlik" mücadelesinde önemli yer tutuyor. 70'li yıllardan beri bu böyle... Ama son üç Newroz'u farklı bir yere koymak gerekiyor. Bunlar barışa giden yolu açan Newroz'lar oldu. Dünkü ise çatışmacı dönemin son Newroz'uydu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.