Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Seçim sürecine girerken toplumsal hareketlenme de hızlandı. Toplum artık, gerilim, terör ve ateşkes arasına sıkışan bir hayat istemiyor. Hukuk, adalet, istikrar ve huzur istiyor. Bunu isterken de pasif değil daha aktif bir rol üstlenecek görünüyor. Ankara'da milyonların katıldığı mitingle İstanbul'da yapılacak olan teröre karşı miting bunun ilk işareti.
Bu hareketlenmenin 1 Kasım seçimlerine nasıl yansıyacağı merak ediliyor. Merak edilen ve kaygı duyulan bir başka şey ise seçime, terörün can almayı sürdürdüğü bir zeminde gidiliyor olması. Bu açıdan kritik bir seçim sürecine giriyoruz. Ama bu seçimleri kritik yapan sadece terörün devsam ediyor olması değil, o terörle hedeflenen ülkenin kaderi.
Bir anlamda ya siyasetle yolumuza devam edecek, çok yönlü kuşatmayı aşacağız ya da o çok dillendirilen "darbe dinamiği" devreye sokularak ülke kaosa sürüklenecek. Yani hem ülkenin hem de siyasi partilerin kaderini yakından ilgilendiren bir seçime gidiyoruz.
Peki, bu seçimlere katılacak partilerin durumu ne? Sokağın nabzı, AK Parti ve CHP'nin oy artıracağını, MHP ve HDP'nin ise oy kaybedeceğini gösteriyor. Bu sonuç sürpriz değil. 7 Haziran sonrası yaşanan deneyim, özellikle MHP ve HDP'nin siyaseti kilitleyen rol oynamaları, toplumu yeni bir karar aşamasına getirdi. Zaten siyasi tablo bu iki partinin oy artışıyla değişmişti. Büyük ölçüde AK Parti'den giden bu oyların nedeni de çözüm süreciydi. Yüzde 3'lük milliyetçi seçmen MHP'ye, yüzde 6'lık bir seçmen kitlesi de HDP'ye yönelmişti.
Kuşkusuz bu yönelmede Kobani gibi dış faktörlerin, Paralel ve Doğan Medyası üzerinden yürütülen Cumhurbaşkanı Erdoğan düşmanlığı gibi iç faktörlerin de etkisi var. Ama en belirleyici olan hiç kuşkusuz, çözüm sürecinin sürmesine ve sorunların siyasetle çözülmesine olan inançtı. 7 Haziran sonrası bu inanç sarsıldı ve tam tersi oldu. Çünkü devreye Kandil girdi ve terörü tekrar başlatarak siyaseti ve arkasında 6 milyon seçmen olan HDP'yi etkisiz hale getirdi.
MHP ise bambaşka bir hesapla aldığı yüzde 3'lük oy artışını siyasetin önünü açmak için değil, tam tersine kilitlemek için kullandı. Bu durum, tabloyu değiştiren seçmende küskünlüğe yol açabileceği gibi merkez partilere yani AK Parti ve CHP'ye yönelmeyi de sağlayabilir. Partilere yönelme ihtimali daha güçlü görünüyor. Ayrıca CHP çevresinden HDP'ye gittiği varsayılan yüzde 1'lik oyun geri dönmesine de kesin gözüyle bakılıyor.
Bu yüzden 1 Kasım seçimleri aynı zamanda siyasi partilerin kaderinin de belirlendiği bir seçim olacak. Böylece, oylar AK Parti ve CHP'de toplanarak birbirine alternatif, iki partili bir sistemin önü açılacak.
Bu arada bu tezi güçlendiren bir başka gelişme daha var: bazı küçük partiler sahadan çekiliyor. Örneğin daha çok Güneydoğu'da faaliyet gösteren Hüda-Par, bu seçimlere katılmıyor. Hüda-Par, Batman, Diyarbakır ve Bingöl gibi şehirlerde yüzde 4'e yakın oy aldı. Bu oran, genelde sonucu değiştirmese de bazı şehirleri etkileyecek.
Toplum, siyasetin itibar kazanmasını, istikrar ve huzurun sağlanmasını ve tüm eleştirilere rağmen çözüm sürecine geri dönülmesini istiyor.
Bu noktaya ve 1 Kasım seçimlerine sağlıklı gidişin yolunu da, teröre karşı hukuk içinde yürütülecek mücadele açacak

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER