YAZARA MAİL GÖNDER Generalleri özleyen aydınlar

YAZARLAR

Türkiye'ye yönelik içeriden ve dışarıdan çok yönlü saldırılar, algı operasyonları bitmek bilmiyor. Biri biterken öteki başlıyor. Şu son manzaraya bakın, Sur'da, Cizre'de, İdil'de terör siyaseti iflas ederken şimdi devreye "sivil toplum" sokulmak isteniyor.
İyi de, aylardır o mahalleler yakılıp yıkılırken onca acı yaşanırken nerelerdeydiniz? HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, sanıyorum ikinci 6-8 Ekim vandalizminin peşinde. Ama bu kez halk izin vermeyecek.
Tabii sadece PKK-HDP hattı aktörleri değil, şu sıralarda yine o bildik, "AK Parti gider" hayallerine kapılanlar var. Paralelcisi, solcusu, vesayetçisi, milliyetçisi dört bir yandan pusuya yatmış, Türkiye'yi yönetilemez göstermek için her şeyi yapıyor. Ama hâlâ umutsuzlar ki, Metin Münir gibi "Generalleri özlediniz mi?" başlıklı bir yazı yazıp şu utanç cümlelerini kurabiliyor:
"Farkında değildik. Ama Türkiye'de bir tek gerçek muhalefet partisi vardı. O da ordu idi. Ordu siyasetteki hâkim pozisyonunu kaybedince Türkiye muhalefetsiz kaldı. Hadi sağ elimle sol kulağımı tutmadan söyleyeyim: Eğer ordu eski gücünde olsaydı Erdoğan çoktan devrilmiş, AKP kapatılmış, küçük dağları yaratan birçok AKP'li Can Dündar ve Erdem Gül'ün içtiği zehri tatmak üzere hapishaneleri doldurmuştu."
Utanç verici bir savrulma... Daha önce de demokrat ve sosyalist olduğunu bildiğimiz bir kısım aydının darbe özlemine tanık olmuştuk ama bu kadar çirkinini ilk kez görüyoruz. Yazının sonunda "ben orduyu tercih etmem" demesi ne yazık ki bu rezilliği örtmeye yetmiyor.
Türkiye'nin şanssızlığı bu yazarlara ve bu yazarlardan beslenen bir muhalefete sahip olması. Muhalefetin durumu da ülkesini şikâyet eden, şiddetten medet uman akademisyenlerinden, darbeleri özleyen yazarlarından farksız değil. Birbirini besleyen kısır bir döngü bu. Hepsi de "Yüzde 95 oy alsanız da bu ülkeyi yönetemezsiniz" diyen zihniyetin versiyonları. Tezlerini doğrulatmak için de Türkiye düşmanlığı dahil her şeyi yapıyor.

Alevi meselesi ve Mürşit Ocakları

Bu statükocu aydın ve siyasetçileri bile bu kısır döngüden, büyük olasılıkla yine değişimin öncülüğünü yapan AK Parti çıkartacak. Şu sıralarda AK Parti iki büyük çalışmayı at başı yürütüyor. Yeni bir anayasa ve Alevi meselesinin çözümü... Anayasa konusu belki biraz zaman alacak ama Alevi meselesinin çözümü an meselesi. Martta önemli gelişmeler bekleniyor.
Bir süre önce, AK Parti Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler biriminin Başkan Yardımcılığı görevine Alevi işadamı, gazeteci Yalçın Özdemir getirildi. Özdemir'in o göreve getirilmesi yeni bir başlangıcın işareti. Özdemir, gelinen noktayı şöyle özetliyor:
"Bu göreve geldikten sonra Türkiye'nin dört bir yanından Alevi dedeleri ve akademisyenler sürekli bana geliyor. Hepsinin beklentisi aynı, bu sorun bir an önce çözülmeli. Türkiye'ye ve AK Parti'ye yönelik kuşatmayı etkisiz kılmak açısından da bu önemli bir adım."
Peki, ne yapılacak ve ne zaman yapılacak? Özdemir bunun formülünün bulunduğunu söylüyor: "Aslında yapılması gereken 1925'te çıkartılan 677 sayılı devrim yasasının değiştirilmesi. Ancak bu mümkün görünmüyor. Ama başka bir yol daha var; O yasayla dede, pir, dergâh gibi kavramlar yasaklanmış ama 'mürşit' unutulmuş. Bu bir fırsat.
Mürşit Ocakları adıyla yasal bir statü getirilirse cemevleri meselesi de halledilmiş olur. Bunu gerçekleştirmek zorundayız. Aksi halde bütün cemevleri Gazi Mahallesi'ndeki gibi illegal örgütlerin lojistik merkezi haline gelir. Martta bu mesele halledilmiş olacak."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.